🦈 Istiklal Marşı Kime Ithaf Edilmiştir

edilmiştir İstiklâl Marşı’nın her kıtasında değerlerin yer aldığı, hemen hemen her bir mısrasında da ya bir değerin yer aldığı ya da bir değerin betimlendiği anlaşılmıştır. Çünkü İstiklâl Marşı’nın her bir kıtasında en az iki değer ifade edilirken toplamda 66 yerde değerin geçtiği tespit edilmiştir. İstiklalMarşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin millî marşıdır. Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921′de Birinci TBMM tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir. İstiklal Harbi’nin başlarında, İstiklal Harbi’nin milli bir ruh içerisinde verilmesi 100 yıl önce kaleme alınan ve şairi merhum Akif'in kahraman ordumuza ithaf ettiği bu marş, milletimizin tüm fertlerinin aynı heyecan ve imanla verdiği İstiklal Harbi'nin manifestosudur. Varlığımıza ve birliğimize yönelik her tehdit karşısında, 'nazlı' ve 'şanlı' hilalin altında toplanmaya hazır milletimizin ortak 12 Mart 1921’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir. Bestesi Osman Zeki Üngör’e aittir. Orkestrasyonu Edgar Manas tarafından yapılmıştır. Ön elemeyi geçen yedi şiir 12 Mart 1921’de Mustafa Kemal’in başkanlığını yaptığı meclis oturumunda tartışmaya açıldı. İstiklal Marşı da bu azim ve kararlılığın sağlanması için için yazılmıştır. İstiklal Marşı, I. İnönü Savaşı’nın ardından yazılmıştır. İstiklal Marşı, bayrağa yazılan ve millete atfedilen bir marştır. Marş olarak meclis tarafından kabul edilmiştir. Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmıştır. İstiklalMarşı’nın yazıldığı dönemde Türk ordusu düşmanla savaş hâlindedir. Bu yüzden ordu ve millete cesaret vermek isteyen şair, şiirine "Korkma" kelimesiyle başlar. Bu, bir sesleniştir. Şair, Türk milletine sesleniyor. İki türlü korku vardır: Adi korku ve asil korku. İlk korkuda ödleklik anlamı vardır. Vali Aydın Baruş, 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabul Edildiği Günü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü için mesaj yayınladı. Vali Baruş mesajından şu ifadelere yer verdi: "Türk Milletinin bağımsızlık bildirisi olarak tescil edilen İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisinin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda 9iA8d. Genel Kültür IP Adresim Travel Yaşam Ekonomi OtoHaber Sponsoru Chevrolet Türkiye Fan Kulübü 32 © 2014 Bilgilerin kullanimi sonucu olusabilecek herhangi bir zarardan sorumlu degildir. Bu sayfa saniyede olusturuldu. Oluşturulma Tarihi Ekim 05, 2019 2228Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ulusal marşı olan İstiklal Marşı,'nın tarihi vatandaşlar tarafından zaman zaman araştırılıyor. Anadolu'da Millî Mücadele'nin devam ettiği sırada kaleme alınan İstiklal Marşı toplam 10 kıt'adan oluşmaktadır. 1921'de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen İstiklal Marşı'nın bestesi Osman Zeki Üngör'e aittir. İşte, merak konusu olan, "İstiklal Marşı hangi yıl yazıldı? İstiklal Marşı'nı kim yazdı?" sorularının Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını dile getiren İstiklal Marşı birçok kişinin merak ettiği konulardan oldu. İşte, istiklal savaşı verilmesinden sonra ülkemizde kazandırılan İstiklal Marşı'nın kısa tarihi....İSTİKLAL MARŞI NE ZAMAN YAZILDI?Anadolu’da şehirlerde ve cephelerde koşturan, özellikle askerlere moral vermek için büyük çaba sarf eden İrşat Heyeti üyeleri, Genel Kurmay Başkanı İsmet Paşa ile Garp Cephesinde görüşmüş, halkın ve askerlerin maneviyatı güçlendirecek bir milli marşın yazılması hususunu mütalaa etmişlerdi. Aynı zamanda, yeni kurulan Ankara Hükümeti’nin de gelişen dış temasları ve diplomatik ilişkileri de bir milli marşa duyulan ihtiyacı güçlendirmekteydi. Hükümet üyelerini ziyaret eden Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa, İrşat Heyeti’nin bu talebini iletir, milli heyecanı canlandıracak, Fransızların Marseyez Marşına benzer bir milli marş yazılmasını, ordu adına hükümetten talep eder. Bu talebi ve genel ihtiyacı değerlendiren Eğitim Bakanlığı da İstiklal Marşı’nın yazılması için -çalışmanın başında zikredilen- Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde ilan edilmiş olan yarışmayı Marşı için yarışmanın açıldığı günlerde Mehmet Akif görevli olarak Kastamonu’da çalışmaktadır. İstiklal Marşı için bir yarışma ve