🪀 Futbol Siddettir Futbol Adam Bicaklamaktir
TÜRKİYENİN EN BÜYÜK TEZAHURAT SİTESİ - Texas. 203--1229--318. Ana Sayfa. Filistin Faciası. İddaa Canlı Maç Sonuçları. HABERLER. FİMLER. Futbol Haberleri.
Wewant to make the hairs on the back of your neck stand up every time you play a Dingwall. For our team of craftspeople, building instruments is the most fascinating and fulfilling experience imaginable. It is the meeting place between the technical world of physics and engineering and the emotional world of soul and passion. Instruments from
Discoverthe latest news for Watford FC. Explore fixtures, tickets, results, player and club info, the hornets shop and much more. Come On You 'Orns
Sumérgeteen el mundo infinito de Star+. Encuentra deportes en vivo de ESPN, películas icónicas, comedias animadas, producciones locales y series originales exclusivas.
May2022 June 2022 July 2022 August 2022 September 2022 October 2022 November 2022 December 2022
Theofficial Liverpool FC website. The only place to visit for all your LFC news, videos, history and match information. Full stats on LFC players, club products, official partners and lots more.
DünStadda Futbol Şiddettir Futbol Adam Bıçaklamaktır bestesini eğlenerek söyleyen fenerliler şimdi çıkıp ahlak dersi vermeye kalkmasın yaşamını yitirmiş
WBSmn2. Bu ülkede futbol sahalarında olup biten olaylar sonrasında hep aynı şeyleri duymak tıpkı toplumsal hayatımızın diğer alanlarında olduğu gibi sıradan bir hal almaya başladı. Sıradanlığın hemen ardından boş vermişlik ve kanıksama duygusunun yerleşmekle kalmadığını, durumun daha da içinden çıkılmaz bir yapıya bürünmesine katkıda bulunduğunu yaşadığımız deneyimler bize fazlasıyla göstermiştir. Olup bitenleri stadyum önünde 'Ya Allah bismillah Allahu Ekber' nidalarıyla polisle çatışan gruptan başlayarak incelemeye değil anlamaya çalışalım. Taraftar hafızasında geçmişte yaşanan olayların abartılması ve kahramanlık öykülerinin yaratılması önemli bir yer tutar. Taraftar unutmaz ve unutturmaz, bu yüzden yaşanan şiddet olaylarını sadece polisiye tedbirler ve yasalar üzerinden halledebileceğini düşünmek 'günü kurtarmak'tır. Bir yasa çıkartırsınız ve olan bitenlerin ardından bir de bakarsınız ki çıkarttığınız yasayı uygulayamadığınız için yenisini çıkartmanız gerekir ve o da daha çıkar çıkmaz daha sert tedbirler içeren yeni 'şiddet yasaları'nın hazırlanmasına neden olur. Hiç kimse bu iki takım arasında çıkan olaylar sonrasında kapsamlı bir çalışma yapmayı ve olan bitenin nedenlerini anlamayı düşünmez. Bunun yerine 'cezai tedbirlerin' hatta daha sert müdahalelerin yeterli olacağını belirten bir dil kullanmaya devam ederler. Kullandığınız dil sizin olaylara yaklaşımınızı da önceden belirlediğini ve bu doğrultuda Türkiye'de futbol sahalarında ortaya çıkan şiddetin önüne geçilmesinde yasalar çıkartılmadan da yapılacaklar olduğu gözden sürekli olarak kaçırılır. Çünkü burada insanlar testi kırıldıktan sonra testinin kırılmamasının yollarını ararlar. Ekranlara yansıyan görüntülerde üzerinde konuşulması gereken o kadar fazla ayrıntı bulunuyor ki bunlardan sadece bir tanesinin, polisin durumu üzerine odaklanmakla yetinelim. Bugün Türkiye'de en kitlesel hareketlerin futbol taraftarlarına ait olduğunu dün yaşananlar sonrasında bir kez daha görmüş olduk. İnce ayrıntı polisin yaklaşımıyla ilgili; çünkü polis açısından taraftarlar devletin bekasını tehdit noktasında değiller ve böyle oldukları için de olayları çıkartan taraftarlara yaklaşım daha farklı!! Tehdit algısının oluştuğu durumlarda polisin nasıl eleştirildiğine sık sık şahit oluyoruz, buna karşılık her iki takım taraftarlarının ilk yarıda oynanan karşılaşma öncesinde çıkan olaylarda da yine aynı görüntüler ekranlara yansımıştı. Bir gün önce öğrencileri meydana sokmayan polisler, ertesi gün taraftarların karşısında daha farklı bir davranış göstermişlerdi. Bu sefer de ortada Beşiktaş taraftarları yok, ancak 34 kişi yaralanıyor ve yaralananların 25 tanesi de olaylara müdahale eden polisler. Olayların hemen ardından bütün televizyon kanallarında canlı bağlantılarla yaşananlar üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır. Ne yazık ki bu değerlendirmeler ilk yarıda oynanan karşılaşmaların ardından yapılan ifadelerin bilindik tekrarlarını içeriyor. Futbol sahalarında istenmeyen olaylar meydana geldiğinde 'bize neler oluyor?' sorusunun yanıtını arıyoruz ve olayın üzerinden birkaç gün geçtikten sonra olan biteni, bir sonraki olaylara kadar unutup yaşamaya devam ediyoruz. Burada futbol yerine deprem, sel felaketi, trafik vb. gibi diğer önemli etkileri olan olayları yazdığımızda da durumun değişmediğini örnekler üzerinden giderek hatırlayabilirsiniz. Kimsenin samimi olmadığı bir ortamda oynanmaya çalışılan futbolu bu ülkede kimlerin sevdiği ve neden sevdiği de giderek daha tartışmalı bir hal almaya başlamıştır. Şiddetin kendisinin de dilinin de egemen olduğu bir toplumsal ortamda, ötekini temsil eden taraftarların/takımların yaşama şansı giderek ortadan kaldırılıyor. El birliğiyle bu duruma çanak tutuyor ve ardından neden böyle oluyor soruları ile kendimizi kandırmaya devam ediyoruz. Önceden yapılabilecekleri yapmak yerine durumu gidişata bırakan kültürel yapının futboldaki uzantısı özellikle şiddetin ardından yeniden güçleniyor ve aklımız başımıza gelinceye kadar atı alan Üsküdar'ı geçmiş oluyor. Futbolda şiddet ve çözüm önerileri Stadyumlarda yaşanan şiddet, ülkelerin yapısına ve futbol anlayışına göre değişmektedir. Örneğin, İngiltere'de insanlar sosyal yapının zayıflığından ve işsizlik oranının yüksekliğinden hırslarını stadyumlarda dışa vuruyorlar. İtalya'da futbol, daha ziyade faşizmle kaynaşmış durumda. Holiganizmi ve taraftar şiddetini işsizlik ve eşitsizlik sorunlarıyla açıklayan kuramcılar, doğal olarak futbolda şiddetin sona ermesi için, bu türden sorunların çözülmesi gerektiği görüşünü paylaşmaktadırlar. Ancak yapılan çeşitli araştırmalar sorunun bu kadar basit olmadığını ortaya koymaktadır. İşsizlik ve çeşitli sosyal eşitsizliklerin tehdidi altındaki gençlerin şiddet üzerinden medyanın ilgisini çekerek seslerini duyurmaları tespiti belki sorunun bir boyutunu oluşturuyor, ancak tam olarak açıklayamıyor. Çatışma ve şiddetin temelinde toplumdaki eşitsizlikler, ekonomik sorunlar, işsizlik, politik temsilin yeterli olmaması, ırkçılık ve çarpıtılmış "erkeklik" gibi sosyal faktörlerin etkisi inkar edilemez. Bir yerde seyirciler, karşılaşmalara geldiklerinde, içinde yaşadıkları toplumların ve kültürlerin tarihlerini, sorunlarını, ihtiyaçlarını ve ideolojilerini de getirmektedirler. Etnik kökenlerini dışa vurmak ve onaylatmak isteyen bir bölgeden gelebilirler, ırkçı veya