🐽 Anne Karnında Bebeğin Kafa Çapı
Bebeğinanne karnında gerçekleşen bu embriyolojik gelişiminin üç farklı evrede gerçekleştiği bugün bilinmektedir. Ancak uzun yıllar süren araştırmalar neticesinde, günümüz teknolojisi ile ulaşabildiğimiz bu bilgi bundan 1400 yıl önce Kuran’da haber verilmiştir. Bu bilimsel gerçek bir ayette şöyle bildirilmektedir:
Şuanda, bebek annenin karnında hızla büyüyor! Bu süre zarfında annem bebeğin karnının içinde hareket ettiğini ve tekmelediğini hissedebiliyor. 60 - 64 mm, dB (uyluk uzunluğu) - 33.1 - 35.3 mm, SJV (karın ortalama çapı) - 49.3 - 52.5 mm, SDGC (göğsün ortalama çapı) - 43.2 - 46.4 mm, plasenta kalınlığı - 25 - 26 mm
Angajman yani bebeğin dünyaya gelmek için anne karnında geçirdiği 9 ayın sonlanışını son evrenin, doğumun başlangıcı Biricik bebeğiniz artık dünyaya gelmeye hazır ve
Annekarnında bebeği enfeksiyonlardan koruyan en önemli faktör, anneden bebeğe kan yoluyla geçen immünoglobin olarak adlandırılan bağışıklık öğeleridir. Fetüs gebeliklerin ilk 3 ayında tamamen savunmasızdır, anneden geçecek pasif bağışıklıktan yararlanamaz.
Gebeliğinileri aylarında (2-9 ay arasında) kalp atımı yoksa bebek anne karnında ölmüştür. Ölü gebeliğin çok çeşitli nedenleri olabileceği gibi çoğu zaman görünen hiçbir neden bulunamaz. Bebekte genetik kromozomal bir anomali, çeşitli enfeksiyonlar, kanama gibi durumlar anne rahminde bebeğin kaybedilmesine yol açabilir.
Ultrasongörüntüleme tekniklerinden biri olan renkli doppler, damarlardaki kan akışını tespit etmekte kullanılır. Yüksek frekanslı ses dalgaları ile görüntülenen damarlarda, kan akışı izlendiği gibi daralmaya neden olan etkenler de gözlenir. Beyin, karaciğer, genital organlar, boyun, kol ve bacak gibi vücudun birçok
Bebeğinuyluk kemiği (FL),karın çevresi ( AC) ve kafa çapı BPD ölçümlerine bakılarak kilosu ortalama olarak otomatikman hesaplanabilir. Şu bilinmektedir ki, bebek iyice olgunlaşana kadar anne karnında kaldığı fazladan birkaç saat bile onun için çok değerlidir.
LeHA. Hamilelik döneminde bebeğin sağlıklı bir şekilde gelişimini takip edebilmek amacıyla ultrason yöntemi ile bebeğin kilosu hesaplanabilmektedir. Anne karnında bebek kilosu hesaplama tabii ki tartı ile bebeğin kilosunun ölçülmesi gibi olmamaktadır. Ultrason ile bebeğin kafa çapı, bacak boyu ve karın çevresi gibi ölçümler yapılmakta, böylece tahmini olarak bir kilo hesabı tahmin ise günümüzün teknolojisi sayesinde ultrason cihazlarında yüklü olan bir program tarafından hesaplanmaktadır, yani hata payı da oldukça düşüktür. Tahmini fetal ağırlık olarak adlandırılan bu ölçüm sonuç raporlarında EFW Hadlock ismi ile belirtilmektedir. Burada bebeğin tahmini kilosu hesaplanırken rahim içerisindeki amniyo sıvısı, bebeğin pozisyonu, bebeğin doğum kanalına girmiş olması gibi etmenler kesin bir sonuç elde edilmesini engelleyebilmektedir. Bu nedenle anne karnında bebek kilosu hesaplama tahmini bir değerdir. Bebek anne karnındayken kilosu hakkında kesin bir sonuç elde edebilmek günümüz teknolojisinde henüz mümkün ile yapılan ölçümlerle birlikte klinik muayene esnasında anne karnının büyüklüğüne göre de bebeğin kilosunun tahmini bir hesaplaması yapılabilir. Rahmin en üst noktası olan Fundus ile çatı kemiğinin öndeki en üst noktası olan Pubis arasındaki mesafe bir mezura ile ölçülmektedir. Elde edilen değer, formüllerde yerine konularak anne karnında bebek kilosu hesaplama işlemi kolayca yapılabilmektedir. Günümüzde bu yöntem ultrason cihazlarının olmadığı yerlerde tercih edilmekte ve bazı kaynaklar tarafından en az ultrason verileri kadar doğru çıktığı belirtilmektedir. 27. Haftada Hamilelik Bu hafta bir karnabahar büyüklüğünde olan miniğiniz yaklaşık kilosu 900 gram. Bu...
