🌂 Helal Kazancın Önemi Ile Ilgili Hadisler

Anadoluüniversitesi adalet bölümü Helal kazanç ile ilgili hadisler Helal Kazanç ile İlgili 40 Hadis - İslam ve İhsan04/03/ tarihli YÖK Yürütme Kurulu kararıyla meslek yüksekokulu bünyesinde ve hukuk bölümü altında Adalet Programı açılmıştır. Islāmprovides the road maps for the progress and success of the Muslim society in all fields of life with the guidelines it presented. In this regard, the prophetic declarations include many important messages in the social and economic areas in Helal kazancın önemi ile ilgili ayetler nelerdir? ”Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara Suresi, 168. ayet.) “Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve İman ve İslam Kardeşliğiyle İlgili Hadisler. İ man ve İslam Kardeşliğiyle İlgili Hadisler; devrimleri deviren, insana zulmeden bilindik adetleri ayaklar altına alan, siyahla beyazı, zenci ile kızılı, Türk’le Kürt’ü, Arap ile Acemi kardeş ilan eden dindir İslam. Öyle ki yüz bin sahabenin önünde verilen o son hutbe, o Resimli komşuluk ile ilgili hadisler ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in komşuluk ile ilgili hadis-i şerifi sözleri için ayrıntıları inceleyebilirsiniz. ABONE OL KUMARve ŞANS OYUNLARI. Helal Kazancın Önemi. يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الْأَرْضِ حَلاَلًا طَيِّبًا وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ Çalışma Fert ve toplum hayatının huzurlu ve düzenli bir şekilde devam edebilmesi için mutlaka yerine getirilmesi gereken temel ilkeler ve değerler vardır. İşte hayatın bu zorunlu ve vazgeçilemez ilkelerinden biri de “dürüst çalışma” ilkesidir. Burada öncelikle Yüce dinimiz İslam’ın çalışma ve dürüstlüğe BaYP1e. Helal Kazancın Önemi nedir? Helal lokma nedir? İslam’ın temel amacı insanların dünyada ve ahirette mutlu olmalarını sağlamaktır. İnsanın mutlu olabilmesi için yüce dinimiz, hayatımızın tüm boyutlarıyla ilgili düzenlemeler yapmıştır. Örneğin yemek, içmek, giyinmek, eğlence, aile hayatı, ekonomik ve sosyal hayat gibi alanlarda İslam’ın belirlediği ve uyulması gereken prensipler vardır. Bu prensiplerin başında helal kazanç gelir. Helal, dinî bakımdan kullanılması, yapılması, söylenmesi, yenilip içilmesi yasaklanmamış olan şey demektir. Buna göre bir şey, dinin açık bir hükmüne, yasağına ve ilkesine aykırı olmadıkça helaldir, meşrudur. Helal kazanç ise; dinimizin meşru gördüğü çerçeveler içerisinde elde edilen gelir ve bu gelirle kazanılan rızık demektir. Eğer yaptığımız iş, davranış, söz, yenilen içilen şeyler helal dairesinin dışında ise haramdır. Haram; yasak, anlamına gelir. Dinimize göre yapılması kesin bir delille ve açık bir şekilde yasaklanan fiiller haram kapsamında değerlendirilir. İnsanın yaşayabilmesi için birtakım zaruri ihtiyaçları vardır. Ev, ev eşyası, yiyecekler, giyecekler bunlardan bazılarıdır. Bu ihtiyaçları karşılaması için kişinin çalışması, çabalaması gerekmektedir. Peygamberimiz “Hiçbir kimse kendi elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir. Allah’ın Peygamberi olan Davut da kendi elinin emeğini yerdi.” Buhâri, Büyu, 15. buyurarak kişinin çalışıp emek sarf ederek kendisini helal yoldan geçindirmesini vurgulamıştır. Helal yoldan, alın teri dökerek bir değer üreten; bu üretimle kendisine, ailesine ve ülke ekonomisine fayda sağlayan bireyin emeği anlamlı ve değerlidir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de “Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu kazanmaya bak ve dünyadan nasibini unutma! Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara ihsanda bulun. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışma! Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.” Kasas suresi, 77. ayet buyurarak dünyada hak ve adalet üzere çalışmayı bizden istemektedir. Kazancımızın helal olması için, yaptığımız işlerde Allah bize çizdiği sınırları gözetmemiz gerekir. Helâlinden kazanmak için yaptığımız her türlü meşru iş, Allah’ı hoşnut etmekte ve en geniş anlamda ibadet kapsamına girmektedir. Ancak bu durum, farz olan namaz, oruç ve hac gibi özel ibadetler ile karıştırılmamalıdır. İnanan insandan beklenen, imkânlar nispetinde kendisini ve ailesini huzur içinde yaşatmaya yetecek kadar helal dairede çalışmasıdır. Ayrıca bunu ibadet bilinciyle ve karşılığını sadece Rabbinden umarak yapması gerekir. Diğer taraftan Rabbi ile arasındaki kulluk bağını zedelememelidir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de “Onlar ne ticaret ne de alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır…” Nûr, suresi, 37. ayet. buyurarak bu duruma dikkat çekmiştir. İhtiyaçları sınırsız görüp hırs ve tamahla kazanç elde etmeye çalışmak insanda adalet ve hakkaniyet duygusunu yok edebilir. Bu yüzden öncelikle elimizdeki nimetlere şükrederek kazancımızın helal olmasına dikkat etmeliyiz. Haramı, helali ve bunların dünyevi ve uhrevi neticelerini düşünmeliyiz. Helal olanın emredildiğini, haram olanınsa nehyedildiğini; helalin bolluğa, berekete, rahmete, salih amellere ve cennete götüreceğini; haramın darlığa, yokluğa, sıkıntılara, günahlara ve cehenneme sevk edeceğini unutmamalıyız. Kazancımızın helal olması için, yaptığımız işlerde Allah’ın bize çizdiği sınırları gözetmemiz gerekir. Helal kazancın önemi ile ilgili ayetler nelerdir? ”Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” Bakara Suresi, 168. ayet. “Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin.” Bakara Suresi, 172. ayet. ”Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar. De ki İyi ve temiz olanlar size helâl kılınmıştır…” Mâide suresi, 4. ayet. “Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı iyi ve güzel şeyleri haram saymayın, sınırı da aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.” Mâide suresi, 87. ayet. “Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden helal, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah’a karşı gelmekten sakının.” Mâide suresi, 88. ayet. ”Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız ona ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin.” Nahl suresi, 114. ayet. Helal kazanç konusunda yüce dinimiz her zaman çalışmayı emretmiş, tembelliği yasaklamıştır. Dinimize göre helal kazanç için çalışmak bir erdemdir ve aynı zamanda ibadettir. Helal kazanç ehemmiyetli bir konu zira bu hususun hem maddi hem manevi hem bireysel hem toplumsal pek çok sonuçları vardır. Kazancımızın meşru, helal yollardan ve hilesiz olmasına islam büyük önem vermiştir. Bu konuda pek çok ayet vardır. Bu ayetlerden birisi olan Bakara suresi 168. ayette “Ey insanlar, yeryüzündeki şeylerden helal ve temiz olanlarından yiyin…” buyrulmaktadır. Bu ayet bize gösteriyor ki yeryüzündeki helal ve temiz olanlarından yenmesini, kötü, yasak ve haram olanlardan kaçınılmasını emretmektedir. Aynı zamanda helal olarak yemek için kazancından helal olmasına işaret etmektedir. Bakıldığında birçok ayette de haram yollarla haksız kazanç elde edilmesinin yasaklandığını görüyoruz. Sözleri ve davranışlarıyla daima helal kazancın önemine ve gerekliliğine işaret eden Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle demektedir. “İnsanın yediği şeylerin en güzeli kendi kazancından emeğinden olandır” Nesai Helal Kazanç ve Toplum İslam dininde helal kazanç olarak ticaret yapmak, ziraat işleri ile uğraşmak, sanat ve ilmi konular ile kamu veya özel sektöre ait farklı iş ve hizmet kollarında fikri ve bedeni olarak çalışmak, helal kazanma noktaları olarak gösterilmiştir. Ancak bu yollarlar olsun zamanın gerektirdiği yeni iş alanları olsun elde edilen kazancın helal olması, meşru