aşırı milliyetçi olabilirler, yaşamlarındaki negatif koşullardan bıkmış olabilirler ve bu nedenle öfkesini ifade etmek istiyor olabilirler. Yine toplum içindeki statüleri bakımından güçsüzlük duygusuna sahip olup, kabul görmek isteyebilirler. Erkekliğin şiddet ve baskınlıktan geçtiğine inanan gençler olabilir. Toplumun küçük bir minyatürünü sunan futbol/spor aynı zamanda var olan gerilim ve çatışmaların da yansıdığı bir alandır. İşte bu açıdan spor/futbol sahalarında ortaya çıkan şiddet konusunda çalışmaların özel bir önemi bulunmaktadır. Türkiye'de spor sosyolojisinin şiddet alanında yapacağı çalışmalar sadece stadyumlarda/spor sahalarındaki şiddeti değil toplumsal yaşamın içerisinde yer tutan şiddetin kökenlerini ortaya çıkarmak ve bu sorunların çözümünde izlenecek yolları da kamuoyuyla paylaşmak durumundadır. Artık her yerde futbol maçları en büyük kitle hareketlerinden bir tanesidir. Bu kitlenin ortak özellikleri odaklanmış olmaları ve ortak kimlik ve aidiyet duygusu taşımalarıdır. Türkiye'de futbol-şiddet ilişkisinin medyadaki yansıması bile problem arz etmektedir. Futbolda şiddeti önleme yasasının medyada ve devletin sorumlu kişilerinin ağzında sürekli olarak 'şiddet yasası' diye anılmaktadır. Bu niteleme bile başlı başına futbol şiddetinin önlenememesindeki bir etkidir. Futbolda şiddetin önlenmesinin temel konsepti stadyumda şiddetin önlenmesi ve maçların sağ salim oynanması değildir. Bu konuda da sahte uzmanlıklar, küçük kapsamlı kısa vadeli, göstermelik ve başarısız projeler üretilmiştir. Ne kulüplerin ne de sorumlu devlet yönetimlerinin elinde şiddetin önlenmesinde rehberlik edecek ve bir yol haritası oluşturacak sistematik veri kayıtları bulunmaktadır. Türkiye'de bu alanda yeterince veri bulunmadığı gibi yapılan çalışmalar da son derece sınırlı olduğu için özellikle medyadaki kanaat önderlerinin etkisiyle şiddeti önleme yasaları ardı ardına çıkartılmaya çalışılmaktadır. Ne yazık ki ülkemizde bu alanda yapılmaya çalışılan, bataklığı kurutmaktan ziyade sivrisineklerle mücadele etmektir, böylesi bir yaklaşım ise her defasında yeniden ortaya çıkacak olan sivrisineklerle mücadele etmek zorundadır. Futbolu nasıl gördüğümüz sorusu? Futbol sahalarında yaşanan şiddet hareketlerine yönelik alacağımız tedbirlere ve yaklaşımlara da ışık tutacaktır. Futbol gibi ülkemiz insanını kaynaştırma potansiyeli hayli yüksek olan bir spor dalı üzerinde yeterince durulmadığı ve özellikle büyük kentlerimizde yaşayan birçok insan için futbolun neredeyse tek bir arada tutma unsuru olduğu gerçeğini gözden kaçırmamalıyız. Futbol sahalarında ve çevresinde gelişen şiddetin sadece futbola özgü olduğunu ve polisiye tedbirlerin arttırılması ile çözülebileceğini düşünmek sadece günü kurtaracak tedbirler önermek anlamına gelecektir. Hayatımızın her alanını tehdit eden şiddet fenomenini futbol özelinde tüm tarafların katılımı ile alt düzeylere indirebiliriz. Bunun başlıca yolu ise futbol üzerinde gerçekten samimi bir şekilde düşünmekten ve bir takım kararların alınıp uygulanmasından geçiyor. Tribünlerde bambaşka bir maç oynanmakta ve bu oynanan müsabakanın şiddeti de ülkemizin ekonomik koşullarında yaşanan sıkıntılarla birlikte giderek daha da yükselmektedir. Bu şiddet ateşini düşürmek zorundayız. Aksi takdirde özellikle Fenerbahçe-Galatasaray; Beşiktaş-Bursaspor; Karşıyaka-Göztepe arasında oynanan müsabakalarda yaşananlarda olduğu gibi rekabetin ön plana geçmesi gereken sportif etkinliklerin düşmanlığa doğru gitmesi kaçınılmaz olacaktır. Sporun gerçek anlamını kitlelere hatırlatmak Bu konuda tek bir çözüm söz konusu değildir öncelikle bunu kamuoyuna anlatarak işe başlamalıyız ve hemen ardından tarihinde imzaladığımız Taraftar Şiddetine Karşı Avrupa Sözleşmesi'ne ve UEFA'nın stadyum güvenliği ve konforuna ilişkin şartları hayata geçirmeliyiz. Sporun gerçek anlamını kitlelere hatırlatacak bir takım etkinlikler yapılabilir; a Bu konuda özellikle taraftarlara yönelik kampanyalarla şiddetin futbol üzerindeki etkilerinin neler olduğunu göstermeye ve yaşananlardan asıl kaybedenin kendi kulüpleri olduğunu örneklerle gösterme yoluna gidilmelidir. bYaşanan olaylara karşı net bir biçimde kuralların altı çizilmeli. Stadyumlarda olay çıkartan kişi ya da kişiler için standart yaptırımlar geliştirilmelidirHerkesi eşit şekilde kapsayacak kararlar hayata geçirilmelidir. Taraftarları en fazla huzursuz eden nokta federasyonun-kulüplere eşit mesafede olmaması ve adaletsiz kararlar alması noktasıdır. Bu konuya hakem boyutuyla ilgili algı eklendiğinde futbol sahalarında yaşanan şiddetin bir bölümünün nasıl oluştuğu daha iyi görülecektir c Taraftar ve taraftar topluluklarının kulüplerle olan ilişkileri güçlendirilmeli, bu grupların daha aktif bir biçimde kulüplerde yer almalarının yolları açılmalıdır. Bu aşamada uzun vadede uygulamaya konulacak olan Kulüpler-Federasyon-Taraftarlar ve Devlet yetkililerinden oluşan, taraftarların eğitilmesine dönük proje ve uygulamaların hayata geçirilmesi için gerekli yasal ve bürokratik adımlar atılmalıdır Avrupa'da yaygın bir biçimde uygulanan Fan-Coaching yöntemi. d Futbolda Fair Play anlayışının yerleştirilmesi ve ödüllendirilmesi doğrultusunda çalışmaları arttırma yoluna gidilmelidir. Medyadan bu anlayışın yerleştirilmesi için daha fazla yardım talep edilmelidir. e Medyanın yapmış olduğu yayınlar üzerine odaklanılmalı ve daha barışçı, şiddet içermeyen bir dil kullanması konusunda girişimlerde bulunulmalıdır. f Ülkemizde federasyon bünyesinde Türkiye'de futbol sahalarında yaşanan şiddetle ilgili olarak bir birim kurulmalı ve bu birimin Türkiye'nin her yerinden elde ettiği verileri bir merkezde toplaması sağlanmalıdır. Bunun için taraftarların tribündeki ve dışındaki davranışları gözlenmeli, özellikle şiddet çıkaran grupların hareketleri izlenmelidir. g Futbol ile bağlantılı her kesimin sorumluluklarını bir diğerine devretme anlayışının, yaşadığımız şiddeti belirsizleştirmekle kalmayıp şiddetin boyutlarını ve etkinliğini de arttırdığını kamuoyuna örnekleri ile gösterilmeli ve bu kesimlerin yaşanan şiddeti bitirme konusunda samimi olmadıklarının altını kalın çizgilerle çizilmelidir. Buraya kadar sıraladıklarım olayın sportif ve bürokratik boyutu olarak yapılması gerekenler, bir de toplumsal boyutları konusunda yapılması gerekenler var ki, bu süreç çok daha meşakkatli ve özveri ile sürdürülmesi gereken bir yol haritasına sahiptir. Bunun içinde öncelikle okullardan başlayarak sporun gerçek anlamda insan hayatı üzerindeki yerini ve önemini anlatacak etkinliklerle işe başlanılmalıdır. Fair Play dürüst oyun anlayışı bu noktada kilit bir öneme sahip bir kavram olarak üzerinde daha fazla düşünülmeyi ve bir hayat