⭐ Kuranda Itikad Ile Ilgili Ayetler

Kuranda alkolle ilgili yasaklama aşağıdaki ayetler ile açıklanmıştır. Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler (yararlar) vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini (Allah yolunda harcamak) soruyorlar. 1 Sözün sarf edildiği yer olan “ayet” çerçevesidir. Kur’ an ı anlarken öncelikle cümle ve ayet bazında anlatılmak isteneni tespit etmek gerekir. 2. Bir ifadeden önceki ve sonraki olarak ifade edilen “siyâk-sibâk” çerçevesidir. Kur’ an bazı durumlarda aynı konuyla ilgili ayetleri peş peşe sıralar. HUBRİSLERİNDİNİDİR, BU DİN, KURALSIZLIKLARA KARŞI OLAN İLAHİ KURALLARI KABUL ETMEZ. BU İTİBARLA KARŞI DİNDİR. EMEVİLER VAHŞİ KAPİTALİZMİ İSLAM DİNİNE SOKMAK GAYESİ İLE, İLAHİ KURALLARI İTİBARSIZLAŞTIRMAK İÇİN KURAN’IN İBADETİ BELİRLEYEN KAVRAMLARININ ANLAMLARINI DEĞİŞTİRDİLER. KURAN’I İSRAİLİYATA Beyza Moderatör. Şehitler ile ilgili ayetler. "Eger Allah yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, Allah'in size lütfedecegi magfiret ve rahmet onlarin biriktirdiklerinden daha hayirlidir. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de muhakkak ki Allah'in huzurunda toplanacaksiniz." (Ali Imran, 3/157-158) Kurandaitaat ve isyan ile alakali tahmini 54 ayet geçiyor: 3:32 - De ki, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez. 3:132 - Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsin. 3:152 - Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine Kur'an ve Çeşitli Varyantasyonlarıyla Tarihselcilik ve Hermenötik Ali Ünal-Yeni Ümit dergisi İşte, kısaca, İslâm'a, onun bilhassa siyasî-iktisadî-içtimaî sahadaki hüküm ve kaidelerine tarihî açıdan bakma ve İslâm içinden çağın ihtiyaçlarına bu noktada çözüm arama olarak görülebilecek tarihsellik ve tarihselcilik mevzuu, söz konusu problemle ilgili çözüm amelleretaalluk eden ayetler vardır. Kuranı Kerimde geçen belli başlı konular şunlardır. 1. İnanç İnanç esasları ile ilgili ayetler Kur’an’da önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü iman dinin temelini oluşturmaktadır. İnan esasları 6 ana başlıkta toplanabilir. Bunlar: •Allah’a inanmak •Meleklere inanmak kIa8N. İtikat - İman - TasavvufBaşlangıçta da söylediğimiz gibi itikat ve iman meselelerinin Fıkıh’la, amel’le, Dört Mezhep’le hiçbir alakası yoktur!.. Selefiyyun Arif olan Tasavvufçular, Evliyalar soyut akılla küçük akılla Aristo Mantığına göre iman gerçeklerini açıklamayı kabul etmezler. Onu Kelamcılar ve İslâm Felsefecileri yapmış. Peygamberimizden 100 yıl sonra yeniden İtikat Mezhepleri kurulmuş, Abbasiler zamanında. Selef Arifler; Âyet, Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi’lerle bildirilen iman gerçeklerini izah ve tefsir ederler. Yeniden Kelâmcılar gibi akıl ve Mantık’la rasyonal olarak, Itikat kurmaya kalkmazlar. 31 Bir de; İsmailiye Mezhebi’nden, Batıniler vardır. Onlar da; Kur’an, batın’dır. Âyetlerin ve Hadislerin zahiri anlamı yok’, diyorlar, bu da yanlış. İsmailiye’nin batıniye kolu ise; Âyetleri batınen yorumlayalım derken; giderek aşırı teşbih yaparlar. Bunun sonucunda da gene mütecessime, yani Cisimcilik çıkar. Bu da Şekilcilik olur. Dolayısıyla bu da Putçuluktur. Kur’an ve Hadis’in hem zâhir, hem de bâtın anİamı vardır. Zâhir anlamının da, bâtın Manevl anİamının da yorumu ve yorumcuları vardır. Mesela, Kuran-ı Kerim’de Allah, Kendi yüzünden, gözünden, elinden” söz etmekte ve ayrıca Arş’a tahta oturduğunu”, buyurmaktadır.**“Errahmanü Alel arşisteva- Rahman, Arş’a istiva etti”. Ta-Ha5 ** Bunlar ve buna benzer birçok mecazi kapalı, kinayeli Âyetler vardır. Bu Âyetler, izah edilmez, yorumlanmazsa; Allah-ü Taâla’ya şekil verilmiş olur. Şekil vermek ise putçuluktur. Onun için Tasavvufçular, Gazali ve büyük Din bilginleri, Kur’an’ın muhakkak yorumu lazım geldiğini ve batın’i manevi anlamları da olduğunda ittifak etmişlerdir. Bu ittifaka karşı olan tek kişi, İbni Teymiye’dir Gerçek Selef olan Tasavvufçular Veliler, Ehl-i Sünnet’in ve Şia’nın kabul ettiği budur. Doğru olan da budur. Batıniler ve Zahiriyeciler; İslâm’da çok az, ifrat ve tefrite gitmiş azınlıklardır. ** İtikat’ta Ârif olan Selef** ve Onların yolunu tutanların delili; Âyet, Hadis-i Şerif ve Hadis-i Kudsi’lerdir. Bunun en büyük izahçısı Peygamber Efendimiz ve Âl-i, Ashabı’dır. Ve Onlardan öğrenenlerdir. Onlar İtikat tefsircileridir, açıklayıcılarıdır. Itikat kuruculuğu yapmazlar. Yani İtikat’ta, Kur’an ve Hadis-i Şerifler ne diyorsa; odur. Bu Itikat meselelerinin hepsi zaten Kur’an ve Hadis’lerde var. Bunlar ancak Peygamberimiz ve O’nun Mânevi Vârisi olan Ârifler cüz’i aklı, Kül’li Akıl’la irtibata geçirerek; Kül’li Aklın Ruhu Muhammediye Aleyhisselamın yardımıyla; Aklı, Ruhu gelişen büyük Veliler tarafından açıklanabilir. Bizler de Onlardan öğrenebiliriz. İtikat’ı Allah ve Resulü kurmuştur. Başkaları kuramaz! Kelamcılar, Âyet ve Hadis’lerin izahını yapmamış, Onlar Aristo Mantığına göre; nazari rasyonel olarak Kadim, Muhdes, Zat, Sıfat, Fiil kader konularında soyut akılla hükümlere yargılara vamışlardır. Yeniden Itikat oluşturmuşlardır. Kelamcıların delili, Âyet ve Hadis’ler değildir. Onların delili Akıl ve Mantık’tır’. Âyet ve Hadis’lere göre ltikad’ın izahını yapmazlar. Selef olan Ârif Evliyalar Tasavvufçular, “Biz Âyet ve Hadis’lerden kaynaklanmayan bir İtikadı kabul etmeyiz, derler. Bir UsuI-u Kelam’ kitabı alıp okuyan insan; Kelamcıların, Âyet ve Hadis’lere göre hareket etmediklerini, hep akılla hareket ettiklerini görür. Onların Itikat ve iman gerçeklerini bildiren Âyet ve Hadis’lerle ilgilenmediğini; Onların izahını yapmadığını görür. Onların konusu hep Vücud Varlık, Zat, Vacib-ül Vücud Varlığı zorunlu, Mümkün-ü Vücud Varlığı mümkün, ademyokluk, Mevcud Var olan, Kadim İlk muhdes sonradan oluşmuş, ayn belli, açık, araz kendiliğinden oluşmayıp başka bir cevherden oluşan, Cüz’i lâ yeteceza atom, hayz bir şeyin uzayda doldurduğu yer, hayula zihinde tasarlanan şey, Zat, Sıfat, Ef’al Fiiller, yani dolayısıyla Kader meselesi Bunların hepsi de cüz’i -küçük akılla ve Aristo Mantığı’nın kuralıyla tikel’den tümel’e, tümel’den tikel’e; akli kıyasla istidlal yaparak Bir delile dayanarak bir şeyden sonuca varma; izah ve ispata kalkışmışlardır. Bu nedenle de türlü litikat Mezhepleri doğmuştur. Zaten bu konular eski Yunan Felsefesinde daha milattan önce var idi. Bunlar ve Aristo’nun mantık kuralı; Emevi, Abbasi çağında İslâm bilginlerine geçmiştir. Kitap Kur’an ve Sünnet’le hiçbir alakası yoktur. Kur’an-ı Hakim ve Sünnet’i Nebi’de ise; herbir İtikat İman gerçekleri - metafizik konular mevcuttur. Bunları Kelam’da ve Felsefe’de aramaya gerek yoktur İşin tehlikesi de şu ki Mu’tezile olsun Şiiler ekseriyetle, EhI-i Sünnet bilginleri olsun Eş’ariler ve Maturidi’ler ekseriyetle, bu Kelami, Akılcı hükümlerin, Kur’an’a ve