🦙 Dink Cinayeti Ve Istihbarat Yalanları Pdf
DinkCinayeti ve İstihbarat Yalanları - Nedim Şener - Destek - 9789944298988 - Kitap. Hrant Dink Cinayeti. Cem Küçük. Profil %15 Stoktan Teslim 18.2.2009
Önyargılı olmasaydı, "Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları" kitabında, sadece Başbakanlık Müfettişlerinin 10/10/2008 tarihli raporlarındaki iddialara dayanmaz, bu iddiaları
Evren ÇAVUŞOĞLU Makaleleri. Evren ÇAVUŞOĞLU Makaleleri; Gönderiler. 2010
HRANTDİNK CİNAYETİ DÖRDÜNCÜ YIL RAPORU Av. Fethiye Çetin Hrant Dink cinayetine zemin hazırlayan süreç, bu süreçte rol alan kişi ve kurumlar ile cinayetin gerçek faillerini ve cinayetin nedenini önceki raporlarımızda tartışmış, konuya ilişkin sorular sormuş ve olası yanıtları vermiştik.
FETÖ, Nedim Şener’i Hrant Dink cinayet ini örtbas etmekle suçladı. Kamuoyunda ise Dink cinayetinin FETÖ ile bağlantı lı olduğuna dair bir kanaat vardı. Kamuoyu, Nedim Şener’i de cinayeti aydınlatmak için çalışan bir basın kahramanı olarak gördü. Ancak Şener’in “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” kitabında
EmniyetGenel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun’dan, uzun süredir beklenen kitap İN, Emniyet’te 40 yıl görev yapan bir İstihbaratçının, teşkilat içinde yuvalanan Cemaat’le yüzleşmesini, mücadelesini, kurulan tuzak ve komploları anlatan, Türkiye gündemini sarsacak bir çalışma
“Dink cinayeti ve İstihbarat Yalanları” kitabını yazalı 13 yıl, “Kırmızı Cuma” kitabını yazalı 11 yıl geçti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Mart günü, benim yıllar önce yazdığım gibi Dink cinayeti arkasında devletin en üst düzeyinde görev yapan istihbaratçılar ve diğer devlet görevlileri ile FETÖ
72l0F. Şubat 2007'de Başbakan Tayyip Erdoğan'ın önüne iki şema konmuştu. Dink cinayetiyle ilgili emniyetin yaptığı ilk çalışmalardı bunlar. O dönem bu şemalar yazılmamak kaydıyla birçok gazetecinin de eline ulaşmıştı. Peki, neydi bu şemalar? İlk şema Ogün Samast ve Yasin Hayal'in merkezde olduğu telefon görüşmeleri trafiğiydi. Onlarla yoğun temasta olan kişilerin diğer temasları ve aralarındaki bağlantılar ele alınıyor ve böylece oluşan 'daire'nin resmi çekiliyordu. İkinci şema ise kurumlar ve yapılarla ilgiliydi. Bunlar arasında çeşitli dernekler, televizyon kanalları, internet siteleri, mafya grupları bulunuyordu. Bu grupların ilk şemayla da keşistiği noktalar vardı. Bu bağlantılar ve isimlerin üzerine nedense gidilmedi, gidilemedi? Aradan iki yıl geçti. Bir süre önce gazeteci Nedim Şener bu şemalardan birini 'İstihbarat Yalanları' başlıklı kitabında yayınladı. Birkaç hafta önce TV NET'te 'Dün ve Bugün' programında ben de gündeme getirdim şemaları? Getirdim zira bugün bu şemalar tekrar masaya yatırıldığında ortaya inanılmaz bir durum çıkıyor. Bu şemalarda yer alan yapılarla Ergenekon