felsefesi haline getirilmeyi fazlasıyla hak etmektedir. Fair play Kurallara uymak ve katılan bütün taraflara karşılıklı saygı gösterilmesini amaçlamaktadır. Bu bir anlamda sosyal birliktelik felsefesidir. Fair Play sadece sportif ilişkiler anlamında değil tüm hayatımızda kullanabileceğimiz bir kavram olarak düşünülmeli ve ilkokul sıralarından itibaren çocuklara aktarılmalıdır. Kurallara uyulması ve tarafların birbirlerine saygı duyulmasını öğretmesi anlamında fair play okul sporunun olmazsa olmazlarından birisi olarak eğitim anlayışı içerisinde yer almalıdır. Sporu hayatımıza ne kadar çok sokabilir ve yaygınlaştırabilirsek o ölçüde kendi farklılıklarımızı ve çeşitliliklerimizi de görebiliriz. Bu uygulamaya okullardan başlamak ve okul yoluyla gençlerimizi yeniden kazanmak mümkün olabilir. Aksi takdirde gençler arasında hızla yaygınlaşan şiddet ve bir takım kötü alışkanlıkların önüne geçebilmek gittikçe zorlaşacaktır. Bu konuda tüm toplumsal kesimler üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmek durumundadırlar. Tekrar hatırlatayım alınacak tüm önlemler ve düzenlemeler işin bir boyutunu oluşturmaktadır, hiç kimsenin elinde geceden sabaha şiddeti ortadan kaldırabilecek bir sihirli değnek bulunmamaktadır. Bu açıdan toplumsal yaşantımızda ailede, okulda, sokakta, mecliste kısacası hayatımızın her alanında yaşanan sözel ve fiziksel şiddet ve bunun gazeteler ve televizyonlar aracılığıyla evlerimize girmesinin ardından kat etmemiz gereken çok uzun bir yol olduğunu unutmamalıyız. Bizi Neler Bekliyor? Yasa çıkartmakla işlerin çözülmediğini ülke olarak artık öğrenmek durumundayız. Asıl önemli olan çıkarttığınız yasaları uygulayabilme iradesidir. Halen yürürlükte olan şiddeti önleme yasasının nasıl çıkartıldığını ve bu süreçte yaşananları gözünüzün önüne getirin, tıpkı son dönemde olduğu gibi yaşanan olayların ardından medyadaki bir takım kanaat önderleri yasa çıkmazsa ortalık kan gölüne döner, futbol biter şeklinde açıklamalarda bulundular. İktidar tüm iyi niyetine rağmen üzerinde yeterince durulmamış ve aceleyle hazırlanmış yasayı meclisten çıkarmak zorunda bırakıldı, ne yazık ki yine aynı hataya düşüldü ve yine aceleyle yeni yasa çıkartıldı. Çıkartılan şiddeti önleme yasasını uygulama konusunda hiç kimse üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği için yada bu konuda samimi olmadığı için varolan yaptırımlar uygulanamadı belki de uygulanmak istemedi Yaptırımların uygulanabilir olabilmesi için öncelikle tüm kesimlerin aynı kurallara tabi olması/kılınması gerekiyor oysa ki Türkiye'de taraflara yönelik bir hukuk anlayışı geçerlidir ve bu yapı benim taraftarım/senin taraftarın ayrımının yaşanmasına ve bu ayrımın verilen cezalar nezdinde de farklılaşmasına neden olmaktadır. Tarafların samimi olmadığı ve günü kurtarmaya yönelik sadece emniyet tedbirleri peşinde koştuğu bir ortamda çıkartılacak her türlü yasanın uygulanabilme ihtimali zayıf olacaktır. Şiddetin azaltılabilmesinin yolu sadece çıkartılacak yasalar ve yaptırımlardan geçmeyeceğinin farkına varabilmekten ve tüm toplumsal yaşama dönük uygulamaları hayata geçirebilmekten kaynaklanacaktır. Futbol sahalarında ortaya çıkan şiddeti ve yaşananları sadece bu alana özgü olarak gördüğünüz için sorunun sadece bir boyutunu çözmeye yönelik girişimler yasalar/yaptırımlar/cezalar içerisine girersiniz ve şiddeti önleyemezsiniz. Toplumsal yaşamda varolan şiddeti azaltmadan stadyumlarda yaşanan şiddeti fiziksel ve sözel şiddeti küfür tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Örneğin toplumsal yaşantıda bu kadar fazla küfür kullanılan bir ülkede insanlara 'sakın ha stadyumda küfür etmeyin aksi takdirde üç yıla kadar hapis/para cezası alırsınız' demek pek gerçekçi görünmemektedir. Bunu nasıl yapabileceğiniz önemli bir sorun olarak ortada durmaktadır. Bu olaylar sonrasında tüm kamuoyunun merak ettiği asıl soru ise, verilen bu cezalar sonrasında olayların sona erip ermeyeceğidir. Olayların sona ereceğini ve ortadan kalkacağını düşünmüyorum. Bilakis olayların önlenmesi için çıkartılan 'şiddet yasaları' sonucunda verilen cezalarda topluca tüm taraftarların cezalandırılması mantığı, özü itibariyle olay çıkartan kesimlerin işine yaramakta, mağduriyet psikolojisini/edebiyatını güçlendirmektedir. Oysa olaylara karışmayan ve takımını desteklemek isteyen taraftarlar ise yaşananlar sonrasında verilen cezalarla daha fazla mağdur edilmektedirler. Cezaların olayları çıkartanlara yönelik hale getirilmesi ve bunun dışında kalan kitleleri etkilemeyecek düzenlemelere geçilmesi, federasyonun sürekli vurguda bulunduğu 'marka değeri'nin inandırıcılığı açısından da önem taşımaktadır. Kulüplerin sorumluluğu stadyum içerisinde maçın oynanması ile ilgilidir ancak stadyumun çevresinde yaşanan olaylar sonrasında, 'bunlar hakkında biz ne yapabiliriz' ifadeleri de gerçeklikten uzak beyanlardır. Polisin, taraftarlara yönelik tutumundaki zafiyetin de etkisi ile gerçekleşen olaylar sonrasında kamu güvenliği açısından olay çıkartan takımın taraftarlarına ceza verilmesi kaçınılmazdır. Ancak tam bu noktada bundan sonrası için taraftarsız oynatma düşüncesi yerine neler yapılabilirin ön plana çıkartılması gerekmektedir. Çıkan olaylar ve daha önceki benzerleri taraftarsız oynatmanın gerçek taraftarları cezalandırmaktan başka bir işe yaramadığını fazlasıyla göstermiştir. Üstelik olay çıkartmak isteyen gruplar açısından saha içine girmeden de olayların çıkartılabileceği, yaşananlar sonrasında tüm kamuoyu tarafından dehşetle izlenmiştir. Yaşanan gelişmeler sonrasında 'bize ne oluyor? Ya da neden biz böyle bir toplum olduk?' şeklindeki soruları/ifadeleri televizyonlarda kullananların, içinde yaşadığımız toplumsal yapıya uzak, olan bitenin farkında olmayan kişiler olduklarını düşünüyorum. Giderek daha fazla güç ve para merkezli bir gençlik profilini ön plana çıkartan toplumsal yapının arkasından şiddetin görünür hale gelebildiği üstelik kimlik boyutuyla kendileri gibi olan kitlelere eklemlenebildiği futbol taraftarlığı açısından durum aslında son derece net bir biçimde ortada durmaktadır. Tabloyu iyi okuyabilmenin yolu ise gençlerin ilgi ve beklentilerini yakalamaktan ve onların geleceğe yönelik beklentilerinin neler olduğunun bilinmesinden geçecektir. Futbol ve futbol sahalarında yaşananlar aslında olayın görünen ya da başka bir deyişle görünmesine müsaade edilen boyutudur. Asıl gerçeklik için daha derinlere inmek ve olan biteni yakalamak gerekmektedir. Bu yapılmadığı müddetçe de, çıkartılan ya da çıkartılacak yasalarla futbol sahalarındaki şiddetin önüne geçilemez. AT/ŞA * Yrd. Doç Dr. Ahmet Talimciler, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde öğretim üyesi.