Hadis’lere uygunluğunu sağlamaları gerekirken; sonradan bunların taraftarı olan Medrese Alimleri, İtikat konusunda Âyetleri ve Hadisleri Kelami, Akılcı Mezhep kurucularının görüşlerine uydurmaya çalışmışlardır’. En tehlikeli olan da şu ki; Hatta bu İtikat’lara uymayan Âyetleri mensuh hükmü kaldırılmış saymaya kalkışmışlardır. Hadis-i Şeritleri görmezlikten gelmişlerdir!.. Çok tutucu skolastik bir şekilde itikat’la ilgili Âyet ve Hadis’i; Eş’ari’ye, Maturidi’ye, Cubaiye Mutezile göre izah etmeyen bir Ârifi, dalâlet ve sapıklıkla itham etmişlerdir. Halbuki Âyetler ve Hadis-i Şerif’ler Kelam’dan, Eş’ari’den, Maturidi’den, Cubai’den Mu’tezile ve benzerleri Mantıkçı Itikat kurucularından 150 yıl önce var idi. Gel gör ki; Kur’an ve Hadis’le sabit, itikat bırakıldı; yukarıda adı geçen akılcı bilginlerin görüşleri, Itikat kabul edildi. Bunu Şii Medrese Âlimleri de yaptı, Sünni Medrese Âlimleri de yaptı... Şu da var ki; Tasavvufçular akIi istidlal -akılcı delillerle Allah’ın varlığı, Ruh’un varlığı, metafizik gerçeklerin varlığı hakkındaki Felsefeci ve Kelamcıların savunmalarına karşı değildir. Bilakis bunu destekler ve kendileri de icabederse yapar. Bu mücadeleyi, kim olursa yapanın yanındadırlar. Ancak; Allah hakkında, Allah’ın Zatı, Sıfatı, Fiilleri, Vasıfları hakkındaki görüşlere karşıdır Felsefi ve Kelami görüşlere. Hak’kın Varlığını müdafaa ayrı şey, Hakkın Vasıfları hakkında görüş ortaya atmak ayrı şeydir! Hak ve Hakkın gerçeği, vasıfları hakkındaki görüş, Âyetler ve Hadis’lerle bildirilmiştir. İtikat’ı Allah ve Resülü oluşturmuştur. Bunun en büyük izahçısı açıklayıcısı ise; Fahr-i Âlem Efendimiz, Ehl-i Beyt, Ashab’ın bilginleri ve Ârif olan Evliyalar, yani Tasavvufçulardır; Selefi Salihin’dir. AkIi delil ile itikad oluşturan Farabi, İbn-i Sina, Kindi, İbn-i Rüşd, Mu’tezile Kelamcıları; Eş’ari, Maturidi kim olursa olsun; kendini Allah ve Peygamberinin yerine koymuş olur. Çünkü İman gerçekleri İtikad Kur’an Âyetleri, Hadis-i Şerif’ler ve Hadis-i Kudsi’lerle bildirilmiştir. Hatta Tasavvufçular, yukarıda adı geçen İslâm Felsefeci ve Kelamcıları bir yana; Batıdaki Allah’ı ve Din’i savunan Felsefecileri de destekler. Dehri, Materyalist Felsefeyle mücadele eden Descartes, Spinoza, Kant, Hugo, Goethe ve Hegel’i de destekler. Desteklemek ayrı şeydir. Hakkı her şekilde savunmak her dindarın görevidir. Ama onların oluşturduğu bir itikad’ı kabul etmek Mu’tezile, Eş’ariye, Maturidiye vb, gibi ayrı şeydir. Kitap ve Sünnet’le bildirilen itikadi Gerçekleri, Ârif Evliyalar izah etmiştir. Öyleyse Tasavvufçu olan Selef’in ltikadı’ndan başkası; Şii olsun, Ehl-i Sünnet olsun, Müslümanların Itikadı değildir! Ancak, Ehl-i Sünnet’in Medrese Âlimleri, Selefıye Mezhebi’ni de İtikad’da kabul etmişlerdir. Mesela biz şimdi, Eş’ari, Maturidi’ye sempati ile bakıyoruz. Fakat Onların Itikadını kabul etmeyiz. Cüz’i akıl’Ia yapılan Itikadı değil; biz Selefi Itikadı’ kabul etmişiz, Selef-i Salihin nasıl inanmışsa; biz de öyle inanmışız. Tasavvuf erbabı nasıl inanmışsa biz de öyle inanmışız. Tasavvufçuların SufiIer Piri, İmam-ı Hasan el Basri Hazretleridir. 0 da Tasavvufu hidayet yolunun İmamı Hazret-i Ali Efendimizden almıştır. Selef-i Saihin olan Sûfiler ve Onları destekleyen Gazali Hazretleri, Maturidiye ve Eş’ariye’nin akılcı - Mantıkçı Metodlarını, reddederler; yoksa Onların hükümlerinin Kitap ve Sünnete ve Selef-i Salihin’in İtikadına uygun olanlarını değil. Onlar, Akıl ve Mantık Metodu’yla İtikat oluşturmanın ve bunların yargılarının çoğunun Kitap ve Sünnete ters olacağını savunurlar. Selef-i Salihin’in İtikad yolunu seçen büyük Arifler, Maturidi’nin ve Eş’ari’nin her sözünü reddetmezler. Biz de bu görüşteyiz. Tasavvuf Yukarda da epeyce anlatıldığı ve bilindiği gibi Tasavvuf, İman hakikatleri ile uğraşan bir kol’dur. Peygamber Ruh-u Muhammedi ile temas ederek Kur’an’ı öğrenmektir. Kur’an’ın Fıkıh tarafını değil; İtikad, iman tarafını...” Mârifet-i İlâhi, Zât- Sıfat-ı İlâhi Ef’alini, Asarını, Kader, Ruh, Melek ve Seyr-i Sülük’ü İnsanın Ruhunun tekasüf, yani kesif-yoğun âlemden, latif-güzel aleme geçişi. öğrenmektir. Peygamber Tasavvuf’u, Hz. AliyyeI Mürteza Elendimize ve Ebubekr-i Sıddık Efendimize vermiştir. Tasavvuf tarihi bunun şahidi. Tasavvuf’ta bir de mârifet’ ve aşk’ meselesi vardır. Üstadlar, kendilerine bağlanan insanların bir kısmını aşk’la, bir kısmını da mârifet’le Ruhlarını parlatıp tekrar Rab’larına kavuşmalarını sağlarlar. Fenafi Resül, Fenafillah, Bakabillah sırlarına kavuşturup, iman Hakikatlerine Ârif kılarlar. Yani “Men arafı öğretirler. “Men arefe nefsehu, kad arefe Rabbehu -Nefsini kendini bilen, Rabbını bilir... 32Tasavvuf, Peygamber kendisinde mevcut! Kur’an-ı Kerim’de Mevcut vardır! Çünkü Tasavvuf, İman ve İrfan bütün meselesi zaten; Allah’a İman ve İrfan’ı artırmaktır. Peygamber en büyük Ariftir Hocayı Kâinat’tır. Bu, Enbiyalarda da var. Meleğin hakikati, Ruhun hakikatı, Nübüvvet, Velâyet, Risalet, Vahy’in, Kelam’ın hakikati, Zât-ı Akdes, Allah’ın kadimliği, Allah’ın Kelamı, Allah’ın Sıfatları, Allah’ın Esma-i Hüsna’sı... Tasavvuf budur işte! Tasavvuf, sonradan çıkan birşey değildir! Peygamber bunu Şah-i Velayet’e ve Ebubekr’i Sıddık Efendilerimize öğretmiş, Onları yetiştirmiştir. Bu iki büyük zat, Peygamberimizin iki büyük kapısıdır. Öbür Ashablardan da istidatlı yetenekli olanlara öğretmiştir. Öbür Ashab’lardan da gelen kollar varsa da; sonradan ya unutulmuş, ya inkita’a kesintiye uğramış; ama Hz. Ali ve Hz. Ebubekir’deki Tasavvuf devam etmektedir. Çünkü Mârifet son bulmaz! ** Bazıları der ki; Tasavvuf, Keşf’dir... Tasavvuf, yalnızca bir hal değildir. Tasavvufta Ruh, Peygamber’e ve Allah’a kavuştuğu zaman, Allah ve Resülünden ilim öğretilir. İman hakikatleri; hakiki İtikad öğretilir. Hak’kel yakin iman öğretilir. Abdülkadir-i Geylâni’nin, Rufai Hazretlerinin, Muhyiddin-i Arabi, Maktul Suhreverdi, Mevlâna’nın, Hacı Bektaş’ın, Yunusun, Şeyh Hasan-ı Şazili’nin, Bedevi, Dusuki Hazretlerinin, Ahmed Yesevi’nin, Muhammed Bahaeddin, Ahmed Faruk-u Serhindi Hazretleri, Gazâli Hz.’leri ve benzeri zatların eserleri okunduğu zaman; Tasavvuf’un bizzat Peygamberlerde, Aleyhisselat Efendimizde, Âl-i Aba’da, Hulefa-i Raşidin Dört Halife’de, On iki Ehl-i Beyt İmamı’nda, büyük zatlarda; Hasan el Basri’de, Cüneyd-i Bağdadi’de, Maruf-u Kerhi’de, Sırri Sakati’de olduğu görülür. Hasan el Basri Efendimiz, Hz. Ali Efendimizin talebesidir. Bizzat O’ndan Mânevi Hilafet almıştır. **Tasavvuf, Mârifetullah ve Aşkullah’dır. İki tecellisi var. Talibin istidadına dileyenin yeteneğine göre yada 0 aşk’la, ya da Mârifetle Allah’a kavuşturulur. Bir Tasavvuf şairimiz şöyle diyor “Savm-ı Selat ile sanma biter işin senin, Meğer Salike vuslat, Zikr ile İrfan imiş...” Allah, “Beni çok zikredin” diyor. Tasavvuf, Allah’ı çok çok, gayet çok çok, kesir kesir zikretmektir. Zikir Aşktır; Aşkı doğurur. Bismillahirrahmanirrahim “Ya eyyühellezine âmenüzkürüllahe zikren kesira - Ey İman edenler! Allah’ı çok çok zikredin!..” Ahzab 41 “Vezkürüllahe kesiren lealleküm tüflihun - Allah’ı çok zikredin ki; kurtulasınız’. Cuma 10 “Elâ bizikrillahi tatmeinnül kulûb - Ayık olun! Allah’ın zikri, kalpleri yerine oturtur’. Râd 28 Bakınız! Kalp ne ile otururmuş yerine?.. Zikrullah ile!.. Yerine oturmayan Kalp n’oldu?.. Olmadı!.. “Fezkürûni ezkürküm - Beni zikredin ki! Ben de sizi zikredeyim”. Bakara 152 Yani beni anın! Beni çağırın! Anlamlı, şuurlu biçimde... Zaten Peygamber buyurur “Efdeli zikri Lâ ilâhe İllallah -Zikrin efdeli, Lâ ilâhe illallah’dır Allah’dan başka ilâh yoktur”. 