soruşturmasında takibata uğrayan yapılar, şemalarda yer alan isimlerle Ergenekon sanıkları arasında çarpıcı bir örtüşme bulunuyor. Hrant Dink Ocak 2007'de öldürüldü. Bu şemalar başbakan önüne Şubat 2007'de konuldu. Ergenekon soruşturması Ocak 2008'de başladı. Soruşturmaya dayanak oluşturan Ümraniye silah deposu ise Haziran 2007'de ele geçirilmişti? Arada 1,5, 2 yıllık fark var? Ne var ki Dink cinayetinde dikkat çeken çevreler ile Ergenekon davasında takibata uğrayanlar aynı? Diğer ifadeyle Dink cinayetinin içine ve çevresinde olabileceği varsayılan ya da telefon irtibatlarıyla şüphe uyandıran kişiler bugün Ergenekon davasında tek tek takibata uğruyor, üstelik kimisinin tutuklanma tarihi pek yeni? Ne anlama geliyor bu? Hrant Dink cinayetinin, Ergenekon'un ana kilidi olduğunu, bu cinayetin üzerine yeni sorularla, Ergenekon dosyası üzerinden gidilmesi gerektiğini göstermiyor mu? Tersten söyleyelim Ergenekon meselesinin girdaplarına girilmeden Dink davasında alınacak yolun sınırlı kalacağına işaret etmiyor mu? Bakın nasıl? İlk şemada 49 isim var. Bunlardan 6'i Dink davasında yargılanıyor? 10'u ise Ergenekon ve civarındaki soruşturmalarda Danıştay, VKGB gibi davalarda çeşitli zamanlarda takibata uğradı. Sedat Peker, Kemal Kerinçsiz, Levent Temiz, Vehbi Şanlı, Muzaffer Tekin, İbrahim Cingi, Veli Küçük, emekli binbaşı Erbay Çolakoğlu, emekli albay Mustafa Levent Göktaş bunlar arasında yer alıyor? İkinci şemada ise 21 kuruluş bulunuyor. Bunlardan 14'ü Ergenekon soruşturma sürecinde ya anıldı ya takibata uğradı, yöneticilerinin ise çoğunluğu tutuklandı. Tutuklu Taner Ünal'ın 'VKGB'si, tutuklu Fikri Karadağ'ın 'Kuvayi Milliye Derneği', tutuklu Erkut Ersoy ve Durmuş Ali Özoğlu'nun 'DSS Özel Büro'su, tutuklu Kemal Kerinçsiz'in 'Büyük Hukukçular Birliği', Ergenekon sanığı Bekir Öztürk ile tutuklu Adil Serdar Saçan'ın ' Erol Poyraz'ın '1919 Grubu', tutuklu Mustafa Özbek ve Behiç Gürcihan'ın 'Türkiyem Topluluğu', tutuklu Doğu Perinçek ve Ferit İlsever'in 'İşçi Partisi', sanık emekli orgeneral Şener Erguygur'un 'Atatürkçü Düşünce Derneği', Tuncay Özkan döneminin'Kanaltürk'ü, sanık İsmail Yıldız'ın 'SESAR'ı, tutuklu Ümit Sayın'ın 'Açık İstihbarat Çevresi'? Kuruluşlar bir yana, Ergenekon davasında tutuklu ve sanık 15 isim de buradan çıkıyor? Bir önceki listeyle birlikte toplam 25 isim? Ergenekon davasında 97'si tutuklu 142 kişiden, 25'nin ismi iki yıl önce Başbakan'ın önüne konan Dink cinayetine ilişkin bilgi şemalarında geçiyor. Bu kesişme tüm bu kişilerin Dink cinayetine karıştıklarını göstermez. Ancak ciddi sorular sorulmasını ve araştırmalar yapılmasını gerekirir? Kaldı ki, Dink'i ölüme götüren, hedef haline getiren süreçte kimlerin, nasıl yer aldığını, sorumluluk taşıdığını biliyoruz? Ve bu kişilerin bu listede yer almasının tesadüf olmadığını da kestirebiliyoruz?