olması işin bütün gerekleriyle, en iyi şekilde yapılması, o iş alanında dinimizin belirlediği prensiplere uyulması ve yasaklardan kaçınılmasına bağlı olduğu unutulmamalıdır. Unutmayalım ki dinimizde, faizcilik, hırsızlık, gasp yapmak, zimmete geçirme, rüşvet almak, yetim malı yemek, karaborsacılık, ölçü ve tartıda hile yapmak, aldatmak, kumar gibi kötü, gayrimeşru yollardan elde edilen kazancı yasaklanmış ve bu tür kazançların helal kazanç olmadığını bildirmiştir. İslamiyet bu konulara ve helal kazanca böylesine büyük ehemmiyet verdiği bilindiği halde günümüzde maalesef bu konularda sergilenen tutumlar ve düşülen zaaflar hayrete ve endişeye neden olmaktadır. Bazı kimselerin helal-haram ayrımı yapmadan, nereden ve nasıl kazanıldığına bakmadan, para kazanma ve servet elde etme hırsına kaptırmaları hem onlara hem topluma büyük zararlar vermektedir. Bu nedenle şahsi ve toplum alanda helal kazanç bilincinin yerleşmesi ve önemi hayati önem arz etmektedir. Zira şahsi ve toplumsal alanda gayri meşru kazançlar ve servetler şahısların hen dünyasına hem ahiretine zarar veriyor. zahirde bir kazanç olsa da sonunda zarar olduğu buz kazançların bir yerden çıktığına şahit pek çoktur. Hal böyle olunca toplumda maalesef eşitsizlik, adaletsizlik ve derin farklılıklar ile huzurun ve saadetin kaybolması ortaya çıkmaktadır. Yine helal kazanç olmazsa ve toplumsal adaletsizlik ile kargaşa çıkar belki toplumsal hayat felç olur. Toplumsal düzen alt üst olup, asayiş sarsılır, önü alınmazsa belki kaos ortaya çıkar. Helal kazanmak üzerine Helal Kazanç ile ilgili Hz. Peygamber sav “Kim helalinden yer, Peygamberin sav sünnetine uyarak onunla amel eder ve insanlar onun ezasından zulmunden emin olursa, o kişi cennete girer.” Tirmizi diyerek helal kazancın önemine işaret etmiştir. Hz. Mevlana ise “İnsanın nurunu, olgunluğunu artıran lokma, helal kazanç ile elde edilen lokmadır. İlim de hikmet de helal lokmadan çıkar; aşk da, merhamet de helal lokmadan meydana gelir” diyerek helal kazancın iyiliğin kaynağı olduğunu söylemiştir. Yine Ebu Bekr-i Dükki “Midene helal lokma verirsen, azalardan salih ameller işlenir. Şüpheli lokma verirsen, azalar Allah yolunda amel etmekte şüpheye düşer. Şayet haram lokma verirsen, o haram lokma seninle Allah arasında bir perde olur ki, bu yolda ilerlemenin imkanı kalmaz.” diyerek amel etmede helal kazanca işaret etmiştir. Hz. Peygamber hayatı boyunca devamlı çalışmış, boş ve tembel durmamış. Bizler de hem ona tabii olalım hem dinimizin emri olarak çalışalım, hem helal hem tertemiz kazanç elde edelim. Ailemize helal rızk götürelim ve Allah’a iyi kulları olarak hayatımızı idame ettirelim. Allah hepimizi helal kazanma noktasında çalışan ve helal yiyen ve bu yolda çalışanlardan eylesin. Amin. Helal kazancın önemi nedir? Helal kazancın kişinin terbiye, ahlâk ve ibadetine etkisi nedir?İnsan şahsiyetine tesir eden en mühim iki müessir vardır Birincisi kazancı, ikincisi de beraberinde bulunduğu insanlardır. Paranın nereden ve nasıl kazanıldığı çok mühim. Zira insanın gönül âlemi buna göre şekillenir. Harcamalar da bu şekillenişe göre gerçekleşir. Bu bakımdan, kazancımızın helâl yoldan olmasına son derece dikkat etmemiz zarurîdir. Çünkü ağızdan geçen her lokma, eğer helâl lokma ise kişiye rûhaniyet ve mânevî zindelik verir. Eğer haram veya şüpheli bir lokma ise gaflet ve hantallık verir; duyuşları kısırlaştırır; kalbe bir perde olur. Bu iki müessir, yani kazancın ve beraberinde bulunduğun insanın keyfiyeti çok mühimdir. HELAL KAZANCIN İBADETE ETKİSİ Süfyân-ı Sevrî “Kişinin dindarlığı, ekmeğinin helâlliği nisbetindedir.” buyurmuştur. Maalesef günümüzde kapitalist zihniyet, mânevî değerleri o kadar tahrip etti ki, bâzı dindar firmalarda bile İslâm ahlâk ve şiarlarına uymayan işler tabiî hâle geldi. Hacca giden