Yüzyıllar boyunca geçerli sayılabilecek bu söz en çok da günümüz Türkiye’sine uyuyor. Çeşitli sebeplerle belirli makam ve mercilerde “hatırları olan” kişilerin, imza attıkları hiçbir eylem için hesap vermediklerini, her zaman paçayı sıyırdıklarını, yaptıklarının her daim yanlarına kar kaldığını her gün dehşet içinde izliyoruz. Bunu günlük yaşamımızın her alanında görüyoruz ve futboldaki hali de bir o kadar adice, rezilce ve riyakârca… Irkçılık yapan futbolcuya, karısını döven gol kralına, sahada terör estiren takım kaptanına, ortalığı karıştıran antrenöre yeterli cezayı vermediniz, kulisler yapıp affettirdiniz, utanması gereken eylemleri için kınamak bir tarafa övgülerle arkasında durdunuz ve sonuç böyle oldu. Evet suçlu sizsiniz! Ancak şarkıda söylediği gibi, “Sarı, mavi, yeşil, meşil fark etmez. Yürüyoruz aynı yolda biz!” Takım veya renk fark etmiyor yani, hepimiz aynı şeyin laciverdi durumundayız! En son Galatasaray’ın şampiyonluğunu ilan ettiği Başakşehir maçında saha kenarında yaşananları izleyip utandık. Futbolun kabadayısı Fatih Terim, rakip teknik kulübesine doğru kavgaya hazırlanır bir yürüyüşle geliyor ve bir anda yumruğunu gösteriyor. Fakat vurmuyor! Eh, vursa daha beter tabii ama böylesi tehditvari hareketlerini daha önce de izledik. Damatlarıyla birlikte kebapçı basma davasında da basit yaralama suçundan aldığı 120 gün hapis cezası 3 bin TL para cezasına çevrilmişti. Trilyonlarla oynayan biri için ödül gibi yani, bir de madalya taksaydınız! Delikanlılık edebiyatını bir kenara bırakalım. Fatih Terim ve benzerlerinin sıralamaya kalksak ansiklopedik kitap olacak skandalları, ülkece utanılacak meseleler değil de nedir? Üstelik bir, iki kere de değil. Herkes bir an kendisini kaybedebilir, davranışlarına hâkim olamayabilir, sonra pişman olacağı hareketler yapabilir. Sonra da çıkar özür diler. Ama değil bunlarda özür dilemek, pişman olmak, hemen her maçta, “mevzularını böyle çözmeye alışmış” insanlarla karşı karşıyayız. Peki taraftar bakalım ne demiş? “Fatih Terim mekan benim diyor” , “Fatih hoca yine postayı koydu” , “Helal sana imparator!” Böylesi bir rezalet üzerine bunları yazabilen aynı taraftar, eminim ki Fenerbahçeli bir antrenör aynısını yapsa kıyameti koparacaktı. Mesela basından örnek verelim. Bir Fenerbahçeli bunu yapsa Fatih Altaylı isimli gazeteci neler yazardı sizce? Şimdi ise şöyle diyor “Fatih Terim artık herkesin ağabeyi, bunları yapmaması lazım!” Yaza yaza bunu mu yazabildiniz, yuh be! Ayrıca benim abim falan değil, nereden çıkarıyorsunuz onu siz! Fatih Terim bugüne kadar hangi yaptığı suçun cezasını çekti Allah aşkına? Hep ödüllendirildi, hep göklere çıkarıldı. Lobi faaliyetleri ve kulis becerisiyle, tanıdığı yetkileri büyükleri sayesinde hep zirvede yer aldı. Siz bunu yaparsanız, “Bu ülkede demek ki işler böyle çözümleniyor” diyen daha çok kişi çıkacak ve hepimizi bataklığa çekmeye devam edeceklerdir. Maç sonrasına bakalım. Fenerbahçe taraftarının kalesi niteliğindeki Bağdat Caddesi’nde şampiyonluk turu atan Galatasaraylıların araçlarına seyir halindeyken yapılan saldırıları izlediniz mi? Kadın, erkek, çoluk çocuk dememişler. Taş, şişe, sopa, hatta kemerlerle saldırmışlar. Kameralara da çok net yansıyan bu görüntülerde işte o şarkıyı söylüyorlardı “Futbol adam bıçaklamaktır!” Ercan Saatçi ve Ufuk Yıldırım’ın “UFER” adıyla çıkardığı albümdeki şarkı “Spor kardeşliktir” sözüne ithafen, “Futbol şiddettir, futbol holiganlıktır, futbola adam bıçaklamaktır” sözleri geçer şarkıda. Esasında müthiş bir ironi barındıran şarkının devamı şöyleydi“Sarı mavi yeşil meşil fark etmezYürüyoruz aynı yolda bizFutbolu şiddet sanan taraftarlarlaYanlış kararlara lafımız!” Yani bir kara eleştiri var ortada ama belli ki karşımızda bir vandal sürüsü var ve şarkıyı eylemine destekleyen kendini bilmezler ancak bu şekilde tatmin oluyorlar. Akşama eve gittiklerinde içlerindeki enerjiyi ve kötülüğü atmış bir şekilde, kimsenin canını yakmış mı, korkutmuş mu, travma mı geçirtmiş diye umursamadan huzur içinde başlarını yastıklarına koyduklarına eminim! Bir de sosyal medyada yapılan savunma şu “Sen Fenerbahçelilerin bu kadar yoğun olduğu bir yerde şampiyonluk kutlamaya kalkacaksın. Haddini bildirirler adama!” Yahu böyle bir şey olabilir mi? Elbette yazılı olmayan bazı kurallar vardır, kişi bu konuda kendisi de dikkatli olmalı da, şampiyonluk kutlamasını Beşiktaşlılar şuralarda yapabilir, Fenerliler şurada, Galatasaraylılar da şurada diye bir sınır mı çizilmiş de bizim haberimiz yok? Hadi karşı taraf buna dikkat etmedi ve durumu da abarttı. Sizin kalkıp canlarına mı kastetmeniz gerekiyor? Bireysel değil organize bir linç girişimi var neredeyse ve ortalıkta ne hikmetse en küçük kalabalık görünce olay yerinde biten polisler yine olmaları gereken yerde yok! Aynı şiddete bir sebeple maruz kalsa belki aylar, belki yıllarca atlatamayacak olan kadınlar, erkekler, gençler, yaşlılar “Ay çok üzüldüm! İyi olmuş az bile yapmışlar, beter olsunlar!” diyebiliyor. Söyleyin, bu nasıl bir canavarlıktır? Kadınların olduğu bir arabanın camlarını patlatmak, şoka girmiş annesinin kucağında sarı kırmızılı formasıyla gözyaşları içinde ağlayan çocuğu da mı görmediniz? Bu sizin veya bir yakınınızın çocuğu olsaydı yine “Hak etmişler ama” mı diyecektiniz? Olay çıkartan karşı taraf olsaydı, bu sefer bu taraf “Ama onlar da böyle yapmasaydı” diyecekti, diğer taraf da bu sefer öbür tarafı “Vandallar, serseriler, katiller, vs…” diye suçlayacaktı. Benzer bir olayın tarafları değiştiğinde de yine tam tersi! Bir de hataları günahları bir kenara bırakıp da bakmaya çalışalım Mesela Anadolu Efes – Fenerbahçe gerginliğinde Ergin Ataman eğer Fenerbahçe’nin koçu olsaydı eminim ki dün Volkan Demirel’in hareketleri için dedikleri,” Helal olsun, adamsın, en büyük Fenerbahçeli, maçası yiyen laf etsin” gibi sözler