Sabri Uzun’un, Hrant Dink suikastına ilişkin verdiği iki farklı ifade soru işareti Dink cinayetine ilişkin çelişkilere bir yenisi daha eklendi. Milliyet muhabiri Nedim Şener’in Hrant Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları’ kitabı nedeniyle açılan davada, 5 gün önce tanık olarak ifade veren İstihbarat Daire Eski Başkanı Sabri Uzun, Trabzon Emniyeti’nin raporu bana gösterilse Hrant Dink ölmezdi’ diyerek dönemin C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’i işaret etmişti. Ancak Uzun’un, 4 Kasım 2009’da İçişleri Bakanlığı müfettişlerine verdiği ifadesinde, Hrant Dink hakkında 17 Şubat 2006 tarihinde intikal eden Haber Raporu’nun gereği yapılmış mıdır’ sorusuna Evet yapılmıştır’ dediği ortaya çıktı. Uzun, ifadesinin devamında ise mahkemede söylediklerinin aksine, Dink ihbarının kaydının yapılmaması ve koruma kararının alınmamasının doğru olduğunu söyledi.BANA BİLDİRİLMEDİ’ DEDİ15 Nisan’da İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Uzun, Dink’e suikast planlandığına ilişkin raporun 17 Şubat 2006’da İstihbarat Daire Başkanlığı’nın sağ şiddet örgütleriyle ilgili birimi olan C Masası’na gönderildiğini, sorumlusu Ali Fuat Yılmazer’in evrakı kendisine göstermesi gerekirken, azınlıklarla ilgili C 2 biri minin arşivine kaldırdığını öne sürdü. Sabri Uzun, 8 Şubat 2002’de, eylem yapılacak şahıslara yönelik, İstihbarat Daire Başkanlığı ve İl İstihbarat Müdürlükleri’ne tamim gönderdiğini ve hedef şahıslarla ilgili bilgilerin işlem yapılmadan ilgili merkez haber alma şube müdürlüğüne bildirilmesini istediğini belirterek, şöyle dedi’17 Şubat 2006 tarihli rapor benim görevli olduğum süre içinde İstihbarat Daire Başkanlığı’nın C Şubesi’ne gelmişti. Vermiş olduğum tamim gereğince işlem yapılmış olsaydı, işlem sonucu bana bildirilseydi ve koruma kararı alınmış olsaydı bu müessif olay gerçekleşmezdi.’KORUMA GEREKİRDİEylem hazırlığı içerisinde olunduğu’ raporunun kendisine gelmediğini, gazetelerden öğrendiğini de belirten Uzun, Erhan Tuncel isimli ajan, grubu kontrol altında tutuyorken Kasım 2006’da görevden alınmış. Bunun üzerine bence yapılması gereken İstihbarat Dairesi’nin alarm durumuna geçip, tamime uygun olarak alarm durumuna geçmesi ve koruma kararı alınması gerekiyordu’ için İstanbul’a bilgi için Ankara’ya17 Şubat 2006 günü akşam saat Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nden gönderilen ihbar yazısında, Yasin Hayal’in ses getirecek eylem planladığı ve hedef olarak da Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i seçtiği anlatılıyor. Söz konusu yazının, bilgi edinilmesi için İstihbarat Daire Başkanlığı’na, gereğinin yapılması için de İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne gönderildiği Dink hakkında koruma kararı alınmaması normalANCAK Uzun’un, beş ay önce İçişleri Bakanlığı müfettişlerine verdiği ifadelerin farklı olduğu ortaya çıktı. İçişleri raporlarına yansıyan ifadelere göre, 4 Kasım 2009 günü müfettişler Sabri Uzun’a, Hrant Dink hakkında 2006 tarihinde intikal eden Haber Raporu’nun gereği yapılmış mıdır’ sorusunu yöneltiyor. Uzun, bu soruya Evet yapılmıştır’ yanıtını veriyor. Uzun’un müfettişlere verdiği ifade şöyle ’17 Şubat 2006 tarihli Haber Raporu sonrasında, Hedef Şahıslar Programı’na Hrant Dink kaydının yapılmaması, koruma kararının alınmaması normaldir. Doğru olan budur. Hatta benim görevden ayrılmamdan sonra benzeri bir Haber Raporu’nun İstihbarat Daire Başkanlığı’na intikal ettiğini duydum. Yine, Hedef Şahıslar Programı’na kaydedilip koruma kararı alınmamış. Normaldir, yapılması gereken budur.’Suçsuz bulunduALİ Fuat Yılmazer halen İstanbul’da İstihbarat Şube Müdürlüğü’nden sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyor. Dink soruşturması kapsamında 5 defa incelemeden geçen Yılmazer hakkında işlem yapılmasına gerek TAMİRAK/Akşam12408900cookie-checkDink için istihbarat çelişkisi