33 Allahu Taâlâ, “Fezkur isme Rabbike - Rabbı’nın ismini zikret!” 34 “Ya Muhammed! Allah’ı tesbih et!” 35. Bütün Peygamberlere de emir var; Resülüllah Efendimize de, Mü’minlere de emir var. “Allah’ı, sabah-akşam tesbih ediniz” 36 “Vele zikrullahi ekber - Allah’ın zikri en büyüktür; En büyük şey, Allah’ın zikridir’. 37 Selat; dua, yalvarma’ anlamınadır. Ayrıca; İbadet, Rüku, Secde Âyetleri de var. Bu konuda Allah ne buyuruyor?.. “Ve akimüsselate, innesselate tenha ani’l fehşai’vel münker - Selat’a ikame edin; Selat’a yönelin. Yani Namazınızı kılın! Namaz insanı kötülüklerden, fuhuştan, münkerden alıkor”. 38 Ama Âyetin sonunda ne buyuruyor?.. “Vele zikrullahi ekber - Allah’ın zikri ise, en büyüktür”. Zikir, kalbi yerine oturtturacaktır. “Zikri ise” diyerek; Zikri, Selat’tan ayrı kılıp; en büyük şeyin Zikir olduğunu buyuruyor, Rabbımız Allah. Zikir, İman’la ilgilidir. Önce Allah’ denilecek ki; sonra Namaz kılına. Allah’ı zikretmeden Namaz olmaz. ** “Allahu Ekber - **Allah en büyüktür’, demek; Allahu Taâlayı büyüklemektir. “Ya Muhammed! Sabah akşam beni zikret!” 39 “Sabah akşam beni tesbih et!” 40. ** **31 Şimdi biryeni Zahiriyeciler Teymiyeciler çıkmış; biz Selefiyeyiz, diyorlar. Bütün Fıkhi Mezhepleri, Kelami ve Felsefi Mezhepleri, Tasavvuf’u Mâneviyatı inkar ediyorlar. Kur’an’ın ve Hadis’lerin, Hadis-i Kutsi’lerin batıni Mânevi anlamı yok, diyorlar. Bunlar Selef değil, bir nevi hariciler, yani Zahiriyecilerdir. göre Kuran izah edilmez’, Arapçası okunur veya tercüme edilir. 0 kadar. Hem öyle deyip izahçılarını reddediyor; ondan sonra kendi izah kendine caiz, başkalarına caiz değil! ilmi tekeline almaya çalışıyorlar...32 Binbir Hadis, Şemseddin Yeşil, 1983, İst., ve diğerleri 33 Cabir Riyazü’s-salihin, 1976, 3. Cild, S. 39 Ayrıca; ibn-i Mâce, Sünen C. 2, S. 1249. 34 Müzzemmil 8 35 Ahzab42 36 “Ve tüsebbihûhü bükraten ve asîla” Fetih 9 37 Ankebut4538 Ankebut 45 39 Â’raf 205 40 Tâ-Hâ 130 Kız TanımıKız kelimesinin Türk Dil Kurumuna göre tanımı şöyle;1. isim Dişi çocuk; “Oğlu savaşın birinde şehit düştü, iki kızı da evlenip ücra yerlere gittiler.” – Halikarnas Balıkçısı 2. Üzerinde kadın resmi bulunan iskambil kâğıdı; “Karo kızı.” 3. ünlem Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından kullanılan bir seslenme sözüKur’an-ı Kerim’de Kız Hakkındaki Ayetler Hangileri?NOT AYETLERİN TÜRKÇE MEALLERİ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ RESMİ İNTERNET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR. Sponsorlu Bağlantılar Âl-i İmrân Sûresi 36. Ayet; Onu doğurunca, “Rabbim!” dedi, “Onu kız doğurdum.” -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir- “Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana bırakıyorum.”Nisâ Sûresi 12. Ayet; Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Bu paylaştırma, ölen karılarınızın yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Yine bu paylaştırma yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa ona altıda bir düşer. Eğer kardeşler birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. Bu paylaştırma varislere zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. Bütün bunlar Allah’ın emridir. Allah hakkıyla bilendir, halimdir hemen cezalandırmaz, mühlet verir.Nisâ Sûresi 23. Ayet; Size şunlarla evlenmek haram kılındı Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi nikah altında bir araya getirmeniz. Ancak geçenler önceden yapılan bu tür evlilikler başka. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet Sûresi 176. Ayet; Senden fetva istiyorlar. De ki “Allah size “kelâle” babasız ve çocuksuz kimsenin mirası hakkında hükmünü açıklıyor Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, erkek kardeşin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler o zaman, bir erkeğe, iki kızın hissesi kadar pay vardır. Sapmayasınız diye Allah size hükmünü açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla Sûresi 100. Ayet; Bir de cinleri Allah’a bir takım ortaklar yaptılar. Oysa onları o yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, Sûresi 78. Ayet; Kavmi, konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lût dedi ki “Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlarla nikahlanmanız sizin için daha temizdir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” Sponsorlu Bağlantılar Hûd Sûresi 79. Ayet; Onlar, “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” Sûresi 71. Ayet; Lût “İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız onlarla evlenebilirsiniz” Sûresi 57. Ayet; Onlar, kızları Allah’a nispet ediyorlar -ki O bundan uzaktır- kendilerine ise, canlarının Sûresi 58. Ayet; Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir!Meryem Sûresi 28. Ayet; “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.” Sponsorlu Bağlantılar Tâhâ Sûresi 40. Ayet; “Hani kız kardeşin Firavun ailesine gidiyor ve “size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?” diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük. Sana baktı, büyüdün ve kazara bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık seni sıkı bir denemeden geçirdik ve kaçıp Medyen’e gittin. Medyen halkı içinde yıllarca kaldın sonra peygamber olman için takdir edilmiş bir zamanda Tûr’a geldin ey Mûsâ!”Nûr Sûresi 31. Ayet; Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Yüz ve el gibi görünen kısımlar müstesna, zînet yerlerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut, kocalarının babalarından yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! Sponsorlu Bağlantılar Nûr Sûresi 61. Ayet; Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz evlerde ya da dostlarınızın evlerinde yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı olarak yemek yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selam verin. İşte Allah, düşünesiniz diye âyetleri size böyle Sûresi 11. Ayet; Annesi, Mûsâ’nın kız kardeşine, “Onu takip et” dedi. O da Mûsâ’yı, onlar farkına varmadan uzaktan Sûresi 27. Ayet; Şuayb, “Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” Sûresi 50. Ayet; Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da sana helal kıldık. Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. Sponsorlu Bağlantılar Ahzâb Sûresi 55. Ayet; Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mümin kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla Sûresi 59. Ayet; Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet Sûresi 153. Ayet; Yoksa Allah kızları erkeklere tercih mi etti?Zuhruf Sûresi 16. Ayet; Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı?Tûr Sûresi 39. Ayet; Yoksa, kızlar O’na Allah’a da oğullar size mi?Tahrîm Sûresi 12. Ayet; Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de inananlara örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi. Sponsorlu Bağlantılar Nebe Sûresi 31/34. Ayetler; Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler Sûresi 8/9. Ayetler; Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman, İç düzen ile ilgili kavramlar Ayet; Kanıt, işaret, anlamlarına gelir. Sureleri oluşturan bir veya bir kaç cümleden oluşan bölümlere denir. Bir sayfadan oluşan ayetler olabildiği gibi tek bir harften oluşan ayetler de vardır. Kur’ân-ı Kerim’de toplam 6236 ayet bulunmaktadır. Sure; Kur’ân-ı Kerim’in değişik sayıdaki ayetlerinden oluşan bölümlerine sure denir. Kur’ân-ı Kerim’de toplam 114 sure bulunmaktadır. En kısa sure üç ayetten oluşan Kevser suresi, en uzunu sure ise 286 ayetten oluşan Bakara suresidir. Mushaf sırasında ilk sure Fatiha, son sure ise Nas suresidir. Tevbe suresi dışındaki her bir sure başında Besmele bulunmaktadır. Mekke’de indirilen surelere ’Mekkî’, Medine’de indirilenlere ise ’Medenî’ sure denir. Cüz; Kur’an’ın her yirmi sayfasına bir ’cüz’ denilmektedir ve Kur’ân-ı Kerim’de toplam 30 cüz bulunmaktadır. Hizb; Bir cüzün beş sahifelik bölümlerine verilen addır. Mushaf; İki kapak arasına toplanmış sayfalar demektir. Kur’ân-ı Kerim’in isimlerinden biridir. Okunması ile ilgili kavramlar Tecvit tecvîd Kur’ân-ı Kerim’i en güzel bir biçimde okumakla ilgili kurallar bütününe denir. Tecvit başlı başına bir ilim haline gelmiştir. Bu ilmin amacı, Kur’an’ı en güzel şekilde okumayı sağlamaktır. Mukabele Karşılıklı okumak anlamına gelir. İlk mukabele Peygamberimiz ile Cebrail arasında gerçekleşmiştir. Efendimiz ile Cebrail her yıl Ramazan ayında, o zamana kadar inmiş bulunan Kur’ân-ı Kerim ayetlerini karşılıklı okurlardı. Hatim Kur’ân-ı Kerim’i metinden veya ezberden baştan sona okumaktır. Hafızlık Kur’ân-ı Kerim’in bütün ayetlerini ezberlemektir. Kur’an’ı ezbere bilen kimselere ’hâfız’ denir. Kur’an ayetlerinin ilk indiği günden bu yana her devirde Kur’an’ı ezberleyenler daima var olmuştur. Böylece onun unutulup kaybolmasının önüne geçilmiştir. Anlaşılması ile ilgili kavramlar Meal Meal Kur’an ayetlerinin anlamını aslıyla aynı değil, fakat aslına yakın olarak ifade etmektir. Kur’ân-ı Kerim’in aslıyla aynısını başka bir dile bütün dilsel özellikleriyle çevirmeye tercüme denir ki, Kur’an’ın tercümesi mümkün değildir. Bu yüzden Kur’an tercümesi çalışmalarına meal denir. Tefsir Bir manayı açığa çıkarmak, bir şeyi yorumlamak demek olup terim olarak ise; Sahasında ehliyet ve liyakat sahibi alimlerin Kur’ân-ı Kerim’i açıklanması ve yorumlanmasıdır. Tefsir ilmiyle iştigal eden uzmanlara ise Müfessir denir Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak Anasayfa » Sınavlar » DHBT » Kur’an Bilgisi Kur’an tarihi, Tecvid, Kur’an’ı Anlama ve Meal Bilgisi DHBT Ders Notu ÖZET Sizler için toparladığımız Kur’an Bilgisi Kur’an tarihi, Tecvid, Kur’an’ı Anlama ve Meal Bilgisi DHBT Ders Notu ÖZET Aşağıda maddeler halinde belirtilmiştir. 2020 DHBT Başvuruları ve Sınavı Ne Zaman? İlk inen ayetler Alak suresinin ilk 5 ayetidir. Medine de ilk nazil olan sure Bakara suresidir. Medine de son inen sure Nasr suresidir. Kuran-ı Kerimdeki surelerin genel kabulüyle , 86 tanesi Mekki 28 sure de Medeni. Kuran-ı Kerimde 114 tane sure vardır. Kuran-ı Kerimde 14 tane tilavet secdesi vardır Araf 206, Rad 15, Nahl 41, İsra 107, Meryem 58, Hacc18, Furkan 60, Neml 25, Secde 15, Sad 24, Fussilet37, Necm 62, İnşikak21. Alak 19 Tilavet secdesi ile biten sureler Araf süresi -Necm süresi -Alak süresi Nebilerin ismiyle isimlenen sureler Yunus, Hud, Yusuf, İbrahim, Muhammed, Nuh sureleri Ayet sayısına göre Mekki surelerin en büyüğü Şuara suresi 227 ayet Sure kelimesiyle başlayan sure Nur Süresi Besmele iki defa zikredilen sure Neml Suresi Besmele ile başlamayan sure Tevbe Berae suresi İki nebinin ismi ile biten sure Alâ Suresi Esma-ül Hüsna’dan birisiyle başlayan sure Rahman Suresi Peygamber efendimizin kadınlara öğretilmesi emir buyurduğu sure Nur suresi Kendisinde iki tane secde ayeti olan sure Hacc suresi Ahmed ismi kendisinde zikredilen sure Saff suresi 6. ayet ”Ey Nebi” hitabı beş defa zikredilen sure Ahzab suresi Rasullahın Zehrevan diye isimlendirdiği sureler Bakara ve Ali imran sureleri Mekkede müşriklere karşı Kuran-ı açıktan ilk okuyan sahabe Abdullah b. Mesut Rasullahın Kuran’ın zirvesi buyurduğu sure Bakara suresi Bedir gazvesini anlatan süre Enfal süresi Uhud gazvesini anlatan süre Ali imran 121-190 Hendek gazvesini anlatan süre Ahzab 9-27 Tebük gazvesini anlatan süre Tevbe 38-125 Peygamber efendimizin hicretini anlatan süre Tevbe 40 Mirac hadisesini anlatan süre Necm süresi İfk hadisesini anlatan süre Nur süresi 11-26 Musa ile Hızır kıssasını anlatan süre Kehf 60-82.. Kuran-ı Kerimin toplama komisyonu başkanı olan sahabi Bin Sabit. Kuran-ı Kerim, zamanında Mushaf haline getirildi. Kuran-ı Kerim, zamanında çoğaltılıp dağıtılmıştır. Kuran-ı Kerimde hakkında en çok ayet inen kavim İsrailoğullarıdır. İmam Asım kıraat Şube, Bin Süleyman. Asım Kıraatı, yeryüzündeki Müslümanların büyük çoğunluğu Asım kıratını ve Hafs kıratını bu kırata göre basılmaktadır. EnfalSavaş ganimetleri demektir. İsra suresini diğer bir adı da Beni İsrail suresidir. HicrMedinenin kuzeyinde vaktiyle Semud kavminin yaşadığı bir yerin adıdır. Abdestin farz olduğunu belirten sure ve ayet; Maide suresi 5 ve ayetleridir. Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli. Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet. Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir. Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir. Abdullah Bin Mesud, tefsir alanında ün kazanmış bir sahabidir. Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas. Garibul-Kuran terimi,Kuranda herkes tarafından anlaşılmayan kelimeleri ifade eder. Müsebbihat olarak isimlendirilen sureler;hadid,haşr,saff,Cuma ve teğabun sureleridir. Hudeybiye antlaşmasının gerçekleştiği olay, Fetih suresinde konu edilmiştir. Seyyit Kutub’un tefsirinin adı Fizilali Kur’an. Muhammed Hamdi Yazır’ın tefsirinin adı Hak Dini Kur’an Dili. Hurf’u Seb’a Kur’an’ı Kerim’in yedi harf üzerine inmesidir. Kuran’ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline ”Mushaf” denir. “ Mushaf”, “iki kapak arasındaki sayfalar” anlamına gelen bir kelimedir Kur’an’ın bölünmüş olduğu 30 parçadan fasikül her birine cüz denir. Vahiy katipleri Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha, Sad, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibn Mesud’dur. Kuran, Arapça olarak kaleme alınan ilk mukaddes kitaptır. “Kuran Tarihi”, Prof. M. Hamidullah, s. 59 Mekke de ilk vahiy katibi Abdullah b. Ebi Sarh” de ise ilk vahiy katibi Übeyy “ sonrada Zeyd Ali Talib “Sebu’t-Tivel* olarak isimlendirilen sureler ;Bakara, A’raf, Nisa, Al-i Imran, En’am, Maide, Enfal Taberi’nin yazdigi tefsirin tam adı;Camiu’l-Beyan an Te’vTli Ayi’l-Kur’an Sebu’l-Mesani, Fatiha suresinin diger adıdır. İstinsah yapılırken Kureyş lügatı esas alınmış ve çoğaltılan Mushaflar Basra, Küfe, Şam,Mekke, Yemen’e gönderilmiştir. Hizb Kur’an-ı Kerim’in her 5 sayfasına “1 Hizb” denir. Bir cüz 20 sayfa olduğuna göre 1 Cüzde 4 Hizb vardır. Cebrail kimin kılığında insan şekline bürünürdü DIHYE EL KELBİ Kuranın en uzun ayeti BAKARA 282 Bu ayetin diğer adı MÜDAYENE AYETİ Kur’an-ı Kerim’in ayet sayıları üzerinde ilim adamlarının değişik beyanları vardır Şöyle ki Nafi’a göre 6217, Şeybe’ye göre 6214, Küfe alimlerine göre 6236, Mısırlılara göre 6219, Şamlılara göre 6226, Zemahşeri’ye göre 6666 ayettir Kur’ânın,hızlı okunduğu tilavet tarzına hadr denir. Halen elimizde bulunan Mushaflardaki vakıf işaretleri Secâvendî’ye aittir. Kur’ân-ı Kerim’in en yavaş okunduğu tilavet tarzına tahkik denir. Ayet Kur’an-ı Kerimin her bir cümlesine AYET denir. Sure Kur’an’ın ayetlerden oluşan her bir bölümüne SÛRE denir Cüz Kur’an-ı Kerimin 20 sayfadan oluşan herbir bölümüne CÜZ denir. Mekkede vahy’edilen ayetlere MEKKÎ, Medinede inen ayetlere MEDENİ denir. Sahâbeden, Kur’ân tefsirine dair en çok rivâyette bulunan ve tefsir alanında ün kazanan kişiler a. Ali b. Ebî Tâlib 40/660. b. Abdullah b. Mes’ûd 32/652. c. Ubeyy b. Ka’b 30/650. d. Abdullah b. Abbâs 68/687. e. Ebû Musa’l-Es’arî 44/664. f. Zeyd b. Sâbit 45/665. g. Abdullah b. Zübeyr 73/692 Kur’an’ın kelimeleriMedenî Kavle göre Sûre itibariyle Kur’an’ın ortasıMücâdele süresidir. Âyet itibariyle Kur’an’ın ortasıŞuarâ süresindeki Ve in nezunnuk’e’dir veya Ye’fikün veyahut Fe elkas-seharatü dür. Kelime itibariyleHac süresindeki Azabül harik veya Vel cülud’dur. Harf itibariyle Kehif süresindeki Malem testetı’ aleyhi sabra veya az yukarıdaki Lekad ci’te şey’en nükrâ veya daha yukarıdaki Velyetelattaf kelimenin T si birinci yarıda, L si ikinci yarıda kalır. Kur’an ilmi,”Tefsir” ve “Kıraat” olmak üzere ikiye bölünürKur’an’ın muhtelif vecihlerle okunmasını öğreten müesseselere “Dâri Huffâz,Dâri Kurrâ” denir. Kur’an okuyanlara Kurra’ denir. Ahdi Risalette meşhur olan Kur’an okuyanlara Kurra’ denir. Ahdi Risalette meşhur olan Sahabe Kurra’ şunlardırHazreti Osman, Hazreti Ali, Übey ibni Kâ’b, Zeyd ibni Sabit, Abdullah ibniMes’ud, Ebüd-Derda’, Ebu Musa El-Eş’arî. Tabiînden olan meşhur Kurra’ şunlardır – Medine’deSaîd ibni Müseyyeb, Urve, Sâlim ve Zöhri. – Mekke’deAtâ’, Mücahid, Tâvus, İkrime. – Basra’daÂmir, Nasr bini Âsım, Yahya bini Ya’mer. – Kûfe’deAlkame, Esved, Mesruk, Said bini Cübeyr, Şa’bî ve Nahaî. – Şam’daMugire bini Ebî Şihab vesaire TehaddiKur’an-ı Kerim edip ve şairlere meydan okuyor ve bir sure veya ayetinin benzerini getirmelerini istiyor. Kur’an’ın bu şekilde meydan okumasına Tehaddi denir. Mukataat-I Süver 29 sürenin basında geçen 14 harftir. İkisi Medeni 14′ü ise Mekki sürelerde geçer Kuran-ı Kerim 42 vahiy katibi tarafından yazılmıştır. En meşhurları Mekke’de Abdullah b. Sa’d Medine’de ise Übey ibni Kab’dır. Kuran da zikredilen en büyük rakam 100 bin rakamı saffat suresi 147. ayet ,en küçük rakam 1/10 Sebe45 Tahkik Kur’an okumada bütün unsurları ile tam hakkını verecek ve okuyuş hassasiyetinde en son imkanı kullanarak Kur’an okuma tarzıdır. “Tertil” Kur’an dura dura acele etmeden anlaya anlaya okumaya denir HadrTecvidli hızlı okuma. TedvirTahkik ile hadr arasındaki okuma tarzı. Hz. Muhammed’e sav ilk vahiy Mekke’de ki Hira Mağarasında gelmiştir. İlk vahiy “İkra” ayetleridir. Hz. Peygamberin sav vahiy alış şekilleri yani vahyin mertebeleri altı şekilde olmuştur – Altı ay süren sadık rüyalar şeklinde gerçekleşmiştir. – Uyanıkken melek görünmeksizin vahyi Peygamberin kalbine ilka buyurması ile gerçekleşir. – Melek insan suretinde temessül etmesi ile gerçekleşir. – Melek çan sesine benzer bir surette hitap ederdi ki en zor olanı buydu. – Cebrail asli suretinde görülmüştür. – Miraçta olduğu, gibi Allah’tan vahiy vasıtasız olarak almıştır. – Vahiy Peygamber Efendimize kırk yaşında Ramazan ayında bir pazartesi günü gelmiştir. KUR’AN’ı Kerim 23 yılda tedrici olarak nazil olmuştur. Bunun 12 yıl 5 ay 13 günü Mekke’de 9 yıl 9 ay 9 günü ise Medine’de gerçekleşmiştir. Mekke’de inen sürelere Mekki, Medine’de inen sürelere ise Medeni süreler denir. Mukataat-I Süver29 sürenin basında geçen 14 harftir. İkisi Medeni 14′ü ise Mekki sürelerde geçer. KUR’AN ayetleri kağıt, bez, deri parçaları, taş, tuğla, kürek kemikleri üzerine yazılmıştır. Süre ve ayetler tevkifidir. Yani vahye Müsteniddir. Ayet…Alamet, nişan, ibret manasına gelir. Mekki, Medeni Muhkem, mütaşabih diye sınıflandırılır. Süre… Yüksek makam, derece, şeref, alamet manasına gelir. 114 süre 30 cüz vardır. Bakara, en uzun; Kevser ise en kısa süredir. Tuval, miun, mesani ve mufassal olarak 4′e ayrılır. Kıraat; okumak demektir. Kurra; KUR’AN’ı Kerim’i ezberleyen ve başkasına öğretendir. Hz. Osman ra, Hz. Ali ra, Ubey b. Ka’b ra sahabeden olan kurralardandır. Mütevatir olan 7 kıraat vardır. Bunlar İbni Kesir, Nafi, İbni Amir, Ebu Amr, Hamza, Kisai ve Asım kıraatleridir. Mütevatir biz hadiste Peygamber Efendimiz “KUR’AN’ı kerim yedi harf üzerine nazil olmuştur.” Buyurur Kur’an’ın İcazıKUR’AN belagat ve fesahat, nazm-ı acip ve üslubu garip, gaybten haberler, geçmiş asırları beyan noktasında mucizevidir Surelerin başındaki besmele konusunda Hanefiler ” Müstakil bir ayettir. Sürenin cüz’ü değildir. Ayırmak için teberrüken yazılmıştır. Hanbeliler “Fatihanın başından bir ayettir.” derler. Rivayet ve nakillere dayanarak yapılan tefsirlere rivayet, rivayet tefsirine dayanarak ulemanın ayetleri tefsir etmesine ise dirayet tefsiri denir. Mutezile’nin kurucularından Ebu Huzeyl Allaf Abbasi halifesi Me’muna hocalık yapmıştır. Me’mun ise mutezile alimlerinden olan Ahmet b. Ebu Duad’ın kışkırtmasıyla KUR’AN’ın mahluk olduğunu bütün İslam alimlerine kabul ettirmeye çalışmıştır. Resulullahın Kuranın zirvesi diye isimlendirdiği sure Bakara suresidir. Kuran-ı Kerimin kalbi diye zikredilen sure Yasin suresir. Kuran-ı Kerimin ilk defa harekelerini göstermek için