duyacaktık. Galatasaray taraftarı da bugün olduğu gibi Ergin Ataman’ın arkasında durmayacaktı. Kimsede bir ahlak, hak, hukuk ölçütü yok! Mevzubahis karşı takımsa bam bam bam! Ancak Galatasaraylı Fenerbahçeli farkı değil bu. Tıpkı aklı kıt ırkçılar gibi. Yunanlılar şöyledir, Türkler böyledir, Almanlar şudur, Fransızlar budur falan filan. Hayır her grup, zümre, ırkın içinde hırsızı, ahlaksızı, katili, faşisti, namussuzu, osu busu vardır, iyi insanı da vardır. Bir grup insan asla iyi veya kötü olarak nitelendirilemez, iyisi de vardır içinde kötüsü vardır. Bu kadar basit çözümlenecek bir olayı anlamadığımızdan değil, anlamak istemediğimizden, işimize gelmediğinden olduğumuz yerde sayarak devam ediyoruz. Riyakarlığın iki yüzlülüğün rezilliğin, pespayeliğin en dibi değil de nedir? Ama biz hep haklıyız, karşı taraf hep haksız modunda devam ediyoruz. Konuşmaların özeti de şu seviyeden öteye gidemiyor “Şerefsiniz, hayır siz şerefsiniz, asıl sizsiniz, hayır sizsiniz, hayır siz, siz, siz!” İlk değil, belli ki son olmayacak. Sahaya dalıp futbolculara saldıranlar mı dersiniz, futbolcuların çocuk gibi birbirine girmesi mi, sokakları bir futbol maçı uğruna savaş alanına çevirenler mi, maç davasına birbirini öldüren mi? Kötülere tahammül ettikçe, gerekli caydırıcı cezaları vermedikçe daha da azacaklar, daha da beterini izleyeceğiz… Ama tekrar edelim. “Sarı mavi yeşil meşil fark etmez.” Hepimiz aynı şeyin laciverdi durumundayız.
Error 522 Ray ID 738cc3fdbe8fb83c • 2022-08-11 001343 UTC AmsterdamCloudflare Working Error What happened? The initial connection between Cloudflare's network and the origin web server timed out. As a result, the web page can not be displayed. What can I do? If you're a visitor of this website Please try again in a few minutes. If you're the owner of this website Contact your hosting provider letting them know your web server is not completing requests. An Error 522 means that the request was able to connect to your web server, but that the request didn't finish. The most likely cause is that something on your server is hogging resources. Additional troubleshooting information here. Cloudflare Ray ID 738cc3fdbe8fb83c • Your IP • Performance & security by Cloudflare
Futbol oyununda amaca göre taktik ikiye ayrılır. Savunma Taktikleri Futbol oyununun başlangıcında her iki takımın da birer puanı vardır. Bu puanı arttırmak müsabaka içerisinde yediği golden bir fazlasını atmak ile sağlanabilir. Bu olgudan hareket ile futbol oyununda savunma yapmak, hücum yapmaktan daha kolaydır. Takımların güç dengeleri bakımından rakibinden daha zayıf olan takımlar öncelikle müsabakanın başında puan hanelerine yazılı olan puanı müsabakanın sonuna kadar korumak ve gol yememek için çeşitli savunma taktiklerine dayalı bir oyun izlerler. Savunma taktiğine bakıldığında, bir futbol takımının bir müsabakaya sahip olduğu puanı korumak anlayışı ile başlaması söz konusudur. Bu tip takımlar, genelde iyi futbol oynamak, oyuna güzel katkıda bulunmak endişesi taşımazlar. Müsabakadaki temel anlayış, rakibe istediği futbolu oynatmamaktır. Ayrıca, sürekli savunma anlayışı ile oynayan takımlarda motivasyon, dikkat ve oyundaki denge faktörleri oyunun bitimine değin korunamaz. Bu nedenle büyük bir olasılıkla savunmada gösterilen çaba boşa çıkabilir. Tüm bunların yanı sıra, savunmayı hiçe sayarak gerekli savunma önlemlerini almamak da, sadece hücum futbolu adına kurgulanmış bir futbol anlayışıdır. Oysa, “Hücum Futbolu” kavramı ve anlayışı, savunmayı önemsememek anlamına gelmemelidir. Bireysel Savunma Taktikleri Top ile ve Topsuz Bireysel savunma taktiğine özgü davranış yeterliliği, grup ve takım taktiğine özgü davranış yeterliliğini sağlayan temel faktördür. Bunlar; a İlk toplara müdahale Savunmada temel ilkelerin en başında hücum oyuncusundan önce topa müdahale etmeyi gerektirir. Çünkü savunma oyuncusunun sırtı kaleye dönük durumdadır. Eğer topa ilk hamleyi yapamazsa ikinci pozisyonda savunma oyuncusunun kaleye dönüp topa göre pozisyon alması gerekmektedir. İşte bu dönüş sırasında rakip hücum oyuncusu avantajlı duruma geçmektedir. Bundan dolayı, savunma oyuncusu bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için, ister yerden olsun, ister havadan gelen top olsun hücum oyuncusundan önce çok iyi bir zamanlama ile topu karşılayıp takım arkadaşına ulaştırması veya topu tehlikeli bölgesinin dışına uzaklaştırması gerekmektedir. bHücum oyuncusunun yönünü kaleye doğru çevirtmemek Savunma oyuncusu iyi bir zamanlama yapmamış, rakip hücum oyuncusu topa sahip olmuşsa, burada savunma oyuncusunun dikkat etmesi gereken şey, hücum oyuncusunun yönünü kaleye doğru çevirtmemek olmalıdır. Çünkü, hücum oyuncusunun yönü kaleye doğru dönerse savunma oyuncusu ikili mücadelede zor durumda kalacak, hücum oyuncusu avantajlı konuma geçecektir. c Hücum oyuncusunu tehlike konisi içine sokmamak Futbol oyununda ceza alanı ve şut atma mesafesi dahilindeki ön tarafın özel bir önemi vardır. Atılan gollerin istatistiği tutulduğunda söz konusu bölgenin son derece önem taşıdığı ortaya çıkar. Onun için savunma oyuncusu, eğer hücum oyuncusu topla buluşmuş kaleye yüzünü dönmüş bir duruma gelmiş ise bu koninin dışına doğru savunmasını yapması gerekmektedir. d Oyalama Geciktirme Savunmanın genelde başarılı olabilmesi, savunma oyuncularının rakip hücum oyuncularından sayısal olarak çoğunlukta bulunmasına bağlıdır. Eğer bir takım, savunmada azınlıkta bir durumda yakalanmışsa, savunma oyuncusunun hücum oyuncusuna hemen müdahalede bulunması bazı sakıncalar yaratabilir. Bu nedenle, savunma oyuncusunun orta sahadan yeterli destek gelinceye kadar hücumu geciktirmeye çalışması yani oyalanması, sayısal olarak savunmanın çoğalmasını ve sağlamlaştırılmasını sağlayacaktır. e Derinlik Savunma oyuncusunun rakip hücumlarında, tek hat, yani, çizgi savunma