“Hrant Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” adlı kitabında, Emniyet görevlileri Faruk Sarı, Muhittin Zenit, Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’i terör örgütlerine hedef gösterdiği iddia edilen gazeteci Nedim Şener’e, Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülen davada ceza ertelendi. Önceki yargılamada mahkeme, Şener’in kitaba konu belgelerin kitaptan önce gizliliğinin kalktığı, suç unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatına hükmetmişti. Karara tepki gösteren Şener, mahkemenin erteleme kararının iyi niyetli bir durum olmadığını vurgulayarak “Burada bir tehdit seziyorum ben. Mahkeme Hrant Dink konusunda çalışmamam konusunda tehdit mekanizması oluşturuyor” dedi. Cumhuriyet gazetesinden Canan Coşkun’un haberine göre, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, şikâyetçi olan ve aynı zamanda 2007’de katledilen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink soruşturması şüphelilerinden emniyet görevlisi Muhittin Zenit, eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, eski Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı ve eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer katılmadı. Duruşmada 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan gazeteci Nedim Şener’in avukatı Nurcan Bayraktar hazır bulundu. Duruşmada söz alan avukat Bayraktar, kitapla ilgili şikâyetçilere yönelik hakaret suçundan yapılan yargılamada İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararının Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından onandığını anımsattı. Bayraktar, “Aynı daire tarafından karar verilmemekle birlikte görüldüğü üzere benzer durumda beraat kararı incelenip onanabilmekte ve kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi aranmayabilmektedir. Bu sebeplerle mahkemece önceki kararda direnilerek müvekkilimizin aklanması yönünden beraatına karar verilmesini talep ediyoruz” dedi. Mahkeme de Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 28 Mart 2014 tarihli bozma ilamını usul ve yasaya uygun bulduğunu belirterek, oybirliği ile uyulmasına karar verdi. Dosya hakkındaki görüşünü açıklayan savcı da sanık Şener’in terör örgütlerine hedef göstermek suçundan ve açıklanması yasaklanan gizli belgeleri açıklama ve temin etme suçundan cezalandırılması talebiyle açılan davada yargılama esnasında yürürlüğe giren 6352 sayılı basın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların ertelenmesi hakkında yasa gereğince yargılamanın ertelenmesini talep etti. Mahkeme de mütalaa doğrultusunda Şener hakkında yürütülen kovuşturmaların ayrı ayrı ertelenmesine karar verdi. Şener, 3 yıl içinde “basın ve yayın yoluyla ya da diğer düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri ile işlenen ve temel şekli itibarıyla adli para cezasını ya da üst sınırı 5 yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suç” işlemesi halinde, bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olduğu takdirde cezası infaz edilecek. Kararı değerlendiren Şener, ilk yargılamada verilen beraat kararının kendi lehine olduğunu belirtti. Şener, yargılamaya konu kitapla ilgili İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bir dava daha olduğunu anımsatarak “Orada yılla yargılanıyordum. Beraat verilmişti ve Yargıtay tarafından onanmıştı. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin beraat vermemesi için önünde bir engel yoktu” dedi. Şener, “Burada bir tehdit seziyorum ben. Mahkeme Hrant Dink konusunda çalışmamam konusunda tehdit mekanizması oluşturuyor. Gözüm üzerinde’ diyor. Bunlara pabuç bırakacak değiliz tabii. Gerçekleri yazmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Belgeler dava dosyasında Önceki yargılamada mahkeme, geçen günlerde HSYK tarafından görevinden uzaklaştırılan 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk savcısı Celal Kara, Şener’in terörle mücadele edenleri hedef gösterdiği gerekçesi ile 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını, gizli belgeleri temin etmek ve açıklamak suçlarından ise beraatını istemişti. Mahkeme de Şener’in dava konusu kitabını yazmadan önce söz konusu isimlerin kamuoyu tarafından bilindiğini belirtmiş, gizli olduğu belirtilen belgelerin de Hrant Dink davasının görüldüğü mahkeme dosyası içine gönderilen belgeler olduğunu kaydetmişti. Kitaptan önce gizliliğin kalktığını vurgulayan heyet, suç unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle Şener’in atılı tüm suçlardan beraatına hükmetmişti.
dink cinayeti ve istihbarat yalanları pdf