ve namaz kılan birçok kimse; Ben daha çok hayır yapmak için daha çok kazanmalıyım!» diyerek, kabul edilemez nice yanlışlara, gözü kapalı adım atabiliyor. Yani helâl ile haram iç içe yaşanıyor. Meselâ gayr-i ahlâkî reklâmlar, iş hayatında câzibeleriyle müşteri çekecek sekreterler, en göze çarpan hususlardan bâzıları. Dünya kazancı, âhiret kârının önüne geçmiş olduğundan nefis; “Bu işler böyle yürür!” diye mazeret üreterek işin haram tarafını göz ardı ettiriyor. Hâlbuki hiçbir yanlış adımın, doğru bir mazeret ve niyeti olamaz. Hele “Ben ileride hayır yapmak için kazanıyorum.” diyerek haram-helâl ölçülerini çiğnemek, en hayırsız bir yöneliş ve nefsin aldatmacasıdır. Büyük sermâyelerin, sistemleri ve hattâ insanları şekillendirmesine dayanan kapitalist zihniyetin, hiçbir mânevî tarafı yoktur. Bilâkis nefsâniyeti palazlandırdığı için, mâneviyâtı zaafa uğratan bir sistemdir. Zira bu sistem, daha çok kazanmak uğruna; “Bırakınız yapsın, bırakınız geçsin!” der; altta ezilenlerin durumu, üsttekilere en ufak tesir etmez. Bu zihniyet; sermayesini daha da büyütebilmek adına, aklı ve gönlü çelen modalarla, kampanyalarla, muhtelif propagandalarla israf ekonomisinin reklâmını yapar. Zira enerjisini, aşırı tüketimden alır. Bu sebeple evvelâ israf ekonomisine yönelik ticaretten kendimizi muhafaza etmeliyiz. Çünkü israf, konfor ve lüksün artması, toplumu perişan etmektedir. Bu yönde dengesiz harcamaları artıran kredi kartları da iktisâdî tuzaklardır, sömürmedir. İhtiyaçlar buna mâzeret olamaz. Bu öyle bir harcatma tuzağı ki, sırf birileri kazansın diye fakirleri bile acımasızca bu tuzağın içine güle oynaya düşürmektedir. Yapılan yaldızlı ve yanıltıcı reklâmlar yüzünden nice zavallı insan, gayr-i meşrû yollara tevessül etmek durumunda kalmaktadır. Global kültür istilâsı, internetin menfi ortamları, televizyonun nefsâniyete prim veren filmleri de ruhlara zehir serperek mânevî hassâsiyetleri dumura uğratmakta, kapitalist düzenin israf değirmenine su taşımaktadır. Kaynak İslam ve İhsan Adınız SoyadınızMesajınızDikkat Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir. Ekleyen Ekleme Tarihi Ağustos 24, 2015. Eklenen KategorilerGündem Yazıları, MAKALELER Helal kazanç, dinimizin ortaya koyduğu ölçüler içinde elde edilen kazançtır. Kur’an ve sünnette, bir müminin hangi alanlarda ve ne tür yollarla helal kazanç elde edeceği üzerinde değişik vesilelerle durulmuş ve harama giden yollar net bir şekilde yasaklanmıştır. Bu çerçevede, helal malların, karşılıklı rıza ile alım satımı helal; haram malların satımı, faiz, kumar/kumara benzeyen şans oyunları, aldatma, spekülasyon, pazarı kızıştırarak fiyatları yükseltme, halkın ihtiyaç duyduğu malları depolama, kusurlu malların kusurunu söylemeden satma ve benzeri muameleler de haram kılınmıştır. Allah Teâla celle celâluhû, inananlara helal kazanç yollarını araştırmalarını ve kazançlarını bu yollardan elde etmelerini emretmiştir.Maide Sûresi, 5/88 Bu sebeple bir mü’minin, kendisinin ve ailesinin nafakasını meşru yollardan sağlaması ve kimseye el açmadan hayatını idame ettirmesi onun üzerine bir farzdır. Bu farzı yerine getirirken gösterdiği gayretlerin, ibadet ölçüsünde erdemli bir davranış olarak kabul edileceği, bu yolda çekilen sıkıntıların ise onun Allah katındaki derecesinin artmasına vesile olacağı bildirilmiştir.Bir rivayette Allah Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur “Vallahi, sizden birinizin bir bağ odun toplayıp da sırtında taşıması başkasına dilenmesinden –yüz suyu döküp dilendiği kimse ona verse de vermese de– daha hayırlıdır.” Buhârî, Zekât 50, 53; Müslim, Zekât 106 Çalışmak, helal yoldan nafaka temin etmek bir ibadettir. Ancak bu, diğer farzların terk edilmemesi durumunda geçerlidir. Bu sebeple çalışmak, sair ibadetlere mani olmamalı, çalışma