Anne karnında bebek gelişimi çok önemli ve doktorun tarafından bunun kontrolü düzenli olarak yapılır. Bazen anne karnında bebeğin kafasının büyük olduğu durumlar da görülebiliyor. Peki bu ne manaya geliyor? Anne karnında bebeğin kafasının büyük olması hamilelikte ne anlama geliyor, bu durum normal mi? Sana bu konuyla ilgili bilgiler verdik. Gebelikte bebeğin baş çevresinin büyük olması ne anlama gelir? Gebelikte bebeğin gelişimini takip etmek amacıyla düzenli kontroller yapılır. Bu kontrollerde bebeğin kilosu, boyu, organ gelişimi, baş çevresi gibi verilere bakılır. Bebeğin baş çevresinin büyük olduğu bazı durumlar da söz konusu olabilir. Bu durum, hem sıkıntılı durumlara yol açabilir hem de bazı zamanlarda gayet zararsızdır. Bebeğin doğduğunda ihtiyacın olacak Persentil Büyüme Eğrisi Nedir? Eğer ultrasonda bebeğin kafası olması gerekenden büyük görünüyorsa bu her zaman bir hastalık olduğu anlamına gelmiyor. Bazen doktorlar ultrason görüntüsünde bebeğin başının 1 hafta, 2 hafta ileride olduğunu söyleyebilirler. Bu bebeğin doğduğunda çok büyük bir baş çapı ile doğacağı anlamına gelmiyor. Ultrason Nedir, Nasıl Çalışır, Çeşitleri Nelerdir? Bu noktada önemli olan, bebeğin kafatası ve beyni içerisinde sıvı birikiminin olup olmaması. Eğer böyle bir durum varsa makrosefali söz konusu olur ve bu, hayatı tehdit eden bir sorundur. Bazı türleri hem zihinsel hem de fiziksel bazı sorunlara neden olabilir. Eğer sıvı toplanması nedeniyle bebeğinin baş çevresinin büyük olduğu tespit edildiyse, bu aşamada devreye beyin cerrahı girer ve bebek anne karnındayken müdahale ederek beyinde biriken sıvıyı boşaltır. Bu sayede bebeğin dünyaya sağlıklı gelmesi sağlanır. İşte tam da bu yüzden, ultrason randevularının atlanmaması ve mutlaka doktor kontrolünde bir hamilelik geçirilmesi gerekir. Makrosefali nadir görülen bir sorundur. Bu duruma; Birçok nadir hastalık, Omurilik sorunları, Beyin kanaması, Metabolik hastalıklar, Genetik, Anne karnında yaşanan enfeksiyonlar, Annenin uyuşturucu bağımlılığı, Kafa içi lezyonları gibi birçok sorun neden olabilir. Ancak belirttiğimiz gibi, kafa içerisinde sıvı birikimi gibi durumlar söz konusu olmadığı sürece bebeğin kafasının 3 hafta büyük olması ciddi bir sorun teşkil etmez. Doktorun sana bunun bilgisini zaten verecektir. Gebelikte bebeğin kafasının büyük olması doğumu etkiler mi? Bebeğin başının büyük olması vajinal doğumu engelleyebilir. Eğer büyüklük rahim ağzını zorlayacak orandaysa bebeği riske atmamak adına sezaryen doğum önerilebilir. Bunun kararı zaten doğumdan önce verilecektir. Bu gibi durumlarda doktorun dinlenmesi ve normal doğum diye boşuna diretilmemesi gerekir. 12 Maddede Normal Doğum Hakkında Merak Ettiklerin Bu içerikte yer alan bilgiler hiçbir şekilde doktor tavsiyesi yerine geçmez.