anlayışından uzaklaşmasıdır. Rakip hücum oyuncusu ile ikili mücadeleye girmiş savunma oyuncusu, pozisyonu takım arkadaşından, oyunun tempo ve ritmine göre en az 3-4 metre mesafede takip etmesi gerekir. Hücum oyuncusu, savunma oyuncusunu geçtiği anda derinlik sağlanmamış ise, rakip oyuncu doğrudan kaleci ile karşı karşıya kalabilir. Verilen derinlik sayesinde ikili mücadeleden çıkan hücum oyuncusuna ikinci bir savunma yapma olanağı doğar. f Denge Oyunda kim daha az hata yapar ya da rakibin yaptığı hatayı kim daha çok değerlendirirse, o takımın müsabakayı kazanma olasılığı artar. Onun içindir ki, özellikle savunmada çok dikkatli ve dengeli olma zorunluluğu vardır. Denge, hücum oyuncularının çoğunlukta olduğu pozisyonlarda hemen ikili mücadeleye girmeme, savunmada sayısal olarak üstünlük sağlandığı zaman topun olduğu yöne doğru tüm hücum oyuncularının kontrol edilmesini sağlayacak biçimde savunma yerleşimine girilmesidir. Genelde goller savunmanın dengesini yitirdiği anlarda atıldığından, savunmada denge oldukça önemlidir. g Kademe Savunma yapan bir oyuncu, oyun sırasında rakip oyuncuyla ikili mücadeleye giren takım arkadaşı ile kesinlikle aynı hat üzerinde durmamalıdır. Aksi halde, savunma yapan takım arkadaşını geçen hücum oyuncusu tarafından kendisini de ekarte edebilir. Bundan dolayı, rakip oyuncunun süratine, çevikliğine ve top tekniğine de bakarak savunma yapan oyuncunun arkasında bir kademe uzaklığı bırakılmalıdır. h Savunmada yer tutma Savunmada genel prensip olarak, savunma oyuncusu rakip ile kale arasında yer almalıdır. Bu yer tutmayı başaramayan savunma oyuncusu rakip hücum oyuncusuna büyük avantaj sağlar. Savunmanın başarılı olabilmesi öncelikle savunma yapan oyuncunun iyi bir yer tutmasına bağlıdır. Temel ilke olarak, savunmada kendi kale sahasına yaklaşıldığında, hücum oyuncusu ile aradaki mesafeler azaltılır hatta bitişik duruma getirilirken, orta saha bölgesine yakın yerlerde mesafeler uzak tutulur. Grup Savunma Taktikleri Yukarıda açıklanan olgular, savunma anlayışı içerisinde, yani top rakipteyken futbolcunun o andaki durumu ile ilgili bireysel işlevlerini içermektedir. Top rakibe geçtiği andan itibaren bir takımın hücum, orta saha ve savunma gruplarında farklı bir savunma anlayışı gündeme gelmektedir. Bu anlayışa grupsal savunma taktikleri adı verilir. Grupsal savunma taktikleri iki ana başlık altında incelenir a Alan savunması Alan savunmasında, her bölgedeki oyunculardan kendi bölgelerini kontrol etmeleri, yani bu bölge içerisinde yer alan hücum oyuncularına karşı koymaları istenir. Bu savunma taktiği, oyuncular arasında iyi bir uyumu gerektirir. Kondisyonel faktörleri zayıf elemanlardan kurulu takımlar için uygulanması zor bir savunma taktiğidir. Teknik ve taktik kapasitesi ile kondisyonel faktörleri çok iyi olan takımlara karşı alan savunması başarılı olamaz. Alan savunması, organize olmuş ekipler için uygulamada çok ekonomiktir. Topun elde edilmesi anında tüm gruplar ortaklaşa bir uyum içerisine girdikleri için, bireysel savunmaya göre hem daha pratiktir hem de daha az efor harcanır. Hücuma çıkma şansı daha çok artar. Alan savunmasının başarılı olması, savunma pozisyonundaki oyuncuların, bölgelerine gelen hücum oyuncularına oranla top kullanma ve pas verme alanlarını saptamasına ve bu alanların doldurmasına bağlıdır. b Adam adama savunma Adam adama savunmada, savunma görevi verilen futbolculara, top rakibe geçtiği andan itibaren rakibi tüm saha içerisinde etkisiz hale getirmeleri istenir. Adam adama savunma organize olmamış rakiplere karşı çok daha rahat uygulanır. Çünkü, bu tip takımlarda adam adama savunmaya karşı hücumda hareketlilik olmadığı ve sadece bireysel yeteneklerle gole gitme düşüncesi olduğu için verilen görevlerde pek aksama olmaz. Fakat, adam adama savunmada özellikle kanat oyuncularının ve santraforların hücum içerisinde hareketlilik göstermeleri, adam adama savunmayı zorlaştırabilir. Hücum Taktikleri Futbol oyununda rakibe üstünlük sağlamak ve müsabakayı kazanmak için gol atmak gereklidir. Bir takımın gol atabilmesi için de sürekli olarak hücum denemelerine girmek ve rakip savunmanın yapacağı hataları kollamak gereklidir. Organize olmamış rakiplere karşı etkili hücum oyuncuları bireysel yeteneklerini kullanarak çok rahat gol üretmelerine karşın organize olmuş savunmalara karşı bu yeteneklerini rahatça kullanamazlar. Bu tip takımlara karşı, genel grupsal hücum taktiklerinin değişik şekillerde denenerek rakibin hataya zorlanması, golü yaratan başlıca etkendir. Hücum taktikleri iki şekilde incelenir. Bireysel Hücum Taktikleri Top ile ve topsuz a Süratli top sürme ve aldatma Rakip savunmanın dengesini bozmak ve henüz yerini almamış savunmalara karşı süratli top sürme ve aldatmalarla gol pozisyonları üretilebilir. Yalnız dengeli bir savunmada süratli top sürme ve aldatma kademe ve derinliğe çok rahat takılabilir. b Boş alan yaratmak Savunmanın dengesini bozmak için futbolcunun topsuz olarak ters yöne doğru koşu başlatarak hareketlenmesi, savunmanın koşu yönüne doğru önlem almasını sağlar. Hareketlenen futbolcunun boşalttığı alana atılan uzun toplarla gol bölgesine rahatça girilmesi kolaylaşır. Savunma, hareketlenen oyuncuya önlem almaz ise, kaleye doğru hareketlenen oyuncunun önüne atılacak derin pas ile oyuncu gol pozisyonuna girebilir. c Orta yapma alanına kanatlara girme ve isabetli gol ortaları yapma Özellikle kalabalık savunmaların dengesini bozabilmek ve kademeyi ortadan kaldırabilmek için orta yapma alanına girilmesi gerekir. Kanatlarda görev yapan ya da buralara sürpriz olarak giren oyuncuların bireysel olarak bu alanlara girip isabetli gol ortaları yapmaları organize olmuş savunmalar için oldukça etkilidir. d Şut alanına girme ve isabetli şut atma Hücum oyuncularının rakibin savunma bölgesi içerisine sızmaları ve kaleyi cepheden