vakitleri ve şartları, ibadetleri yerine getirecek şekilde ayarlanmalıdır. Şu hususu da ifade etmek gerekir ki, ibadetleri terk ettirecek derecede aşırı çalışmak ve adeta bir işkolik haline gelmek ne kadar mahzurlu ise, çalışmayıp tembel tembel oturmak ve böylece başkalarına el açar duruma düşmek de en az o kadar mahzurludur. Bu yüzdendir ki, Allah Resûlü tembellikten ve bu tembelliğin sebep olacağı borç altında ezilmekten sabah akşam Allah’a sığınmıştır.Buhârî, Daavât 36; Tirmizî, Daavât 75 Öyleyse bir Müslüman, hem dünyasını hem de ahiretini kazanacak şekilde dengeli hareket etmelidir.Ebû Hâmid el-Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-Dîn, 2/60 Ayrıca helâl kazanç için ter dökerken Allah’a tevekkülü bırakmak, dünyalık için hırs göstermek, bir Müslümanın özelliği değildir. Aksine, inanmış bir insan, maişetini kazanmak için makul ve meşru ölçüde elinden gelen gayreti göstermeli, sebeplere riayeti bir vazife bilmeli, kendisine düşeni yaptıktan sonra da neticeyi Allah’a bırakmalıdır. Allah, böyle hareket eden mütevekkil kullarını aç ve açıkta bırakmayacak, başkasına muhtaç etmeyecektir. Helâl Kazancın Önemi Kazancın helâl olmasıyla alakalı Kur’an’da pek çok ayet vardır. Burada bunlardan sadece iki tanesini zikretmekle iktifa edelim يَا أَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا “Siz ey pey­gam­ber­ler! He­lâl ve hoş şey­ler­den yi­yip için, mak­bul ve gü­zel iş­ler iş­le­yin!”Mü’minun Sûresi, 23/51 يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الْأَرْضِ حَلَالًا طَيِّبًا “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin!”Bakara Sûresi, 2/168 Allah Resûlü de sallallâhu aleyhi ve sellem helâl kazancın önemine dikkat çekmiş ve ümmetine bu konuda ciddi ikazlarda bulunmuştur. Bir rivayette O sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur طَلَبُ الْحَلَالِ فَرِيضَةٌ بَعْدَ الْفَرِيضَةِ “Helal rızık talebinde bulunmak farzlar üstü bir farzdır.”Taberânî, el-Mu’cemu’l-kebîr, 10/74 9993 Bir diğer rivayet ise şu şekildedir طَلَبُ الْحَلَال وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ “Helâl rızkın peşinde koşmak, onu araştırmak her Müslüman üzerine bir görevdir.” Taberânî, el-Mu’cemu’l-evsat, 8/272 8610 Başka bir rivayette de Allah Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem şu önemli uyarıyı yapmıştır الْعِبَادَةُ عَشَرَةُ أَجْزَاءٍ تِسْعَةٌ مِنْهَا فِي طَلَبِ الْحَلَالِ “İbadet on parçadan müteşekkildir; bu on parçanın dokuzu helal rızkın aranmasındadır.”Muhammed b. Âsım es-Sekafî, Cüz, 1/143 55 Selef-i sâlihin de kazancın helâl olmasına çok önem vermiştir. Onlardan biri olan Süfyân-ı Sevrî hazretleri, “Kişinin dindarlığı kazancının helâlliği nispetindedir.” diyerek helâl kazançla dinî yaşantı arasında bir bağ kurarken, Sehl b. Abdullah et-Tüsterî de “Haram yiyenin azaları isyan eder. Helâl yiyenin azaları ise kendisine itaat eder ve hayırlı işler yapmaya muvaffak olur.”Fatin Günay, Helâl Kazanç, s. 29 şeklindeki sözleriyle helal kazançla salih amel arasındaki sıkı ilişkiye dikkat çekmiştir. Başka bir hadis-i şerifte ise bir kimsenin helâl kazanç yolunda göstermiş olduğu çaba cihat olarak kabul edilmiş ve böyle bir çabanın kişinin günahlarına keffâret olacağı ifade edilmiştir. Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur إِنَّ مِنَ الذُّنُوبِ ذُنُوبًا لَا يُكَفِّرُهَا الصَّلَاةُ وَلَا الصِّيَامُ وَلَا الْحَجُّ وَلَا الْعُمْرَةُ “Öyle günahlar vardır ki, onlara namaz, oruç, hac ve umre dahi keffâret olamaz.” Ashab-ı kiramın, “Ey Allah’ın Resûlü! O günahlara kefaret olacak nedir?” diye sormaları üzerine ise O sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle cevap vermiştir اَلْهُمُومُ فِي طَلَبِ الْمَعِيشَةِ “Maişet talebi için çekilen sıkıntı ve kederler.”Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, 1/38 Bu hadiste geçen اَلْهُمُومُ kelimesinin sadece insanın geçim derdi için çekmiş olduğu sıkıntılara hasredilmemesi gerekir. Bir kimsenin kazancını sağlarken harama düşmemek için kılı kırk yararcasına hareket etmesi ve bu uğurda yaşadığı sıkıntılar da bu kelimenin kapsamına girer.M. Fethullah Gülen, Cemre Beklentisi, s. 251 Helâl Kazanç Yolları Mal kazanma isteği, insanın fıtratında dercedilmiş tabiî bir istektir. Önemli olan kazanma duygusunun helâl kabul edilen meşru yollarla yapılmasıdır. Bir mü’min, Allah’ın mubah kıldığı kazancını helâl yollardan elde etmek için elinden gelen gayreti göstermeli, bu hususta kılı kırk yararcasına hassas hareket etmelidir. Genel bir kural olarak mülk Allah’ındır. Biz, O’nun celle celâluhu müsaade ettiği şeyler üzerinde ve yine O’nun gösterdiği yollarla mülk sahibi olma hakkına sahibiz. İslâm’da genel bir prensip olarak herkesin ortak kabul edildiği üç şey vardır. Bunlar; su, ateş ve ottur.Ebû Dâvud, Büyû’ 60 Bir kimse umumun malı olan su, ateş ve otu kendisine mülk edinemez. Bunların dışında dinimize göre herkes mülk edinme hakkına sahiptir. Bir Müslüman için para kazandıran her yol meşru ve mubah değildir.M. Fethullah Gülen, Enginliğiyle Bizim Dünyamız, s. 313 Onun, kazancını sağlayabileceği başlıca meşru yollar şunlardır Avlanma, madenler ve yer altı kaynakları, ticaret, el sanatları, işçilik, miras, hibe ve vasiyet. Kişi, içine haram karıştırmamak kaydıyla bu sayılan yollarla mülk edinebilir. Şimdi bu helal kazanç yollarını başlıklar halinde kısaca arz edelim. a- Avlanma Avlanma, yabânî olup insandan kaçan ve mutad yollarla elde edilemeyen havyanı yakalamaktır. Ayrıca avlanma, eti yenmeyen hayvanların eti dışında başka parçalarından istifade etmek için de yapılan bir uygulamadır. İnsanoğlu, ilk zamanlardan itibaren hayvanların et, deri, kıl gibi parçalarından istifade etmek için onları avlamıştır. İslâm dini, avlanmayı genel olarak mubah kılmıştır.Mâide Sûresi, 5/94 Buna göre eti yenebilen hayvanların eti için, eti yenmeyen hayvanların ise deri, kıl gibi parçalarından faydalanmak için avlanılması caizdir. Zira Allah celle celâlühû mahlûkatı insanın istifadesi için yarattığını bildirmiştir.Bakara Sûresi, 2/29 Avlanmada kazancın helâl olması için dikkat edilmesi gereken bazı şartlar bulunmaktadır. Avlanma zamanına dikkat etme, hayvanlara eziyet etmeme türünden olan bu şartları burada zikretmek konuyu uzatacağından bu hususu fıkıh kitaplarına havale ediyoruz. b- Madenler ve Yer Altı Kaynakları Yer altında bulunan ve topraktan ayrı olarak ekonomik bir değer ifade eden maddelere maden denir. Bunlar katı ve sıvı olmak üzere ikiye ayrılmıştır.Hamza Aktan, Maden mad., DİA, 27/306-307Hanefî mezhebine göre öşür veya haraç arazisinde bulunan altın, gümüş, demir gibi madenlerin beşte biri devletin, geriye kalanı ise bunları bulup çıkaranındır. İmam Ebû Hanife’ye göre evinde maden bulan kimsenin herhangi bir şey vermesi gerekmezken, İmameyn’e göre bu kimsenin bulduğu madenden beşte bir oranda vergi vermesi gerekir. Petrol ve zift gibi sıvı olan madenlerde ise herhangi bir vergiye gerek olmaksızın, bunların bulan kişiye ait olduğu görüşü kabul edilmiştir.el-Mevsûatü’l-Fıkhiyyetü’l-Kuveytiyye,38/194 Bununla birlikte bazı âlimler, yeraltından çıkarılan sıvı madenlerin günümüzdeki önem ve kıymetini göz önünde bulundurarak, yeraltından çıkarılan bütün madenlerden zekât verilmesi gerektiğini söyleyen Hanbeli mezhebinin görüşüyle amel edilmesinin daha isabetli olacağını söylemişlerdir. Allah Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem, اُطْلُبُوا الرِّزْقَ فِي خَبَايَا الْأَرْضِ “Rızkı, yerin derinliklerinde arayın.”Ebû Ya’lâ, Müsned, 7/347 4384 buyurarak bizlere Allah’ın yerin derinliklerinde yaratmış olduğu rızıklara ulaşmamızı ve bu uğurda elden gelen gayreti göstermemizi