Muğla'nın Bodrum ilçesinde yaşayan Nafiye Işık 29, 4 aylık hamileyken bebeğinde hidrosefali olduğunu öğrendi. 12 yaşında bir erkek çocuğa sahip olan Nafiye Işık ve eşi Ayhan Işık 34, bu kez Aydın'da başka bir doktora göründü. Burada yapılan tetkikler sonucunda; bebeklerinin beyin dokusunun oluşmadığı, kafa çapı büyüklüğü nedeniyle anneye de zarar verebileceği için bebeği aldırmaları gerektiği söylendi. Daha sonra Antalya'daki hastaneye başvuran çift, buradaki doktorlardan da aynı cevabı aldı ancak bebeklerini aldırmayı reddetti. Zor bir hamilelik sürecini atlatan Nafiye Işık, sevk edildikleri İzmir'deki üniversite hastanesinde 8 Ocak tarihinde sezaryenle Yağmur Meva'yı doğurdu, hastanedeki yeni doğan yoğun bakım servisinde yer olmadığı için yine İzmir'de özel bir hastaneye sevk edildi. Doktorlar, burada da Yağmur için umutlu konuşmadı ancak yoğun bakım servisinde gerekli takibini yaptı. Yağmur bebek, tedavi süresince sanılanın aksine kilo almaya başladı, hidrosefali sebebiyle büyük olan kafa çapının büyümesi durdu, beyin dokusu oluşmamasına rağmen ağlaması, uzuvlarını hareket ettirmesi sağlıklı bebekler gibi seyretti. Yağmur bebekteki ilerlemeyi gören doktorlar onu hemen şant operasyonuna aldı. Yağmur Işık'ın beynindeki sıvı, şant yardımı ile boşaltıldı. Kafa çapı da operasyonun ardından 5 santimetre küçüldü. Yaşama ümidi verilmeyen Yağmur bebek, tedavi gördüğü hastaneden 35 günün sonunda taburcu olurken, doktorları bu vakanın tıp literatürüne girebileceğini söyledi. “BEBEĞİ ALDIRIN DEDİLER AMA KABUL ETMEDİK” Yaşadıkları zorlu süreci anlatan baba Ayhan Işık, “Eşim 4 aylık hamileyken Bodrum’daki özel bir hastanede bebeğimizin durumunu öğrendik. Doktorlar beyninde su toplaması olduğunu söylediler ve Aydın’da bir uzmana yönlendirdiler. Orada da aynı şeyler söylendi. Bebeğin yaşamasının sıkıntılı olduğunu, anneye zarar verebileceğini, kafasında büyüme olduğunu, çocuk doğsa bile birçok yetisinin olmayacağını belirttiler. Bebeği aldırmanın doğru olduğunu söylediler ama biz kesinlikle bunu istemedik. Aydın’dan Antalya’ya gittik. Oradaki profesörler de bebeği aldırmamız gerektiğini söyledi. Biz yine bunu istemedik. Muğla’da yeniden hastaneye gittik, onlar da bizi İzmir’e sevk etti. Burada doğum için 36. haftaya kadar bebeğin ciğerlerinin oluşmasını bekledik. Bu sıra bebeğin kafası büyük olduğu için eşimin kaburgaları zorlanıyordu. Bu süreci atlattıktan sonra bebeğimiz sezaryenle doğdu ve hastanedeki yoğun bakımda yer olmadığı için bizi özel hastaneye sevk ettiler” ifadelerini kullandı. “YAŞAMA İHTİMALİ ÇOK AZDI” Gittikleri özel hastanedeki doktorların da bebeğin durumunun sıkıntılı olduğunu söylediklerini anlatan Işık, sözlerini şöyle sürdürdü "Doktorlar bize burada durumu anlattı. Beynin su dolu olduğunu, hatta beynin oluşmadığını, bebeğin yaşama ihtimalinin çok az olduğunu söylediler. Ellerinden geleni yapacaklarını ancak tıbben yaşamasının çok zor olduğunu belirttiler. Buradaki yoğun bakım tedavisinde kilo alması düzgün ilerledi. Hareketleri, ağlaması normaldi. Kafası büyümediği, reaksiyonları da düzgün olduğu için şant operasyonu gerçekleştirildi. Şu anda kafasında 5 santimetre küçülme var. Şimdi kafa çapı 41,5 santimetre. 