ödül olmasıfikrinden hoşlanmayan şair, müsabakaya katılmak istemez. Hasan Basri Bey -yine çalışmanın başında zikredilen- davet mektubunu 5 Şubat 1921’de Mehmet Akif’e iletir. Hasan Basri Bey, şair Mehmet Akif’i ikna edebilmek için şiiri kendisinin yazacağını söyler; şairden yardım talep eder. Mehmet Akif, birlikte yazalım der; ancak ikramiyeyi almayacağını söyler. Hasan Basri Bey, yarışma koşullarının şairin istediği gibi düzenleneceğini, ikramiyeyiise bir hayır kurumuna vereceklerini söyleyince Mehmet Akif İstiklal Marşı’nı yazmaya ikna olur. Mehmet Akif Ankara’ya vasıl olduktan sonra Tacettin Dergâhı’nda ikamet etmiş, şiirlerini, yazılarını bu güzel mekânda yazmıştır. Ancak Dergâh sadece bir ikametgâh değildir. Mehmet Akif ve onu ziyaret edenler için edebi, fikri, tasavvufi, kültürel ve sanatsal sohbetlerin yapıldığı, cephelerdeki durumdan halkın bilgi almak için koştuğu bir Akif İstiklal Marşı’nı da bu mekânda Mart 1921 günü başkanlığını Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı Meclis görüşmelerinde İstiklal Marşı tafsilatlı olarak tartışılır. Verilen teklifin oylama ile kabulü üzerine, Hamdullah Suphi Bey İstiklal Marşı’nı okumak üzere kürsüye çıkar Mehmet Akif’ten şiiri yazmasını kendisinin istediğini, şairin ikramiye nedeniyle yarışmaya katılmayı uygun görmediğini, ancak görüşmeler neticesinde Mehmet Akif’i ikna ettiklerini, elemelerden kalan son altı şiirle birlikte Mehmet Akif’inşiirini Meclis’in seçimine sunduklarını söyler. Ardından, İstiklal Marşı’nı kürsüden Akif’in yazdığı İstiklal Marşı bu görüşmeden on iki gün sonra Meclis’te yapılan türlü tartışmalardan sonra kabul MARŞI BESTESİMilli mücadeleden dolayı yavaş yürüyen ve geciken beste yarışması, cumhuriyetin ilanından sonra yeniden gündeme geldi. 1924'te Ankara'da Maarif Vekaletinde bir kurul toplandı. Bu kurul, 24 müzisyenin bestesinin içinden Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etti. İstiklal Marşı, metni ve bestesiyle bütün okullara bildirildi. 1930 yılına kadar bütün okullarda söylendi. Ali Rıfat Çağatay'ın bestesinin Türk müziğinin etkisi altında olduğu gerekçesiyle 1930 yılında alınan karar uyarınca Osman Zeki Üngör'ün bestesi benimsendi. İstiklal Marşı bundan 97 yıl önce 12 Mart 1921 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir. Mehmet Akif Ersoy'un şiiri, şairin Türk milletinin cesaretine, özverisine ve savaşı kazanacağına dair inancını dile getirmektedir. İstiklal Marşı'nın sözleri yani Mehmet Akif'in şiiri okullarda işlenmekte ve şerh edilmektedir. Bu nedenle bu şiir ve şairi hafızlarda yer etmiştir. Ancak İstiklal Marşı'nı kim bestelemiştir desek herkes cevap veremez. OSMAN ZEKİ ÜNGÖR KİMDİR? Mehmet Akif Ersoy'un şiirini marş olarak Osman Zeki Güngör bestelemiştir. Osmanlı sarayında ilk Türk kemancısı olarak yetiştirilmiş olan müzisyen; birçok klasik batı müziği bestecisinin keman konçertolarını Türkiye'de çalan ilk Türk kemancıdır. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın temelini oluşturan Osmanlı saray orkestrasını yönetmiş; orkestranın ilk defa İstanbul’da halka açık konserler vermesini ve cumhuriyetin ilanından sonra yeni başkent Ankara'daki ilk senfonik konserlerin gerçekleşmesini sağlamıştır. Cumhuriyetin ilk önemli öğrenim kurumlarından Musiki Muallim Mektebi’nin kuruluşunda büyük emeği geçmiş bir eğitimcidir. Besteci Ekrem Zeki Ün'ün babasıdır. Osman Zeki Bey, 1921 yılında Mehmet Akif’in şiirinin ulusal marş güftesi olarak seçilmesinden sonra 1922’de Maarif Bakanlığı tarafından düzenlenen beste yarışmasına davet edilen 24 besteciden birisiydi. Kimi anekdotlara göre İstiklâl Marşı’nı, İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşundan sonra bestelemişti . Yarışma seçici kurulu tarafından Osman Zeki Bey'in eseri beşinci seçilirken ; Ali Rıfat Bey’in alaturka usuldeki bestesi birinci seçildi. Ancak 1930 yılında Maarif Bakanlığı'nın resmi kurumlara gönderdiği bir genelge ile uygulamada değişiklik yapıldı ve o güne kadar Ali Rıfat Bey'in bestesi ile seslendirilen güfte; Osman Zeki Bey’in batı tarzı bestesi ile seslendirilmeye başladı; devletin resmi marşı haline geldi. İSTİKLAL MARŞI İÇİN İLK SEÇİLEN BESTE ŞİMDİKİ DEĞİL Şiir için yapılan ilk yarışmasından sonra da bestelenmesi için bir yarışma yapıldı ve buna 24 besteci katıldı. Üllkenin içinde bulunduğu zor koşullar nedeniyle sonucu belirleyecek bir değerlendirme yapılamadı. Bu nedenle güfte, ülkenin çeşitli yerlerinde farklı bestelerle okunmaya başlandı. Edirne'de Ahmet Yekata Bey'in, İzmir'de İsmail Zühtü Bey’in, Ankara'da Osman Zeki Bey'in, İstanbul'da Ali Rıfat Bey ve Zati Bey'in besteleri okunuyordu. 