noktalama koyan;Ebul Esved ed-Düeli. Kuranın harekelenmesi işine en son şeklini veren alim;Halil Bin Ahmet. Baştan sona kadar tek bir konuyu anlatan sure Yusuf suresidir. Mekke de son nazil olan sure;Müminun suresidir. Mekke de ilan edilen sure;Necm suresidir. Tefsir alanında tasavvufi boyut ve özellikleri ön plana çıkaran olayalara İşari tefsir denir. Kendisin Tercumanül Kuran ve Bahrul-İlim sıfatı verilen müfessir sahabi Abdullah Bin Abbas. Mekke döneminde nazil olmuştur ve 118 ayettir. İlk 10 ayetinde takva sahiplerinin vasıflarını beyan eden, adını ilk ayette geçen ve bu vasıfları taşıyanları niteleyen bir kelimeden alan sure Mü’minün Suresi Mekke döneminde nazil olmuştur ve 9 ayettir. İnsanları çekiştiren, alay eden kimsenin durumunu kınayarak, bu gibi kimselerin varacağı yerin ateş olduğunu bildirir. İnsanları arkadan çekiştiren, “Aksâmü’l-Kur’ân” ifadesi Kur’ân’daki yeminler “Seb’u’t-tıvâl” Bakara, A’râf, Nisa, Âl-i İmrân, En’âm, Mâide, Enfâl “Müşkilü’l-Kur’ân” ifadesinin tanımı Aralarında tenakuz ve ihtilaf olduğu zannedilen ayetlere denir. Vücuh “Lafızları aynı, anlamları farklı olan kelimelerdir” tanımını ifade eder, Kur’ân ve Sünnetin açık hükümlerine aykırı olarak yapılan tefsirlere ,İlhâdî tefsir Taberî’nin kaleme aldığı tefsirin özgün adı Câmiu’l-Beyân An Te’vîli Âyi’l-Kur’ân Meâl Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır. Tefsir Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir. Mukâbele Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir. Kerim’i harekeleme ve noktalama işlemi hangi dönemde Emeviler döneminde gerçekleşmiştir. Kur’an-ı Kerim’in belgeye dayalı olarak toplanması için kurulan komisyonun başkanı Zeyd bin Sabit Kıraat-ı Aşere İmamları ve Râvîleri – İmâm Nâfî Kalun ve Verş – İmâm İbn Kesîr El-Bezzî – Kunbul – İmâm Ebû Amr Ed-Dûrî- Sûsî – İmâm İbn Âmir Hişâm-İbn Zekvân – İmâm Âsım Ebû Bekir Şu´be-Hafs b. Süleyman Bizim ve Müslümanların çoğunun kıraat imâmı – İmâm Hamza Halef- Hallad – İmâm Kisâî Ebû Hâris-Dûrî – İmâm Ebû Ca´fer Îsâ b. Verdân-Süleymân b. Cemmâz – İmâm Ya´kûbRuveys-Ravh – İmâm Halef İshâk- İdrîs Kur’an’ın muhtevası – Îtikâd. – bâdetler. – Muâmelât. – Ukubât. – Ahlâk. – Nasîhat ve Tavsiyeler. – Va’d ve Vaîd. – İlmî Gerçekler. Kıssalar ve Duâlar. Mekkî Sûreler’in özellikleri Âyetler genelde “Ey insanlar!” hitâbıyla başlar, sûre başlarında kasemler çokça yer alır, önceki peygamberlerin kıssaları anlatılır. Medenî SûreleriÂyetler genelde “Ey iman edenler, ey kitap ehli” hitaplarıyla başlarlar; evlilik, mîrâs, cihâd âyetlerini ihtivâ eder, münâfıklardan bahseder.” Muhkem ayet Açık ifâdeli âyetlerdir Müteşâbih ayet Birden fazla anlama gelen ayetlerdir -Besmele Tevbe suresinin dışında bütün surelerin başında besmele suresinin 30. Ayetinde gecmesi nedeniyle Kuran ın bir ayeti olduğunda ihtilaf yoktur. Secde AyetleriSecde ayetleri Kuran da 14 ayeti okunduğunda tilavet secdesi secdesi hanifilere göre vaciptir. Sure Sözlükte yüksek rütbe mevkişerefyüksek binasur gibi manalara suver olarak ayetlerden en az 3 ayetten meydana gelen başı ve sonu bulunan müstakil Kuran parcası demektir. 114 sure a göre 87 si Mekki 27si ise Meddenidir. En uzun süre 286 ayeti olan Bakara süresi en kısası ise Kevser Suresidir. Kur’an’ın surelere ayrılması tevkifidir yani vahye dayanır. Surelerin TertibiSurelerin terkibinde farklı görüşler mevcuttur. Surelerin Tasnifi – Es- Sebut tuvel En uzun 7 sure demektir. – El MiunBirinci gruptan sonra gelen ve ayet adedi yüz civarında olan surelerdir. – El Mesani Ayet adedi 100 den az olan surelerdır.Azhap suresinin basından Kaf suresine kadar – El Mufassal Mushafın son bölümü olup Kaf suresinin başından Nas suresinin sonu. VAKIF”Kelime üzerinde kıraata tekrar başlamak niyetiyle adet olduğu şekilde nefes alacak kadar bir zaman sesi kesmekten”ibarettir. İBTİDA”ilk defa okumaya başlamaya veya vakıftan sonra kıraata devam etmek için tekrar başlamaya” denir. İNZÂL VE TENZİL Kur’ân’ın M. 610 yılında Ramazan ayında Kadir gecesinde toptan dünya semasına, Beytü’l-İzze’ye indirilmesine inzâl, parça parça âyetler hâlinde vahiy yolu ile Hz. Muhammed indirilmesine ise tenzîl denir. AYET Sözlükte “açık alâmet, işâret, emâre, iz ve nişâne” demektir. Çoğulu ây ve âyât’tır. Allah’ın varlığına delâlet eden şeylere ve peygamberlerin hak olduğunu ispat eden mucizelere de âyet denir. VAHİY KATİPLERİ Hz. peygamberin İslâm’ın ilk günlerinden itibaren vahiy kâtipleri ittihâz etmiş, inen âyetleri onlara yazdırmıştı. Tefsir usulü kaynaklarında verilen bilgilere göre, Kur’ân’ın bir arada toplanması üç merhalede gerçekleşmiştir. Kur’ân Hz. Muhammed zamanında yazılmış, Hz. Ebu Bekir’in zamanında bir araya toplanmış ve Hz. Osman’ın zamanında da, kitap haline getirilerek çoğaltılmıştır. Zeyd b. Sabit, Kur’ân’ı Hz. Peygamber zamanında yazı ile kaydettiklerini haber vermiştir ez-Zerkeşî el-Burhân fi Ulumi’l-Kur’ân, Mısır 1972, I, 235. Mekke’de ilk vahiy kâtipliğini Abdullah b. Sa’d b. Ebi Sarh, Medine de ise, Ubey b. Ka’b yapmıştır. Ondan sonra Zeyd b. Sabit bu görevi devamlı sürdürmüştür. KIRAAT “Bir okuyucunun ses ve söz aracılığı ile iradeli olarak harflerden kelimeler, kelimelerden cümle ya da cümleler oluşturmak suretiyle meydana getirdiği Kur’ân metnini kıraatini acele etmeksizintecvid disiplini doğrultusunda yavaş yavaş kendisine veya bir başkasına duyuracak şekilde okumasıdır”. TİLAVET “Harflerin edası ve kelimelerin anlamı açısından diğer okuma biçimleri olan kıraat ve tertîl’in özelliklerini kapsamakla birlikte onlara nisbetle daha çok itinalı, anlam ağırlıklı ve hatta ilahî kelamın anlaşılmasından onu tecrübe ekmeye yönelik bir okuma biçimidir” HafızKur’an’ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde tecvid okuyabilen kişiye hafız denir. Hz. Muhammed ilk hafız olarak kabul edilir. Kur’an’ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya tilavet denir. Müslümanlar günlük ibadet olan namazı kılabilmek için Kur’an’dan en azından küçük bir kısmı ayet ezberlemek, bilmek zorundadırlar. AHRÛF-İ SEB’AYedi harf. Ahrufü`s-Seb`a Kur`an-i Kerim`in lafizlari ve kiraati ile yedi vecih veya lehce. AHKAMÜ`L-KUR`ANİbadat, muamelat ve ukubatla ilgili ayetlerin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi. AHSENÜ`KASAS- Kur`an-ı Kerim`de anlatılan hayat hikayesi. AKSÂMÜ’L-KUR’ÂN Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır EVSAD-I MUFASSALTarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır. FEZAİLÜ’L-KUR’AN Kur’an’ın bazı sûre ve âyetlerinin faziletinden bahseden rivayetleri bir araya getiren ilme fezâilü’l-Kur’ân denilmiştir. GARİBÜ`L KUR`ANKur`an-i Kerim`deki garip lafizlarin tefsirini konu alan ilim dali ve dalda yazilan eserlerin ortak adi. HAVASSU’L-KUR’ANKur’an’ı Kerim’in bazı ayet ve surelerinin özelliklerinden bahseden ilimdir. İCAZKur`an`in özlü olusu, kelime ve cümlelerinin derin ve essiz anlamlar tasimasina icaz denir. İ’RABUL-KUR’ANKur’an’ın diliyle ilgili ilimlerin başında Kur’an’ın dil bilgisi bakımından doğru okunup yazılmasından ve farklı vecihlerin ne gibi anlam kaymaları ve zenginliği ortaya çıkardığından bahseden irâbü’l-Kur’ân gelir İSRAİsrâ,Peygamberimiz bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir. . KISAR-I MUFASSALHücurat” sûresinden “Burüc” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Tıval-ı Mufassal’dır. “Tarık” sûresinden “Lem yekûn” sûresinin sonuna kadar olan sûreler Evsat-ı Mufassal’dır. Bundan sonraki sûreler de, Kısarı Mufassal’dır. Bu sûrelere “Mufassal” denilmesinin sebebi, bunların birbirlerinden arka arkaya Besmele ile ayrılmış bulunmalarıdır KÜTÜB-Ü EHADİS.