5 santim daha küçüldüğünde normal boyutlara gelecek.” “VİCDANEN VE İNANCIMIZDAN DOLAYI ALDIRMAYI DÜŞÜNMEDİK” Eşinin bu süreçte çok yıprandığını kaydeden baba Işık, “Anne bu süreçte çok yıprandı ancak şükürler olsun hiç ummadığımız biz noktaya geldik. Çok mutluyuz. Umudumuz git gide yeşerdi. İnşallah daha da iyi olacak. Biz başından beri kalbi atan bir canlı olduğu için vicdanen aldırmayı zaten istemedik ama anneye zarar vereceği için bizi zorlasalardı ve aldırsaydık bugün Yağmur aramızda olmayacaktı. Şükürler olsun bu kararı almadık, onları da dinlemedik. Yaşayan bir bebek, kalbi atıyor. Vicdanen ve inancımızdan dolayı aldırmayı düşünmedik. Doktorların hemen hemen hepsi aldırın’ demesine rağmen düşünmedik. Sonuna kadar kararımızın arkasındaydık. Ne olursa olsun bize böyle bağışlandığı için çocuğumuzu bu şekilde kabul ettik. Ancak bu süreçte de elimizden geleni yaptık. Çok hastane ve doktor dolaştık. Hepsinden aynı cevabı almamıza rağmen umutsuzluğa düşmedik. Çocuğumuz şimdi kucağımızda ve yaşıyor” dedi. “YİNE BAŞIMA GELSE YİNE ONU DOĞURURUM” Bebeğini sabırla karnında taşıyan, zorlu sürece rağmen umudunu yitirmeyen anne Nafiye Işık da “Çok mutluyum, çok şanslıyım. Allah’ıma şükürler olsun ki kucağıma aldım. Çok zorluk çektim, çok acı çektim. Ama yine başıma gelse yine aynı fikirde olurum ve onu doğururum. Onu kucağıma aldığımda her şey için değdiğini düşündüm” diyerek duygularını dile getirdi. "YAŞAMAZ DENİLEN BEBEĞİ TABURCU ETTİK” Yağmur bebeğin yeni doğan yoğun bakım servisinde takibini yapan Yeni Doğan Yoğun Bakım Sorumlusu Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Cem Çiçek, “Yağmur, bize başka bir hastaneden sevk edildi. Daha önce anne karnında rahatsızlığı saptanmış ve bebeğin alınması konusunda hem fikir olunmuş ancak aile kendi isteği ile doğumuna kadar beklemiş. Bebek bize solunum sıkıntısı ve hidrosefali nedeniyle geldi. Yeni doğan yoğun bakım servisine geldiğinde nefes alamıyordu, makineye bağlıydı. Ayrıca hidrosefali nedeniyle sıvı birikmesine bağlı kafada büyüklük vardı. Tedaviden bir hafta sonra makineden kurtuldu ve hidrosefali nedeniyle beyin cerrahisi ile görüştük. Tetkiklerde, beyin dokusu olmadığı için yaşama ihtimalinin çok zor olduğu söylendi. Ancak buradaki muayenelerimizde bebeğin bizle olan iletişimi bizi umutlandırdı, tekrar beyin cerrahisi ile görüştük ve hocamız ameliyatı planladı. Ameliyat başarılı geçti, bebeğin durumu da düzeldi. 