tavsiye etmiştir. Yer altında bulunan altın, gümüş, fosfat, uranyum gibi madenlerin, petrol, doğalgaz gibi enerji kaynaklarının dünya ekonomisindeki önemi düşünülecek olursa müslümanların yer altı kaynaklarına ulaşmak için ellerinden gelen çabayı göstererek bu zenginlikleri elde etmeleri bir hedef olarak gösterilmiştir. Müslümanlar, dünya üzerinde bulunan çeşitli yer altı kaynaklarına ulaşarak Allah’ın bahşetmiş olduğu bu nimeti elde etmeye ve bu nimeti onun rızası istikametinde kullanmaya çalışmalıdırlar. Diğer taraftan Müslümanlar, öncelikle yaşamış oldukları topraklarda bulunan maden ve yer altı kaynaklarına sahip çıkmalı, başka devletlerin ve milletlerin kendi kaynaklarını kullanıp onları sömürmelerine, kendi üzerlerinden zengin olmalarına müsaade etmemeli, çeşitli madenleri ve enerji kaynaklarını işletmek için gerekli olan projeleri geliştirmeye öncelik vermelidirler. Bugün itibariyle Müslüman devletlerin elinde bulundurdukları özellikle petrol gibi değerli yer altı kaynaklarını israf etmeleri yahut da onu çıkaracak donanıma sahip olmamaları maalesef üzüntü vericidir. c- Ticaret Kazanma yollarından en önemlisi ticarettir. Ticaretin esası ise alış-verişe, girişimciliğe ve sermaye kullanımına dayanır. Kur’ân-ı Hakîm’de yer alan şu ayet-i kerimede, ticaretin meşru kazanç yollarından birisi olduğunu göstermektedir يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلَّا أَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyiniz. Ancak, karşılıklı rızaya dayanan ticaret bunun dışındadır.”Nisa Sûresi, 4/29 Ticaret, hadis-i şeriflerde teşvik edilmiştir. Bir hadis-i şerifte, تِسْعَةُ أعْشارِ الرِّزْقِ فِي التَّجارَةِ “Rızkın onda dokuzu ticarettedir.”Münâvî, Feyzu’l-kadir, 3/244 buyrulmuş, başka bir hadis-i şerifte ise, التَّاجِرُ الصَّدُوقُ الأَمِينُ مَعَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ “Dürüst emin tüccar, kıyamet gününde sıddık ve şehitlerle beraber haşrolunurlar.”Dârimî, Sünen, 3/1653 2581 şeklinde, ticaretin iki önemli özelliğine dikkat çekilmiştir. Ticaretten kazanılan paranın helâl olması için alış-verişe haram karıştırmamaya hassasiyet gösterilmelidir. Ticarete haram bulaşmaması diğer bir tabirle yapılan ticaretin İslâm’a uygun olması ise, tüccarın yeterli bilgiye sahip olmasına bağlıdır. Alışveriş ahkâmını bilmeyen ve bilmeye de çalışmayan bir Müslüman tüccar, ticaretinde yanlış yapmaktan kurtulamaz ve bununla büyük bir vebale girer.İbrahim Canan, Peygamber Efendimiz’in Sünnetine Göre Ticaret Esasları, Yeni Ümit, S. 60, 2003, s. 25 Ticaretin meşru olması adına dikkat edilmesi gereken diğer bir konu da, doğruluk ve dürüstlüktür. Allah Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem pazarı teftiş ettiğinde malının ayıbını örten bir tüccarı ikaz ederek şöyle buyurmuştur مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا “Bizi aldatan, bizden değildir.”Müslim, İman 164 Allah Resûlü’nün sallallâhu aleyhi ve sellem ticaret konularında yapmış olduğu ikazlara göz attığımızda bunların daha çok aldatma ve suiistimallere yönelik olduğu görülür.Tirmizî, Büyû 13; Nesâî, Büyû18 Buna göre ticaret yapan müslümanların, ticaretlerinde dürüst ve emin olmaları, karşısındaki kişinin bilgisizliğinden istifade edip ona fahiş fiyatla mal satmamaları, malın ayıbını saklamamaları gerekir. d- El Sanatları Dinimizin meşru saydığı ve Allah’ın hoşnut olduğu kazanç yollarından bir diğeri, el sanatlarıdır. Hadis-i şerifte, إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُؤْمِنَ الْمُحْتَرِفَ “Allah meslek sahibi mü’mini sever.”Taberânî, el-Mu’cemu’l-evsat, 8/380 8934 buyrulmuştur. Nitekim bazı peygamberlerin meslek sahibi olduklarını biliyoruz. Mesela İdris aleyhisselâm terzilik yapmış, Dâvud aleyhisselâm ise demircilik işiyle uğraşmıştır. Daha pek çok peygamber hep elinin