İlahi kitaplarTevrat, zebur, inci,Kur`an-i Kerim. KÜTÜB-Ü MÜNZELEAllah tarafindan indirilmis olan kutsal kitaplar. MUFASSALKur’ân’ın sonundaki kısa sûrelere denir Hucurât sûresinden Bürûc sûresine kadar 36 sûreye tıval-ı mufassal, Bürûç’tan Leyl sûresine kadar olan 7 sûreye evsat-ı mufassal, Leyl’den Nâs sûresine kadar olan 22 sûreye de kısar-ı mufassal denir MÜDAYENE AYETİKur’an’da en uzun ayet Müdayene= Borçlanma Ayeti diye bilinen Bakara suresinin 282. suresinin Müdayene ayeti denir. MÜCMEL Mânâsı anlaşılmayacak derecede Özet halde ve îzâha muhtaç söz, kısa ifade. MÜTEŞABİH Birbirine benzeyen. Usûl-i fıkha göre, Kur’ân-ı Ker’îm ve hâdîs-i şerifte geçen ve ne kasdedildiği kesin olarak bilinemeyen söz. Çoğulu Müteşâbihât. MÜTEVATİR Yalan üzerinde toptan birleşmeleri akılca imkânsız olan bir topluluğun, aynı şekilde başka bir topluluktan rivayet etmiş olduğu haber veya hadîs MÜŞKİLÜ’L-KUR’AN Kuran okurken zihne takılan ayetler MUAVVİZATEYNFelak , nas sureklerinin ikisine birden verilen isim. MÜTEŞABİH AYETLERBirden fazla manaya gelen , manası açık olmayıp manasında kapalılık bulunan, açıklamaya ihtiyaç duyulan ayetlere müteşabih ayetler NASSDini bir terim olarak – geniş anlamıyla- Kur`an ve Sünnet metinlerini ifade eder. NÜZUL-İ KUR`ANPeygamber Efendimize Allah tarafindan Kur`an ayetlerinin gelmesine ayetleri Cibri-i Emin`in getirmesine de, inzal, tenzil denir. SİYAK-SİBAKKur’an-ı Kerim’in bir ayetini yorumlarken, konu ve kitap bütünlüğüne dikkat etmek ilmidir. TERTİLKur’an’ı ağır ağır, kelime ve harflerin hakkını vererek güzelce okuma. ULUMU’L-KUR’AN Cem’ul-Kur’ân, Esbabu’n-Nüzûl, -ve’1-mensuh vb. gibi Kur’ân-ı Kerîm’le doğrudan irtibatı olan konuları inceleyen ilim. Başka bir ifadeyle; Kur’ân’a hizmet eden veya Kur’an’a dayanan ilimlere ulûmu’1-Kur’ân denir VÜCUH VE’N-NEZAİR Kur’ân-i Kerîm’de bir lafzın bir kaç mânâda kullanılmasına “vucûh” denir. Birden fazla kelimenin aynı mânâda kullanılmasına da “nezâir” denir ZELLETÜ’L-KÂRÎManası değişecek şekilde Kur`an-ı yanlış zelletu`l-kari sürcmesi,“ yanı yanlış okuması demektir. ZEVATU’R-RAElif Lâm Râ ile başlayan Yûnus,Hûd,Yûsuf, Ra’d,İbrahim ve Hicr sûrelerine verilen ve Nas surelerine; MUAVİZETEYN,Bakara ve Ali İmran surelerine;ZEHREVAN,Târık suresinden Beyyine suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUVASSAT,Zilzâl suresinden Nâs suresine kadar olan bütün surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L KISAR,Hucurât suresinden Buruc suresine kadar olan surelere verilen ortak isim;Et TUVALU’L MUFASSAL,Bakara-Ali İmran-Nisa-Maide-En’am-A’raf-Enfal sureleri;SEB’UL TIVALYedi Uzun Sure Kur’an-ın yavaş yavaş inmesine ne ad verilir?Tencimü’l Kur’an Hz. İsa zamanında, gökten indirilmesi istenen bir sofradan bahsedildiği için Sofra anlamına gelen sureye ne ad verilir?Maide Ayetler arasında uyum ve ahengi açıklayan ilim veya kavrama ne denir?Tanasub’ul Ayat Medine dedi en meşhur vahiy katibi aşağıdakilerden hangisidir?Übey Kur’anın çoğaltılmasına hangi yılda başlanmıştır?H .25 Kur’anın anlaşılmasında çağdaş bir yöntem olan İşaret sistemini ön plana çıkaran ilim dalına ne ad verlir?Sembolik Elif,Lam,Ra ile başlayan surelere ne ad verilir?Zevatu’r Ra Bir ayetin bir surede birden fazla tekrarlanmasına ne ad verilir?Terdit Tercümânu’l- Kur’ân ve İlim denizi Ünvanına Abdullah b. Abbas aittir. Medine medresesini kuran ve burada meşhur talebeler yetiştiren alim Ubeyy b. Ka’b Yasin suresinde anlatılan kavim Ashabı Karye Rasulullah’a yolculuk ve misafirlikte olmayıp, yerleşik durumda iken gelen vahye Hadari denir. Enfal suresinin diğer adı Ganimet Kur’an ı Kerimde surelerin başında okuyanın ve dinleyenin ilgisini çekmek için söze tatlı, akıcı, ince ve güzel bir üslupla başlamasına Fevatihu’s suver denir. Kur’an hristiyanlar için NASRANİ tabiri kullanır . Ruhu’l Kudüs kelimesi Kur’an´ da Cebrail anlamda kullanılmıştır. İçerisinde Beni Nadir olayı geçen sure Haşr Suresi Yolculukta namazın kısatılması ile ilgili ayet Nisa-101 Kur’an ve Sünnetde ´Hadd-i Kazf´ olarak adlandırılan ceza Zina iftirası cezası Savaş Ganimeti anlamına gelen sure Enfal Ayetler ve sureler arasında icmal-tafsil, umumilik-hususilik, aklilik-hissilik, sebep-müsebbeb, benzerlik-zıtlık gibi mana irtibatı sağlamaya Tenasüb denir. Sebe suresinde geçen Sebelileri cezalandırmak amacıyla onlara gönderilen sel baskınına Seylü-l arim Kur’an’ı Kerim’in Mücadele suresinin her ayetinde “ALLAH” kelimesi vardır. Allah kelimesi Kur’an’da 2697defa zikredilmiştir. Kur’an’ı Kerim’de tek ismi zikredilmiş kadın Hz. Meryem. Kur’an ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Ümmülkitap isimleriyle bilinir. En meshur rivâyet tefsirleri ve müellifleri şunlardır. 1. İbn Cerîr et-Taberi Câmiu’l- Beyân an Te’vîli Âyi’l- Kur’ân. 2. İbn Ebî HâtimTefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm Musneden an Rasûlillâhi ve’s- Sahâbeti ve’t- Tâbiîn. 3. Ebu’l- Leys Semerkandî Tefsiru Ebi’l- Leys. 4. el-Vâhidî el-Vecîz fî Tefsiri’l- Kur’âni’l- Azîz. 5. el-Begavî Meâlimu’t- Tenzîl. 6. İbn Atiye el-Muharraru’l- Vecîz fî Tefsiri Kitâbi’l- Azîz. 7. İbn Kesîr Tefsiru’l- Kur’âni’l- Azîm. 8. Celâluddîn es-Suyutî ed-Dürrü’l- Mensûr fi’t- Tefsir bi’l- Me’sûr b. İcmâlî TefsirKur’ân âyetlerinin icmâlî olarak kısaca tefsir edilmesidir. Bu metotla yapılan tefsire, daha çok radyo ve televizyon konusmalarında çesit tefsire; Celâleyn tefsiri, Ferîd Vecdî’nin Tefsiru’l- Kur’âni’l- Kerim ve Mucemmeu’l- Buhûsi’l- İslâmiyye’nin hazırladığı Tefsiru’l- Vasît’i misâl olarak zikredebiliriz. c. Mukâren Tefsir Karsılastırmalı TefsirMüfessir tefsirini yapacağı âyetin tefsiri için daha önce yazılan tefsirlere mürâcaat eder. Müfessirlerin değisik tefsir metotları ile yaptıkları tefsirlerini karsılastırır. Bu görüsler içinde itimat ettiği görüsü alır, tercih etmediği görüsleri “Rûhu’l- Meânî” tefsiri mukâren tefsire örnek olarak gösterilebilir. Dirâyet tefsiri; rivâyetlere münhasır kalmayıp Arap dili ve edebiyâtı, dînî ve felsefî ilimler ile çesitli müspet ilimlere dayanılarak yapılan tefsirdir. Bu kaynaklarla yapılan tefsire de “dirâyet tefsiri” veya “re’y ile tefsir” ya da “ma’kûl tefsir” tefsiri kendi arasında ikiye ayrılır 1. Mutlak Dirâyet Tefsiri. Kendisinde muayyen bir görüsün meselâ; sûfî, felsefî veya fennî görüsün hâkim olmadığı dirâyet tefsiridir. Simdi de bu tarzda yazılmıs birkaç önemli mutlak dirâyet tefsir ve müfessirlerini zikredelim 1. Fahruddin er-Razî Mefâtîhu’l- Gayb Tefsir-i Kebîr. 