'Yaşamaz' denilen bebeği taburcu ettik” diye konuştu. Hidrosefali olan ve şant takılan çok sayıda hastalarının bulunduğunu ancak Yağmur bebek gibi bir vaka ile ilk kez karşılaştığını ifade eden Uzm. Dr. Çiçek, Yağmur’un beyin dokusunun oluşmadığını, beyninin yüzde 90’ının tamamının beyin omurilik sıvısı ile kaplı olduğunu, bu sebeple de yaşama ihtimalini düşünmediklerini dile getirdi. Dr. Çiçek, Yağmur bebeğin durumu ile ilgili bir yazı kaleme alacağını ifade etti. “YAĞMUR’UN AYRICALIĞI, BEYİN DOKUSUNUN OLUŞMAMASI” Doğduğunda kafa çapı 46,5 santimetre olan Yağmur’un kafa çapının şant takıldıktan sonra 41,5 santimetreye gerilediği bilgisini veren Dr. Çiçek, şöyle devam etti "Yağmur’un gelişimini takip edeceğiz. Hidrosefali çocuklarda kafa çapı büyük kalır, bazen görme, bazen işitme ile ilgili problemler yaşanır. Enfeksiyon sorunları yaşanabilir. Buna tüm hidrosefali olanlarda rastlanabilir. Yağmur’un ayrıcalığı, beyin dokusunun oluşmamasıydı. Ancak şu anda hidrosefali ve şantlı bir hastada olan komplikasyonların dışında bir şey beklemiyoruz. Bunu önümüzdeki süreç belirleyecek ama diğer çocuklar gibi okula gidebilir, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilir ya da bazı organ eksikliklerine rağmen yine hayatını idame ettirebilir. İşitme ilgili problemi olursa işitme cihazı takılabilir, görme ile ilgili problemi olursa gözlük takabilir ya da ameliyat olur ama onun dışında büyük bir sıkıntı beklemiyoruz.” "DURUMU OLDUKÇA KÖTÜYDÜ" Yağmur bebeğin şant operasyonunu gerçekleştiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Alper Ergin de “Yağmur Işık, dış merkezde doğmuştu. Doğumdan hemen sonra da hidrosefali nedeniyle hastanemize sev edildi. Geldiği andan itibaren yeni doğan yoğun bakımda takibi yapıldı. Ardından tetkiklerimizi yaptık ve hidrosefalisi için de şant operasyonu gerçekleştirdik. Hidrosefali, anne karnında tespit edilebilen bir hastalık. Genelde ultrasonla görülür. Şant operasyonu da, beyindeki fazla sıvının borular yardımıyla periton boşluğuna aktarılması işlemidir. Yağmur’un durumu oldukça kötüydü. Kaybedeceğimizi düşündüğümüz noktadaydı. Oldukça yüksek riskliydi ama o zorlu süreci atlattı. Genel durumu iyi olunca şant operasyonunu gerçekleştirdik" ifadelerine yer verdi. "MUHTEMELEN LİTERATÜRE GİRECEK” Meslek hayatında ilk kez böyle bir vaka ile karşılaştığını söyleyen Op. Dr. Ergin, şunları söyledi "İncelemelerimize göre çok az miktarda beyin dokusu vardı, geneli hidrosefaliye bağlı beyin omurilik sıvısı doluydu. İlk başta yaşayacağına dair inancımız yoktu. Yoğun bakımda takip edip birkaç gün içerisinde kaybederiz diye düşünüyorduk ama öyle olmadı. Bir ayı geçti. Her şey yolunda gidiyor. Baş çevresinde 5 santimetre küçülme de var. Beyin dokusu çok azdı. Sadece alın bölgesinde çok az miktarda var. Onun dışında ne ventriküller var, ne kollarımızı bacaklarımızı hareket ettirmeye yarayan bölgeler var. Tamamı su içinde ama bunu çok güzel tolere etti. Geldiğinden beri kolları bacakları oynayan bir bebekti. Bu çok az rastlanılan bir olay. Meslek hayatımda ilk kez böyle bir durumla karşılaşıyorum. Muhtemelen literatüre girecektir. Takibimiz devam edecek. Bu süreci adım adım yürüteceğiz."