emeğiyle geçinmiş ve istiğna ruhuyla hayatlarını idame ettirmişlerdir. Bir kimsenin el emeği ile yapmış olduğu bütün sanat dalları, dinin koymuş olduğu ölçülere uygun olmak kaydıyla helâl kazanç sayılır. Mesela dövme işiyle uğraşan bir kimse, kazancını el emeği ile kazansa da bu kimsenin kazancının helâl olduğunu söyleyemeyiz. Zira dövme yapmak ve yaptırmak, caiz değildir. Ancak demircilik, çiftçilik, marangozluk gibi kendi içerisinde gayrimeşru bir husus barındırmayan meslekler helâl kabul edilmiştir. e- İşçilik Dinimizde bir kimsenin alın teriyle çalışarak elde ettiği kazanç, en hayırlı kazanç olarak kabul edilmiştir. Allah Resûlü’nün sallallâhu aleyhi ve sellem şu beyanları bunu açıkça teyit etmektedir خَيْرُ الْكَسْبِ كَسْبُ يَدِ الْعَامِلِ إِذَا نَصَحَ “En hayırlı kazanç, yaptığı işi en güzel şekilde yapıp şüpheli şeylerden kaçınmak kaydıyla işçinin kendi eliyle kazandığıdır.” Ahmed b. Hanbel, Müsned, 14/136 8412; el-Münâvî, et-Teysîr şerhu camii’s-sağîr, 1/527 Nebiyy-i Ekrem’e aleyhissalâtu vesselam hangi kazancın daha temiz olduğu sorulduğunda O, şöyle cevap vermiştir عَمَلُ الرَّجُلِ بِيَدِهِ وَكُلُّ بَيْعٍ مَبْرُورٍ “Bir adamın eliyle kazandığı ve içine haram karışmamış her alışveriş.”İbn Ebî Şeybe, Musannef, 4/554 23083 Bir gün Peygamber Efendimiz aleyhissalâtu vesselam Sa’d b. Muaz radiyallâhu anh ile karşılaşıp onunla musâfaha yapmış ve Hazreti Sa’d’ın ellerinin nasırlı olduğunu görünce ona bunun sebebini sormuş, Hazreti Sa’d, “Ailemin ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmaktan böyle oldu!” deyince, Allah Resûlü onun elini tutup göstererek, “İşte Allah’ın sevdiği eller!..” buyurmuştur. Bir mü’min, helâl lokma kazanmak için gerekirse işçilik yapmalı ve bu uğurda en ağır işlerde bile çalışmayı göze alabilmelidir. Zira bir kimsenin maişetini kazanma uğruna göstermiş olduğu çabanın, farzları yerine getirip haramlardan uzak durması şartıyla o kimsenin günahlarına keffaret olacağı bildirilmiştir.Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, 1/38 f- Miras Ölen bir kimsenin malından kendi payına düşeni alması, bir müslüman için helâl kabul edilmiştir. Ancak miras dağıtımına geçmeden önce, ölen bir kimsenin malından, teçhiz ve tekfin masrafları karşılanır, varsa borçları ödenir ve yine eğer vasiyet etmişse malının üçte birlik kısmından vasiyeti yerine getirilir. Bu vazifeler yerine getirildikten sonra ölenin malından geriye kalan miktar, pay sahiplerine hakları kadar dağıtılır. Mirasta hakkı olanlar dinimizde, ashab-ı ferâiz, asabe ve zevi’l-erhâm olarak isimlendirilmiştir. Bunlardan ilk olarak mirastan pay alanlar ashab-ı feraizdir. Yani hisseleri Kur’an ve sünnet tarafından belirlenmiş olanlardır. Bunlardan sonra geriye kalan kısmı asabe denilen, ölenin erkek yakınları alır. Bu yakınlar yoksa, mirası zevi’l-erham denilen akraba paylaşır. g- Vasiyet Vasiyet, bir kimsenin malını ölümünden sonrası için bir kişiye veya hayır kurumuna bağışlayarak malını onun mülkiyetine geçirmesine denir. Ancak bu konuda bazı sınırlamalar söz konusudur. Buna göre bir kimse, kendi malının ancak üçte birini vasiyet edebilir.Buhârî, Vesâyâ 2 Ayrıca mirastan pay alanlara yapılan vasiyet geçerli değildir.Ebû Dâvud, Vesâyâ 6 Vasiyet yoluyla, öldükten sonra hayırla zikredilme, mirastan pay alamayan ihtiyaç sahibi fakir akrabaları gözetme, toplum faydasına yönelik hizmetlere katkı sağlama gibi amaçlar gözetilir.Abdüsselam Arı, Vasiyet mad., DİA, 42/553 h- Hîbe Hîbe de helal kazanç yollarından biridir. Bu, bir kimsenin herhangi bir karşılık beklemeden, sırf Allah rızası için malını, sevdiği bir insana hediye etmesidir. Kendisine bir mal hediye edilen kişi, bu mal üzerinde istediği tasarrufta bulunma yetkisine sahip olur. EtiketlerMeşru/Helal Kazanç Yolları

helal kazancın önemi ile ilgili hadisler