2. Kâdî Beydavi Envâru’t- Tenzîl ve Esrâru’t- Te’vîl. 3. Nesefî Medârikü’t- Tenzîl ve Hakâkiku’t- Te’vîl. 4. el-HâzinLübâbu’t- Te’vîl fî Meâni’t- Tenzîl. 5. Ebu Hayyân el-Endelûsî el-Bahru’l- Muhît. 6. Hatîb Sirbînî es-Sirâcü’l- Münîr. 7. Ebussuûd Efendi İrsâdü’l- Akli’s-Selîm İlâ Mezâye’l- Kur’âni’l-Kerim. Dirâyet TefsiriMukayyed Dirâyet Tefsiri kendi arasında bazı bölümlere ayrılır a. Tasavvufî/Sûfî Tefsir 1. Nazarî Sûfî/Tasavvufî Tefsir. veya Amelî Tefsir. b. Felsefî Tefsir. c. Fıkhî Tefsir. d. Fennî Tefsir. e. Edebî-İçtimaî Tefsir 1. Edebî Tefsir. 2. İçtimaî Tefsir. f. Lügavî Tefsir. g. Târihî Tefsir. h. Fırka Tefsirleri. ı. İlhâdî – Ansiklopedisi – Osman Keskioğlu,Kuran-ı Kerim Bilgileri – DİB ,Kavramlar Sözlüğü. En güncel haber ve ilanları aşağıda yeralan sosyal medya hesaplarımızından yada mobile uygulamamızı indirerek takip edebilirsiniz! Mobile uygulamamızı indirmek için tıklayınız.. Telegram hesabımızı katılmak için tıklayınız.. Facebook sayfamızı beğenmek için tıklayınız.. Twitter hesabımızı takip etmek için tıklayınız.. Instagram hesabımızı takip etmek için tıklayınız.. Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın ancak aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez. 2/190 Haram ay haram aya karşılıktır; hürmetler de karşılıklıdır Öyleyse kim size saldırırsa onun saldırdığı gibi siz de ona saldırın Allah’tan korkup-sakının ve bilin ki Allah muhakkak ki korkup-sakınanlarla beraberdir 2/194 Savaş hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı farz kılındı Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir Allah bilir de siz bilmezsiniz 2/216 Şüphesiz iman edenler hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte onlar Allah’ın rahmetini umabilirler Allah bağışlayandır esirgeyendir 2/218 Musa’dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani peygamberlerinden birine “Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi O “Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?” demişti “Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldık” demişlerdi Ama onlara savaş yazıldığı öngörüldüğü zaman az bir kısmı hariç yüz çevirdiler Allah zalimleri bilir 2/246 Andolsun eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz Allah’tan olan bir bağışlanma ve rahmet, onların bütün toplamakta olduklarından daha hayırlıdır 3/157 Nitekim Rableri onlara dualarını kabul ederek cevab verdi “Şüphesiz Ben erkek olsun kadın olsun sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam Sizin kiminiz kiminizdendir İşte hicret edenlerin yurtlarından sürülüp-çıkarılanların ve yolumda işkence görenlerin çarpışıp öldürülenlerin mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım Bu Allah katından bir karşılık sevaptır O Allah karşılığın sevabın en güzeli O’nun katındadır” 3/195 Ey iman edenler sabredin ve sabırda yarışın sınırlarda nöbetleşin Allah’tan korkun Umulur ki kurtulursunuz 3/200 Ey iman edenler düşmanlarınıza karşı tedbirinizi alın da savaşa bölük bölük çıkın ya da topluca çıkın 4/71 Öyleyse dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar Allah yolunda savaşsınlar; kim Allah yolunda savaşırken öldürülür ya da galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz 4/74 Size ne oluyor ki Allah yolunda ve “Rabbimiz bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar bize katından bir veli koruyucu sahib gönder bize katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? 4/75 İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın Hiç şüphesiz şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır 4/76 Kendilerine; “Elinizi savaştan çekin namazı kılın zekatı verin” denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında onlardan bir grup insanlardan Allah’tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve “Rabbimiz ne diye savaşı üzerimize yazdın bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?” dediler De ki “Dünyanın metaı azdır ahiret ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar’ bile haksızlığa uğratılmayacaksİnız” 4/77 Artık sen Allah yolunda savaş kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın Mü’minleri hazırlayıp-teşvik et Umulur ki Allah küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür Allah kahredici baskısıyla’ daha zorlu acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur 4/84 Onlar kendilerinin inkâra sapmaları gibi sizin de inkâra sapmanızı istediler Böylelikle bir olacaktınız Öyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler dostlar edinmeyin Şayet yine yüz çevirirlerse artık onları tutun ve her nerede ele geçirirseniz öldürün Onlardan ne bir veli dost edinin ne de bir yardımcı 4/89 Mü’minlerden özür olmaksızın oturanlar ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir Allah mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır Tümüne güzelliği cenneti va’detmiştir; ancak Allah cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır 4/95 Yeryüzünde adım attığınızda yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanlarınızdır 4/101 İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında onlardan bir grup seninle birlikte dursun ve silahlarını yanlarına alsın; böylece onlar secde ettiklerinde arkalarınızda olsunlar Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar onlar da korunma araçlarını’ ve silahlarını alsınlar Küfredenler size apansız bir baskın yapabilmek için sizin silahlarınızdan ve emtianız erzak ve mühimmatınızdan ayrılmış olmanızı isterler Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur Korunma tedbirlerinizi alın Şüphesiz Allah kafirler için aşağılatıcı bir azab hazırlamıştır 4/102 Düşmanınız olan Topluluğu aramakta gevşeklik göstermeyin Siz acı çekiyorsanız şüphesiz onlar da sizin acı çektiğiniz gibi acı çekiyorlar Oysa siz onların umud etmediklerini Allah’tan umuyorsunuz Allah bilendir hüküm ve hikmet sahibidir 4/104 Ey iman edenler, toplu olarak kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arka çevirmeyin savaştan kaçmayın 8/15 Kim onlara böyle bir günde -yine savaşmak için bir yana çekilen ya da bir başka bölüğe katılmak için yer tutanın dışında- arkasını çevirirse, gerçekten o Allah’tan bir gazaba uğramıştır ve onun barınma yeri cehennemdir Ne kötü bir yataktır o 8/16

kuranda itikad ile ilgili ayetler