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Üngör'ün yakın dostu Cemal Reşit Rey'le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemiştir. Söz ve melodide yer yer görülen uyum Prozodi eksikliğinin örneğin "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" mısrası ezgili okunduğunda "şafaklarda" sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür esas sebebi de budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde günümüzde İstiklâl Marşı olarak söylenmektedir. su götürmez gerçektir."benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var", "bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli", "hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal" gibi dini içerikli cümleleri resmi törenlerde söyletmek laikliğe aykırı olduğu gibi bu cümleleri müslüman olmayan bir vatandaşa zorla söyletmek yukarıda bahsedilen "tum halki kapsama" ilkesini havada bırakmaktadır."kahraman ırkıma bir gül" cümlesi de irk kokmayan "millet" kelimesinin kullanıldığı konusunda şüpheye yol açmaktadır. laiklik ilkesiyle yargılanmamış terim kapasitesini düşürmeye yönelik bir çalışmanın ürünü tespittir. beyin bedava olunca tespit sıçmak teriminin vücut bulmasıda böyle birşey oluyor işte. şu ana kadar o kadar laik ortama girdim * bir kişiden bile yaa istiklal marşı da laikliğe aykırı, çok rahatsızım, mehmet akif ersoy bana kapağı takmış diyen adam görmedim. kimsenin böyle detaylara takıldığı yok, siz nasıl yerlerde yaşıyorsunuz, muhafazakar olmayan insanları kafanızda nasıl sınıflandırıyorsunuz bilmiyorum ama arada kafanızı sultanbeyli'den, bağcılar'dan istiklal marşı gibi çoğunluğun ortak değeri üzerinden troll'lük yapan insanları bize gösteren tespitimsidir. yıllarca akıl hocaları tarafından eğitilirken laikliği dinsizlik, laik kesimi dinsiz kesim olarak bellemiş dinsiz olsa kime ne o ayrı tartışma konusu kişiler tarafından ortaya atılmış kesimin ne ezanla, ne dinle, ne şehadetle sıkıntısı olmadığını, laik kesimin sıkıntısının bunları ticaret malzemesi yapan din tüccarlarıyla olduğunu hala anlayamamış kafaların üretimidir. laikliğin ne olduğuna bir türlü kafası basmamış ve bundan sonra da asla basmayacak olanların yeni yumurtladığı sıcak bir evet çoh değil de ne güzel bir şiirdir o. o şiiri onaylayanlardan biri de mustafa kemal atatürk'tür yahu. laiklik ilkesini benimseyen ve benimseten atatürk yani. komik misiniz siz?"23 nisan 1920 günü meclis açılmış. istiklal harbi başlamış. ordularımız, anadolu'yu işgal edenlerle savaşıyor. yunan ordusu ankara yakınlarına kadar ilerlemiş. meclis bu ortamda, yeni kurulan türk devleti için bir istiklal marşı hazırlatmak istiyor. 1920 yılı sonlarında bu amaçla bir şiir yarışması 6 ay süre marşı yarışmasına bu süre içerisinde tam 724 şiir gönderiliyor. o zamanki adıyla maarif vekaleti, yani milli eğitim bakanlığı, bu şiirleri değerlendirmek için bir komisyon kuruyor. o dönemin türkiye'sinde iletişim olanaklarının neredeyse sıfır olduğu bir ülkede yarışmaya katılan 724 şiir tek tek okunuyor, içlerinden 6 şiir elemeyi geçip meclis matbaası tarafından bastırılıyor ve milletvekillerine kazanan şiir için 500 lira ödül var. o zaman için çok büyük bir sırada maarif vekili olan hamdullah suphi tanrıöver, ankara' da yaşayan ve aynı zamanda milletvekili olan ünlü şairimiz mehmet akif ersoy' dan da bir şiir üzerine mehmet akif bey "ben mebusum milletvekiliyim, müsabakaya katılmam. ayrıca bir şiir yazıp size veririm" yazmaya başlıyor ve "kahraman ordumuza" ithaf ettiği şiir bittiğinde, maarif vekaleti' ne teslim yarışmaya 7. şiir de katılmış sonuçlanıyor. mehmet akif bey' in şiiri meclis kürsüsünden maarif vekili hamdullah suphi bey tarafından büyük bir coşkuyla tezahürat ve alkışlar arasında ve oybirliği ile istiklal marşı olarak kabul 12 mart marşı şiiri kabul edildikten hemen sonra, kürsüden bir kez daha okunuyor ve bütün milletvekilleri bu kez ayakta dinliyor. meclis yetkilileri birkaç gün sonra mehmet akif bey' e 500 liralık para ödülünü