gören bölgelerde top ile buluşarak isabetli şut atmaları, hücum oyuncularından istenen bireysel taktiklerin başında gelir. Bir futbolcunun isabetli vuruşlarla gol yapması, o futbolcunun teknik kapasitesi ile de yakından ilgilidir. e Top saklama-yardımlaşma Hücum oyuncusu savunma bloğundan içeriye doğru atılan bir topu yakaladığında rakip savunma sayısal olarak fazla ise, orta sahadan gerekli yardım gelene kadar topu kendi kontrolü altında tutabilmesi, rakibe topu kaptırmaması şekliyle yorumlanabilir. Sayısal olarak yeterli yardım geldiğinde yeniden hücum başlatılır. Bu durumlarda hücum oyuncularının topu saklamaları için yüksek bir top tekniğine sahip olmaları gerekir. f Duvar pası Hücum oyuncuları markaj altında kaldıkları durumlarda, orta sahadan gelen sürpriz hücum elemanlarına, hücum bölgesinde duvar pası ver-al ile gol yapma olanağı tanımalarıdır. Ver-kaç pozisyonlarında hücum elemanları, top ile gelen arkadaşlarına kendisini çok iyi gösterip topla buluşur buluşmaz vereceği pas ile onu gol pozisyonuna sokmalıdır. g Yaratıcılık Futbolcunun kendisine özgü olarak zor durumlarda ya da gol bölgelerinde rakibini oyundan düşürme ya da son vuruş tekniği olarak becerilerini ortaya koymasıdır. Grup Hücum Taktikleri Bir futbol takımının hücum taktiğinin ön koşulu,bireysel hücum taktiğinin bileşenleri olarak ortaya çıkan grupsal hücum taktiklerini aşağıdaki gibi sıralamak olasıdır. a Oyunda yön değiştirme Bir müsabaka süresi içinde topun daha sık olarak geldiği veya rakibin kuvvetli olduğu bölgelerde savunma çok daha dikkatlidir. Buradan yapılan ataklar sonuçsuz kalırsa, bu bölgeye top gelir gelmez ters kanada doğru uzun pas ile oyunda yön değiştirilerek karşı tarafta savunma azınlıktayken gol yapma şansı artar. b Hücumda genişlik Savunma, genel olarak hücumu dar alana sokarak topu rahatça kazanmak ister. Eğer hücum bu şekilde davranış içerisine girip hücumda, belirli bir bölgeyi kullanıp buradan gol atma düşüncesi içerisine girerse, kademeli, dengeli ve derinliği olan bir savunma ile karşı karşıya kalır ve başarısız olma olasılığı artar. Hücumun tüm sahayı, gol bölgelerindeki geniş alanları kullanması anlamına gelen hücumda genişlik, savunmanın hata yapmasına neden olur. c Kanat oyunları Futbol oyununda en çok kullanılan grup hücum taktikleri kanat oyunlarıdır. Özellikle süratli top sürme, çalım atabilme tekniğine sahip ve isabetli ortalar yapabilen kanat oyuncularından kurulu takımlar tarafından başarı ile uygulanır. Kanat oyuncuları arasında, kanatlarda örme ve bindirme sonucu sürpriz futbolcular hücuma sokularak, özellikle hücumda hem sayısal çoğunluk hem de hareketlilik sağlanarak savunma dengesi bozulur. d Kombinasyonlar Kombinasyonlar, grup taktiklerinin maça yansıması açısından önemlidir. Bu konuda başarılı olabilmek, topa sahip olan oyuncuya doğru takım arkadaşlarının çoğalması ile mümkündür. Topa sahip oyuncuya gerekli yardım yapılamaz ise, rakip pres sayesinde topa sahip olan futbolcuyu dar alana sokarak rahatlıkla topu kazanabilir. Ayağında top olan futbolcuyu rahatlatmak için, takım arkadaşlarının boşa çıkarak verilecek pasa hazır olmaları, top ayağında olan futbolcuya pas verme olanağı sağlar. Bu temel kombinasyon ile, rakip takımın savunma anlayışında dengesizlikler ve açıklar bulunabilir. Futbol oyununda kombinasyonlar aşağıdaki varyasyonlarla uygulanabilir. Top Değiştirme Top ayağında olan futbolcuya rakipleri tarafından bir baskı geldiğinde, topsuz olan arkadaşının ona doğru bir koşu başlatarak topu arkadaşından alıp hareketine devam etmesi ile rakip defansın savunma anlayışının yanılgıya uğratılmasıdır. Duvar Pasları Topa sahip oyuncunun, savunmanın markajından kurtularak boşa kaçan takım arkadaşına topu verip süratli bir koşudan sonra topu almasına duvar pası ver-kaç denir. Özellikle, derinliği olmayan savunmalarda duvar pası doğrudan gole gitmek için son derece geçerlidir. Duvar pasında alınan ve verilen pasın isabeti, sertliği, zamanlaması son derece önemlidir. Bu çalışmalar antrenmanlarda sürekli olarak pekiştirilmeli ve çok kısa sürelerde ekonomik olarak yaptırılarak müsabaka şartlarına uyum sağlatılmalıdır. Bindirme Özellikle kanat bölgesinde daha sıkça uygulanan dar alanlarda kısa mesafelerde top ayağında olan futbolcunun pasını verdikten sonra pas attığı arkadaşının arkasından geçerek, boş alan yaratması ve başlatılan koşuya birinci pası alan futbolcunun, pası verip koşan futbolcuyu topla buluşturmasına denir. Bir Takımın Savunma Anlayışı ve Müsabakadaki Savunma Düzeni Yukarıda belirtilen bireysel savunma taktikleri ve grupsal savunma taktikleri hiçbir zaman bağımsız olarak bir anlam taşımazlar. Günümüz futbolunda savunma, top rakibin ayağına geçince başlayacağı için, müsabaka içerisinde en uçta oynayan forvetten en geride oynayan kaleciye kadar belirli görev ve sorumlulukları yerine getirmeleri istenir. Takımı oluşturan futbolculara gerek kondisyonel, gerekse de teknik ve taktik özelliklerine göre belirli görevler verilir. Bu görevler içerisinde tüm oyunculardan hücum oyuncuları da dahil bireysel savunma taktiklerinin yanı sıra, alan savunması ve adam adama savunma görevlerini kusursuzca yapmaları istenir. Bir futbol takımının, ne zaman alan savunması ne zaman adam adama savunma yapacağı, rakip hücuma ve müsabakadan müsabakaya göre değişiklik arz eder. Bu nedenledir ki, ister hücum oyuncusu olsun ister orta saha ve savunma oyuncusu olsun, takımı oluşturan bütün futbolcular bireysel savunma taktiklerinin yanı sıra, alan savunması ve adam adama savunmayı çok iyi bilmek zorundadır. Hücum oyuncularının savunma yapmaları ya da savunmada yardımcı görevler üstlenmeleri takım savunması ve de müsabaka savunma taktiği açısından önemli avantajlar sağlar. Savunma İle İlgili Taktik Uygulamaların Amaçları, Önşartları, Avantaj ve Dezavantajları Futbol oyununda