Merhaba, 35+3 haftalık gebeyim Dr bebeğin kafa çapının geride olduğunu hatta 29-30 hafta ile uyumlu olduğunu söyledi ,yani kafa çapında gerilik var 5-6 hafta neredeyse ,ne yapacağımızı bilemiyoruz Pazartesi Ankara'ya detaylıya gideceğiz ,bu konuda bilgisi olan yaşayan tecrübe eden lütfen bana bişey yazabilir mi zira aklımı oynatmak üzereyim
Bebeğin kafasının ultrasonda haftasına göre büyük çıkması ne anlama gelir? Bir soruna işaret eder mi? Bebeğin kafasının büyük olması, yani BPD, biparietal diameter, şakaklar arası mesafe, bu çok sık rastlanan bir durum ve anne adaylarını bazen endişeye sevk ediyor, “çocuğun kafası büyük” diye. Çocuğun kafasının büyük olması, onun sağlıksız olmasının göstergesi değildir çoğunlukla. Çok aşırı büyüklükten bahsetmiyoruz. Diyelim ki “çocuğun kafası büyük” diyoruz, “2 hafta ilerde çıkıyor” diyoruz. Bu çocuk doğduğu zaman, sanki böyle işte bakıldığı zaman “ne kadar koca kafalı” falan filan denecek bir büyüklük değil. Tek bir durum var ki, o da, bebeğin kafasının içinde su kanallarında sıvı toplanması. Hidrosefali veya ventrikülomegali dediğimiz sıvı toplanması. Bu tür durumlarda bebeğin kafası büyük, ama bu zaten ultrasonografide çok net olarak görülebilen bir şey. Yani eğer doktor size diyorsa “bebeğin kafası büyük” diye, o zaman bunu hiç bir şekilde endişe haline getirmemek lazım. Eğer içinde sıvı birikimi varsa zaten doktor onu görecektir. Bu arada bahsettiğimiz kafa büyüklükleri de işte 2 hafta, hadi bilemediniz, 3 hafta farklılıklar, çoğu zaman o kadar bile çıkmıyor. Bir hafta, 2 hafta bazen çıkabiliyor. O tür durumlar hiç bir soruna yol açmaz. Bazı durumlar var ki, orada bebeğin kafası çok daha büyüktür. Bazı genetik sendromlara bağlı olarak ama bunlar çok ender görülen şeyler. Genel olarak bebeğin kafasının büyük olması hiçbir soruna işaret etmez. İLGİLİ KONULAR Gebelik İlk Üç Ayında Yapılan Ultrason Prenatal Doğum Öncesi Tanı nedir? Ultrasonografi Hakkında Genel Bilgiler Ultrasonografi Güvenli Mi? Gebelikte Yapılan Ultrasonun Önemi Rutin Ultrasonografi Rutin ultrasonografide nelere bakılır? Detaylı Ultrasonografi Gebelikte ultrasonografi ile ilgili en sık sorulan sorular Ultrasonografi Görüntüleri Hamilelikte Renkli Doppler Dört Boyutlu Ultrasonografi Ultrasonografide Sık Rastlanan Belirteçler Bebekte Dudak ve Damak Yarıkları Bebekte Sindirim Sistemi Kusurları Bebekte böbrek ve idrar yollarında görülen kusurlar Bebekte Nöral Tüp Defektleri Spina Bifida ve Hidrosefali Bebekte Doğumsal Kusur ve Sakatlıkların Hangileri Doğum Öncesinde Saptanabilir?
anne karnında bebeğin kafa çapı