vermeye geliyorlar. almayı reddediyor."ben müsabakaya girmedim. bu para benim hakkım değildir ve bana ait değildir" yetkilileri ısrar ediyor. "bu parayı kasamızda tutamayız. siz alın, isterseniz bir yere bağışlayın" akif bey bunun üzerine parayı alıyor ve hastanede yatmakta olan gazilerimize bağışlıyor." alıntı mehmet akif kim bilmesek inandıracaksınız nerdeyse ha laiklik düşüncesi güdülerek yazıldığına. gayet göze batar bir türk islam sentezi yapılmış. tamam, bir marşa uygun olarak devlet, millet, tarih, ecdad vs. saygısı da var ama, türk-islam sentezi bildiğin ön fonda bağrıyor. ne alaka ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli? hakka tapmayanın değil istiklal. atatürk onaylayınca laik oldu sananlar var, yeni devletin doğum sancıları devam ederken bir sürü hak, demokratik unsur zaten, ve de doğal olarak ihlal edilmiştir. atatürk'ün bariz faşizme kaçan tutumları da gösterilebilir yoksa. daha devletin dini islamdır ibaresi bile çıkmamıştı yasadan, aptal, gerizekalı. atatürk fikirleri öne sürdü, zamanla gerekleri de yapılsın diye, bulutlar arasında atatürk resimleriyle çocuklarımıza bayrak şiirini okutup ağlaşarak saksı gibi oturalım diye değil. ayrıca ne alakasıvar laiklikle dinsizliği bir tutmanın ahmak, 'ebedi yurdumun üstünde asla ne bir ezan, ne bir çan inlemesin' yazması doğru olur falan diyen olduysa ona sun küçük beyninden çıkan düşünce kırıntılarını. sen okumuyor musun dersen, okuyorum, tıpkı çoğu insan gibi anlamını iplemeden, sadece saygı duyulası gördüğüm bir şeyleri temsil ettiği için, başka bir şey olsaydı yine aynı sebepten okurdum. istiklal marşının bir şiir olmasından ötürüdür. ya amk istiklal marşı savaşı anlatan o günü anlatan bir şiir bu şiiri değerli yapan şey ne anlattığı değil sonradan milli marş olarak kabul edilmesidir yoksa bugüne kadar o günleri anlatan bu şiirden iyi bir çok şiir yazıldı ama kafalar hala aynı ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. İstiklal Marşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin millî marşıdır. Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir. İstiklal Harbi'nin başlarında, İstiklal Harbi'nin milli bir ruh içerisinde verilmesi imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921'de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Mehmet Akif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine, İstiklal Harbi'nin özellikle hangi ruh ve ideolojik çerçeve içerisinde verilebileceğini Türklere göstermek amacıyla, Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda yazdığı ve İstiklal Harbi'ni verecek olan Türk Ordusu'na ithaf ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Akif'in yazdığı İstiklal Marşı kabul edilmiştir. Mecliste İstiklal Marşı'nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur. Mehmet Akif Ersoy İstiklal Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'ına dahil etmemiş ve İstiklal Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiştir. Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklal Marşı olarak söylenebilmektedir. İSTİKLAL MARŞI Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır parlayacak! O benimdir, o benim milletimindir ancak! Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül ne bu şiddet, bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal. Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal. Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım; Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar, ‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın, Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ. Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli Değmesin ma’ bedimin göğsüne nâ-mahrem eli! Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli- Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli. O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım. Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım; Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım! Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl. Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl; Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet, Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl! Mehmet Akif Ersoy DİKKAT! Yorum yazmak için üye girişi gereklidir.

istiklal marşı kime ithaf edilmiştir