genel savunma anlayışı ile taktik uygulamalar iki şekilde incelenebilir; a Forechecking ve presle yapılan savunma Forechecking, topu kaptırdıktan sonra, rakip sahada hemen topun kazanılmasına denir. Hücumda iken topun kaptırılması sonucu özellikle hücum oyuncuları tarafından top ayağında olan savunma oyuncularına yapılan presi içerir. Topun hücumda kaptırılmasından sonra bütün futbolcuların çok iyi bir uyum içerisinde agresif bir tempoda birbirlerinin boşluklarını doldurarak savunmayı başlatmaları gerekir. *Avantajları Top süratli bir şekilde tekrar kazanılır. Savunma, hücum oyuncuları ile başlatıldığından ve rakip sahada yapıldığından koşu mesafeleri azalır. Özellikle zamana oynayan takımların zaman çalması engellenir. Teknik kapasitesi düşük takımlara karşı uygulandığında olumlu sonuçlar yaratma olanağı artar. *Dezavantajları Özellikle teknik kapasitesi yüksek ve süratli hücum oyuncularından kurulu ekiplere karşı uygulandığında, savunma hücumdan başlatıldığı için bloklar arası mesafeler daralır. Rakip tarafından ileriye doğru atılan derin ve sızma paslar ile kontratak olanağı verilebilir. Hücum oyuncuları sürekli olarak rakip baskısı altındadır, forechecking ve prese dayalı savunmada fazlaca efor sarfederler. b Geriye sarkma Bu tip savunma anlayışında top rakibe geçtiği anda ilk iş olarak kaleyi korumak için, kale önüne doğru geriye çekilme uygulanır. Topla gelen hücuma karşı doğrudan savunma yerine, oyalama yapılarak, savunmada birikme sağlanmaya çalışılır. Forechecking olayının aksine, geriye sarkmada tam anlamı ile defansif düşünce egemendir. Kontratak düşüncesi savunma blokundan başlar. *Avantajları Rakibin kontratakları rahatlıkla önlenir. Rakibin savunma bloğunda geniş alan bulma şansı zayıflar. Rakip hücumda dar alana sokulur. Alan markajı ile birlikte uygulandığında, dengeli bir savunma yaratılır. Bu tip savunma anlayışında rakip tüm hatları ile geldiğinden, hücumda boş alan bulma şansı oldukça artar. *Dezavantajları Geriye sarkma ile yapılan savunmada orta saha genelde rakibe bırakılır. Savunmada iyi birikilmesine karşın, anlık bir konsantrasyon bozukluğu hata yapılmasına neden olabilir. Orta saha genelde rakibe bırakıldığı için oyundaki tempo ve ritmi rakip belirler. Hücum ile İlgili Taktik Uygulamaların Amaçları,Önşartları, Avantajları ve Dezavantajları Futbolda hücum ile ilgili taktik uygulamalar iki şekilde incelenebilir. a Kontratak Rakibin hücuma dengesiz bir şekilde çıktığı durumlarda rakibin boşalttığı alanlara, topun kazanılmasından hemen sonra atılan derin, dik, diagonal paslarla ya da orta sahayı çok süratli bir şekilde geçerek gerçekleşir. Kontrataktaki temel düşünce, defansif durumdan ani hücuma geçiştir. Kaleci de dahil olmak üzere, dengeli ve emniyetli bir savunmaya ihtiyaç vardır. Kazanılan topları, hücum bölgesindeki oyuncularla buluşturmak için, çok iyi bir teknik kapasiteye sahip olmak gerekir. Bunun yanında, orta saha ve hücum bölgesindeki oyuncuların süratli ve çalışkan olmaları istenir. *Avantajları Kontratak ile hücum anlayışında, ileri uç oyuncuları için geniş alanlar vardır. Rakip savunmanın, bu hücum anlayışından dolayı dengesi bozulmuş ve geniş alanlar hücuma bırakıldığı için hata yapma riski artmıştır. *Dezavantajları İleri uç elemanları kontrataklarda yalnız kalırlar. Bloklar arasında bağlantı az olur. İleriye doğru atılan kalitesiz paslar rakip savunma tarafından rahatlıkla karşılanır. Kontratağa çıkışlarda olumlu pas yüzdeleri oldukça düşüktür. b Merkezi hücum Özellikle iç sahada ve seyircinin de psikolojik baskısı altında oynamak durumunda kalınan oyun şeklidir. Bu hücum şeklinde, topla oynama yüzdesi daha fazladır. Orta saha kısa ve garanti paslarla geçilir. Bunun için özellikle teknik kapasitesi yüksek oyunculara ihtiyaç duyulur. Bloklar arasındaki bağlantı iyidir. Savunma oyuncularının süratli ve güven verici olması gerekir. *Avantajları Bu tarz oynayan takımlarda, garanti paslar nedeni ile topa sahip olma yüzdesi daha fazladır. Bu da, bir takımın kendine olan güvenini arttırır. Zaman zaman forechecking daha rahat uygulanır. *Dezavantajları Merkezi hücum nedeni ile zaman kaybı olacağından ileri uç oyuncularının oyun alanı daralır. Rakibin başlattığı kontratağa karşı önlem zor alınır. İsabetli şekilde rakip kaleye gitme şansı azalır. Taktik İçin Gereken Ön Koşullar Takımı için bir taktik düşünen antrenörün, öncelikle kendi oyuncularının teknik kapasitesi, kondisyon düzeyi, psikolojik yapısı ve algılama yetilerini çok iyi irdelemesi gerekir. Bu işlem yapılmadan verilmek istenen taktik, amaçlanan sonuçlara ulaşmayabilir. Antrenörün, futbolcularını çok iyi tanıyıp onların bireysel ve grupsal olarak yeteneklerini belirledikten sonra onlar için en uygun ve verimli oyun sistemini planlayarak, buna göre oyuncu yerleşimini yapması gerekir. Oyuncu montajı yapılırken, her oyuncuya olanak sağlanarak, müsabaka şartlarında sisteme uygunlukları iyice test edilmelidir. Bunun tersi bir yaklaşım ise, belirli bir oyun sistemini önceden planlayıp, futbolcu özelliklerini tanımadan belirlenmiş olan sisteme oyuncu yerleşiminin sağlanmasıdır. Tevfik Ata Tekin-İsmail Topkaya
"futbol adam bicaklamaktir" diye devam eden bir psikofanatik er in futbol adli sarkisinin melodisi ile soylenmektedir. aynı taraftar grubu bir de üzerine şarabı da içeriz esrarı da çekeriz diyorsa zaten , küçücük çocuklar ölür, kız arkadaşınla annenle kardeşinle maça gidemezsin, en büyük keyifkerden biri olan canlı maç seyretmeyi unutup televizyondan havanı alırsın.bkz yeter be sari mavi yesil mesil farkederyuruyoruz ayri yolda bizfutbol siddettir futbol holiganliktirfutbol adam bicaklamaktir... fenerbahçe taraftarına yakışmayan bir güruh tarafından söylenen haline aşağıdaki adresten ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
futbol siddettir futbol adam bicaklamaktir